Almanya'da hükümet kurmaya kimsenin acelesi yok!
Almanya’da seçim sonrası koalisyon çalışmaları, ağır çekim görüntüleri içinde gazetelerin manşetlerinde yer almaya başladı. Kimsenin acelesi yok! Var olan sistemin dişlilerini döndüren çarklar hükümetsiz de ülkeyi yönetmeye devam ediyor nasılsa.
Parlamenter demokrasilere özgü bir olgu olmasına karşın 1960’tan 2002 Kasımına kadar yaklaşık 41,5 yılın yarısından fazlası koalisyon hükûmetleri ile geçmiş olan Türkiye’de yaşananları anımsayınca yine bir koalisyon ülkesi olan Almanya’da yapılan çalışmaları ve açıklamaları görünce farklılık bir tokat gibi yüzünüze vuruyor. BAŞBAKAN BELLİ YARDIMCISI KİM OLACAK? "Başbakan kim olacak?" sorusunun yanıtı belli de başbakan yardımcısının kim olacağı henüz belli değil. Her ne kadar Armin Laschet, "Jamaika Koalisyonunun" kendi başbakanlığında kurulacağına kesin olarak inanıyorsa da, basında yer alan açıklamalar Birlik partileri CDU/CSU’nun bu konuda Laschet kadar inançlı olmadığını gösteriyor. Onlar da halkın istemediği bir kişinin başbakan olamayacağını biliyorlar. Birlik ve Yeşiller arasında tartışılan başlıklar şöyle. Finans ve vergi politikası: (Bu konuda iki parti arasındaki görüşlerde derin uçurumlar var). Yeşiller, Birliğin reddettiği yüksek gelirlileri ve varlıklğları daha ağır bir şekilde vergilendirmek istiyor. Diğer taraftan CDU ve CSU, herkes için dayanışma ek ücretini kademeli olarak kaldırmak istiyor. Yeşiller, örneğin, devletin ekonominin iklim dostu yeniden yapılandırılmasına daha fazla yatırım yapabilmesi için Temel Kanun'da yer alan borç freninde bir reform istiyor. Birlik içinde borç freninin "gevşetilmesine" karşı çıkan pek çok kişi var. Enerji ve iklim politikası: Yeşiller çatılarda güneş enerjisi sistemlerinin zorunlu olmasını istiyor. 2030'dan itibaren, yalnızca emisyonsuz otomobiller kayıt altına alınacak - bu, benzin ve dizel gibi fosil yakıtlarla çalışan klasik içten yanmalı motorun sonu olacaktır. Birlik yasakları reddediyor, teşviklere güveniyor. Örneğin, daha fazla güneş çatısı için sahipler için faizsiz krediler içeren bir sübvansiyon programı istiyor. Ayrıca, Yeşiller'in istediği gibi ulaşım ve ısıtma sektörlerindeki CO2 fiyatının daha hızlı yükselmesi gerekip gerekmediği Birlik ve Yeşiller arasında tartışmalı konulardan birisi... Ulaşım: Hem Birlik hem de Yeşiller, daha fazla insanın kullanabileceği demiryolunu ve yerel toplu taşımayı genişletmek istiyor. Yeşiller otoyollarda genel bir hız sınırı istiyor. Kilit noktalardan biri de bu. Özellikle CSU buna kesinlikle karşı çıkarken CDU'da da bu konuda büyük çekinceler var. Diğer anlaşılamayan konu ise kömür kullanımın azaltmak ve sonlandırmak. Bu konuda Yeşiller 2030 yılına kadar çözümlendirilmesini isterken CDU ve CSU tarih olarak 2038 yılını işaret ediyor. Dış ve güvenlik politikası: Yeşiller, NATO'nun gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde ikisini savunmaya harcama hedefine, Almanya'da ABD atom bombalarının sürekli konuşlandırılmasına olduğu kadar şüpheyle bakıyorlar. Bunun yerine, Birliğin nükleer silahsızlanma için yanlış yol olduğuna inandığı Birleşmiş Milletler Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşmasını destekliyorlar. Yeşiller, Alman ordusunun savaş uçağı ile donatılıp donatılmaması gerektiği konusunda henüz görüşünü açıkça belirtmiş değil. Birlik bunu bir koalisyon anlaşmasına koymak istiyor. Göç ve iç güvenlik: İki parti arasında bu konuda geleneksel olarak büyük farklılıklar var. Örneğin, CDU ve CSU, Almanya tarafından kabul edilebilecek belirli sayıda göçmen tanımına şüpheyle bakıyor. Tüm bu anlaşmazlıklara bakınca olası bir Jamaika (CDU/FDP/YEŞİLLER) koalisyonunun gerçekleşme şansının olmadığı açıkça görülüyor. İkinci bir etken ise Birlik partilerinin, halkın güvenini kazanamayan ve Alman seçmen tarafından istenmeyen Laschet başkanlığında bir iktidardan umutlarının olmaması. Koalisyon görüşmelerini o nedenle seyirciye oynayan takımlar gibi seçmenini yatıştırmak, sakinleştirmek istercesine umutsuz ve isteksiz yapıyorlar. CDU ve küçük ortağı CSU daha güçlü gelebilmek ve kaybettiği seçmenini tekrar geriye kazanabilmek için sadece partililerin değil tüm Almanya’da sempati toplayan güçlü bir aday bulma çalışmaları içindeler. Öyle ki CSU başkanı Markus Söder yaptığı açıklamada "Olaf Scholz Başbakan olmak için en iyi şansa sahip lider" ifadesini kullanabiliyor. Alman halkının büyük çoğunluğu SPD, Yeşiller ve FDP koalisyonunun kurulup başına da SPD'den daha çok beğenilen başbakan adayı Olaf Scholz’ün geçmesine kesin gözüyle bakılıyor. Ama –yeni gelin– gibi naz yapan ve eline geçen tarihi fırsatı değerlendirmek için sonuna kadar isteklerinden taviz vermesi zor gibi görünen Liberaller’i (FDP) Yeşilleri devreye –tok alıcıyı– oynayıp fazla ödün vermeden FDP’yi ikna etmek istiyorlar. Bu nedenle Yeşiller geçenlerde ayni gün dört kez FDP ve iki kez de SPD ile bir araya geldi. YEŞİLLER CDU'YU ‘BİLD’ GAZETESİ ARACILIĞIYLA İLETİŞİM KURMAKLA SUÇLUYOR Yeşiller, SPD ve FDP ile bir (Lamba) koalisyonu için çabalıyorlar, ancak Birlik ve FDP ile yapılabilecek olası bir koalisyonu da dışlamıyorlar. SPD’ye karşı ellerinde kullanabilecekleri koz haline getiriyorlar. Diğer taraftan da aralarındaki görüşmeleri basına sızdıran Birlik partilerini sağduyusuz olmakla suçluyorlar. Almanya’nın en çok satan bulvar gazetesi olan Bild’i –aracı– olarak kullandığı için eleştirip bu şartlar altında gelecek için ışık görünmüyor açıklamasını yapıyorlar. Yeşiller ve Birlik arasındaki sosyal politika, sosyal meseleler ve göç konularında ortaya çıkan "büyük farklılıklara" dikkat çekiyorlar. Ardından SPD’ye gözdağı verircesine, Birlik partisi ve FDP ile yapılacak üçlü görüşmeler için "Bu hafta ileriye doğru büyük bir adım atabileceğimiz konusunda iyimserim" açıklamasını yapıyorlar. Yine politika dünyasındaki fısıltı gazetesi ile Yeşiller ve FDP'nin ortak bir çözüm üzerinde anlaşacaklarından emin olunduğu yönden açıklamalar yapıyorlar... Cem Özdemir ve Jürgen Trittin, Birliğin koalisyon görüşmelerine ilişkin şüphelerini dile getirip medyaya sızıntı olayının Birliğin büyük bir sorunu olduğunun bir işareti olduğuna dikkat çekerken Trittin, CDU'nun bu tür görüşmelere gerçekten istekli olup olmadığı konusunda şüphelerini dile getiriyor. Kısaca biz Birlik partileriyle bir koalisyon yapmak istemiyoruz ama dostlar alışverişte görsün örneğindeler. Diğer anahtar parti FDP ise Birliğe eğilimini gösteriyor, ancak hükümet kurma görüşmelerinden sonra, Birliğin bilgileri medyaya sızdırdığı için, üzerinde anlaşılan gizliliği ihlal etmekle suçluyor. FDP parti yardımcısı Johannes Vogel, Geçen hafta sonu FDP adına katıldığı üç koalisyon görüşmesinden birinin basına sızdırıldığını açıklaması yapıp "Çok sinir bozucu!" derken yıllardır desteklediği Birlik partilerine –yeni bir hükümet kurmak için fazla zamanımız yok. Salgının ve ekonomimiz bizim keyfimizi bekleyemez– diyerek nasıl bir mesaj vermek istiyor acaba? FDP’nin de SPD ve Yeşiller ile koalisyon kurmak istediğini herkes biliyor. Kısa bir süre daha bekleyip göreceğiz. Almanya’da seçim sonrası anlatılan masalda, gökyüzünden üç elma değil üzerinde SPD-Yeşiller-FDP yazılı üç başlı tek elma düşeceği yazılı... Erdem Buyrukçu
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR