Adalet nasıl kurtulur? / Ahmet Zeki Yeşil
Adalet kötü yola düştü... Böyle yol, böyle kaldırım olur mu? Yetkililer, “Kamera yoktu” dedi. Suçlamakla kalmadı, düşük faizle yüksek miktarda kredi çekip başına iş açtı. Bir gece, hiç tanımadığı bir kadına usulca sokulup fısıldadı: “Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla, neler oldu anlatsana?” “Adalet, son gördüğümde Avrupa Birliği Adalet Divanı’na uzanmıştı. Kendinden geçmiş bir haldeydi...” Adalet ise, adil yargılama isteğini dile getirerek kocası Adil’e seslendi: “Maaş+sigorta+sen olsa, ne isterim başka.” “Adalet’in kestiği parmak acımaz.” Pişkin pişkin sırıtarak Adalet’e haber gönderdi: “Dönersen adil yargılayacağım, dönmezsen kafanı kıracağım.” Uzun ince bir yolda, gitti gündüz gece. Anaokuluna giden Hukuki ortada kaldı böylece. “Adalet, kötü yola düştü.” Kamunun Vicdan’ı ağladı, Leyla’sı şarkı söyledi. Birileri şu hüzünlü şarkıyı dinledi...
Sonunda olan oldu. Adalet, fena halde tecelli etti.
Büyükşehir Belediyesi, ara sokaklardan sorumlu olmadığını açıkladı.
Adalet'in kocası Adil, faiz lobisini suçladı.
“Ben, Fahriye’nin ikiziyim. Sizi bilgilendirebilirim. Ne yazık ki, gelişen ve güzelleşen Adalet’i çekemediler” dedi kadın.
Bir görgü tanığı şöyle söyledi:
Şaşkına dönen Adalet'in yakınları, Adalet'in yerini bulduğuna ve çayda çıra oynandığına inanmadılar.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, yaraların sarılması için talimat verdi.
Mahalle sakinleri, eğilim yoklaması yapılmasını ve kimin ne kadar eğildiğinin ortaya çıkarılmasını isteyip şu görüşte birleşti:
Adil, hatalı sollamayan ancak hatalı sallayan bir adamdı.
Adalet yine de kurtulmadı.
Hukuki büyünce, “Hak, Hukuk ve Adalet” konulu şiir yarışmasına katılacaktı.
Gazeteler şöyle manşet attı:
Adalet’in elleri, ayakları kan içinde kaldı.
“Adalet’in bu mu dünya?”
YORUMLAR