Aşk sandığınız şeyin narsisizmden başka birşey olmadığını söylesem?

news-details
Deneme

Hikâyeye göre tanrılar tarafından kendi kendine âşık olmakla cezalandırılan Narkissos bir gün nehre yansıyan aksini görür. Hayranlıkla bu aksin karşısında silüetini izleyen Narkissos, bir müddet sonra, bu hiç beklemediği anda karşısına çıkan ''güzelliğin'' cazibesine dayanamaz hâle gelir ve sudaki yansımasına sarılmak ister.

Ancak bu arzusu hüsranla sonuçlanır ve Narkissos nehrin içine düşer.

Yüzme bilmeyen kahramanımız Narkissos, içine düştüğü nehirden çıkamaz ve boğulur.

Narkissos'un boğulduğu yerde nergis adı verilen bir çiçek büyür. O gün bugündür nergis çiçeği de kendini beğenmişliğin, kibrin sembolü hâline gelir.

Aslında bu hikâyede anlatılan şey, modern insanın “aşk” adını verdiği duygu yoğunluğunun kökeninin ne olduğudur.

Nasıl yani diyeceksiniz, şöyle açıklıyayım: Öncelikle birinden hoşlanırsınız, onu kendi kafanızda kurduğunuz hayallerle kutsarsınız. -ki buna Stendhalkristalizasyon diyor- Yani o kişiyi sahip olmadığı değere ulaştırmak için bir nevi kristallerle süslersiniz.

Bu kutsama o kişiyi ulaşılmaz bir aziz (azize) yapana dek sürer. Sorun şudur ki karşınızdaki kişi (erkek ya da kadın) gerçekte sizin kafanızda kurduğunuz ve kutsadığınız kişi değildir. Siz, farkında olmadan da olsa ona onda olmayan ama sizin onda olmasını istediğiniz tüm vasıfları yüklemişsinizdir. Bu vasıflar, sizin kafanızda oluşturduğunuz “kendinize ait olan” düşüncelerdir aslında. Bunu da âşık olduğunuzu sandığınız kişi üzerinden kurduğunuz hayaller vasıtasıyla yapmışsınızdır. Ancak bu hayallerin senaryosu hep “kendinize” aittir. Kurduğunuz hayalde âşık olduğunuzu sandığınız kişi sizin hayal gücünüzün komutlarıyla çalışır, tamamen edilgendir.

Siz farkında olmadan -bu hayaller vasıtasıyla- kafanızda kurmuş olduğunuz benlik algınızın yansıması olan bir “hayalet”e mantıksız bir hayranlık duyuyorsunuzdur aslında.

Ancak bu yanılsamanın körlüğüyle, zamanla o kutsadığınız kişiye karşı tükenmez duygular beslediğiniz hissine kapılırsınız. Oysa sizin “aşk”ınız gerçek hayattaki o “kişi”ye değil, kafanızda kurduğunuz “düşünce”ye yani kendinizedir.

Hiç düşündünüz mü? Bir insanın kafasında kurduğu mükemmelin aksini bir başka insanda görüp ona bağlanma eğilimi ile Narkissos'un kendi mükemmelliğini suda görüp ona sarılma eğilimi ne kadar da ortak aslında?

Ancak hikâyenin sonunda Narkissos, kendi aksine duyduğu hayranlık yüzünden, boğuluyor!

Sakın siz de kendi düşüncelerinizin aksine duyduğunuz ve size aşk olarak görünen bu yansımada (Yanılsama da olabilir.) boğuluyor olmayasınız?      

Kaan Eminoğlu
Gerçek Edebiyat

Sosyal Medyada Paylaş

author

Kaan Eminoğlu

gercekedebiyat.com yazarı,

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..