I

Sanat, adanmışlık isteyen bir yolculuk, maddi ve manevi bedel isteyen; ama teslimat/varış garantisi olmayan hiç. Doğanın ve kâinatın simyacısı olmak ya da olamamak. Bu yolculukta iki kefeli bir terazi tartar durur hep yolcunun heybesindekini, azığını.

Kefenin birinde ne söylediği tartılır, diğerinde nasıl söylediği. Ne söylediğinin başat ögesi değişende değişmeyendir. Nasıl söylendiğinin ölçütü ise özgünlüktür. Eskilerin “eser müellifin imzasıdır” dediği.

II

Sanatçı metnini kurgularken yolculuğun çıkış noktası çokluk kendisidir. Bu durumu pergelin sabit ayağına benzetebiliriz. Metnin genişliğini ve derinliğini belirleyen ise pergelin hareketli ayağı olacaktır şüphesiz. Bu devinim, değişende değişmeyen söyleminin eşiğidir.

Sanatçı metnini kurgularken ona dayatılan çerçevenin/çerçevelerin dışına çıkarak bakabildikçe çağrışım kuşunun kanatları genişleyecektir elbette.  Özün gürlüğü…

III

Her vaktin bir akışı, bir hikâyesi vardır. Ancak, iskele sancak… Metnin kurgusu söz konusu olduğunda nelerin yazılıp, nelerin budanacağı zurnanın zırt dediği yerdir. (Bu metin günlük de olabilir.) Bu an “nasıl söylendiği” ifadesinin eşiğidir.

IV

Her kurgu metin bir yanıttır aslında. Zahiren soru gibi görünen ifadeler de bu bağlamdadır. Tecahülüarifane dedikleri eskilerin. Bilip de bilmezden gelmek. Bilinen ile söylenen arasındaki çelişme sanatçının çilesidir.

V

Kendi çamurunda yoğururken kendini, şeyleri yonttuğunu söyleyen ona ışıkla gölgeydi. Zamanı bükmek bu olmalıydı. Gerçek harf tanımı, şiir gözünün şeyleri nasıl okuyacağının, kulağın nasıl işiteceğinin ifadesidir.

VI

Kendi hayatlarını yaşayan şeyler yine/yeniden karışırlar doğaya. Kum saati, sarkaç ve sarmal. Toprağın eli, yağmurun ve rüzgârın eli, güneşin dokunuşlarıyla sarkaç kum saatini yeniden kurar. Vardan yok olmaz ki şeyler. Suretleri değişir sadece. Kum tanesinde dağı görmek ya da tersi.

VII

Rüzgâra karşı durduğu’çün

Uçar uçurtma

Akıntıya karşı yüzen alabalık

Tırmanan çağlayana

Harf yumurtlamak’çün hep

Geleceğe.

VIII

Ölü dillerin yazıları varsa eğer harfleri ölü değildir; farklı suretlerle yürüyüp geçerler zamanı.

Gazanfer Eryüksel
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)