Sonunda olan oldu. Adalet, fena halde tecelli etti.

Adalet kötü yola düştü...

Böyle yol, böyle kaldırım olur mu?

Yetkililer, “Kamera yoktu” dedi.
Büyükşehir Belediyesi, ara sokaklardan sorumlu olmadığını açıkladı.
Adalet'in kocası Adil, faiz lobisini suçladı.

Suçlamakla kalmadı, düşük faizle yüksek miktarda kredi çekip başına iş açtı.

Bir gece, hiç tanımadığı bir kadına usulca sokulup fısıldadı:

Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla, neler oldu anlatsana?”
“Ben, Fahriye’nin ikiziyim. Sizi bilgilendirebilirim. Ne yazık ki, gelişen ve güzelleşen Adalet’i çekemediler” dedi kadın.
Bir görgü tanığı şöyle söyledi:

“Adalet, son gördüğümde Avrupa Birliği Adalet Divanı’na uzanmıştı. Kendinden geçmiş bir haldeydi...”
Şaşkına dönen Adalet'in yakınları, Adalet'in yerini bulduğuna ve çayda çıra oynandığına inanmadılar.

Adalet ise, adil yargılama isteğini dile getirerek kocası Adil’e seslendi:

“Maaş+sigorta+sen olsa, ne isterim başka.”
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, yaraların sarılması için talimat verdi.
Mahalle sakinleri, e
ğilim yoklaması yapılmasını ve kimin ne kadar eğildiğinin ortaya çıkarılmasını isteyip şu görüşte birleşti:

“Adalet’in kestiği parmak acımaz.”
Adil, h
atalı sollamayan ancak hatalı sallayan bir adamdı.

Pişkin pişkin sırıtarak Adalet’e haber gönderdi:

“Dönersen adil yargılayacağım, dönmezsen kafanı kıracağım.”
Adalet yine de kurtulmadı.

Uzun ince bir yolda, gitti gündüz gece.

Anaokuluna giden Hukuki ortada kaldı böylece.
Hukuki büyünce, “Hak, Hukuk ve Adalet” konulu şiir yarışmasına katılacaktı.
Gazeteler şöyle manşet attı:

“Adalet, kötü yola düştü.” 
Adalet’in elleri, ayakları kan içinde kaldı.

Kamunun Vicdan’ı ağladı, Leyla’sı şarkı söyledi.

Birileri şu hüzünlü şarkıyı dinledi...
“Adalet’in bu mu dünya?”      

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)