Papazın Bağı
Ankara'da Papazın Bağı aşıkların, gündüz demlenmek isteyen akşamcıların uğrak yeri olduğu kadar Ahmet Erhan, Vecihi Timuroğlu, Nazlı eray gibi yazar ve sanatçıların da uğrak yeriydi.
29 Mart 1923 günü… Başbakan Rauf Bey, Meclis’teki başkanlık odasına girdi, olanlar hakkında bilgi verdi: “…İki günden beri kayıp olduğunu kardeşi (Yarbay Şevket Doruker, deniz uzmanı olarak Lozan görüşmelerine katıldı, SE) haber verdi. Hemen emniyeti ve jandarmayı harekete geçirdik. Arıyorlar… En son Topal Osman Ağa’nın adamlarından biriyle görülmüş. Kahveden birlikte çıkıp gitmişler.” “Osman Ağa?” “Soruşturma başlayınca evinden ayrılmış, Papazın Bağı denilen yerde bir bağ evi varmış, ona çekilmiş.” “Aralarında bir sorun olsa duyardık. Benim bildiğim Ali Şükrü Bey’le Osman Ağa gayet iyi iki dosttur. Ne tahmin ediyorsun?” “Bir tahminde bulunamıyorum. Ama arkadaşları olaya siyasi bir cinayet rengi vermek istiyorlar.” “Üç yıldır neler oldu, kimsenin burnu kanamadı… Şimdi düze çıkmışken kim, niçin böyle çirkin bir iş yapsın? Bir cinayete neden olacak hiçbir olay yok.” Ayağa kalktı Mustafa Kemal Paşa: “Bir an önce olayı aydınlatmaya bak. İş uzadıkça fesat çoğalır.” Meclis’te gerginlik vardı… Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey’in olayın siyasi bir cinayet olması olasılığını ima eden konuşması huzursuzluk yarattı. Rauf Bey kürsüye geldi: “Efendim, biz de sizler kadar üzgünüz. Olayı daha dün sabah öğrendik. Hükümet gerekeni yapmıştır ve yapıyor. Güvenmenizi ve sabırla sonucu beklemenizi rica ediyorum,” dedi. (1. Devre Zabıt Ceridesi, c.28., s.226 vd.) Bu arada: Anayasanın ek maddesine göre birinci Meclis’in görevi zaferin gerçekleşmesiyle sona erecek ve yeni seçime gidilecekti. Seçimin yenilenmesini sağlayacak bir kanun tasarısı hazırlanarak Meclis Başkanlığı’na sunuldu. 1 Nisan 1923 günü oybirliği ile kabul edildi, Türkiye seçim dönemine girdi. O akşam soruşturma da sonuçlandı, olay aydınlandı. Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in cesedi Çankaya sırtlarında Mühye köyü civarında bir tarlaya gömülmüş halde bulundu. Osman Ağa’nın adamlarının konuşması cinayetin sorumlusunu da ortaya çıkarmıştı. Ali Şükrü Bey’i Osman Ağa öldürtmüştü. Mustafa Kemal Paşa da bu bilgiyi öğrenmişti. Olayı çatışmasız çözmek zor görünüyordu. “Kuşatılıp teslim olması söylenir, teslim olmazsa silah kullanılır,” dedi. Rauf Bey, Muhafız Taburu Komutanı İsmail Hakkı Bey’i görevlendirdi. Muhafız Taburu 1 Nisan’ı 2 Nisan’a bağlayan gece sessizliğinde iki koldan ilerleyerek bağ evini kuşattı. Ortalığın aydınlanmasıyla Tabur Komutanı Sakarya’da Büyük Taarruzda birlikte savaştığı silah arkadaşına seslendi: “Osman Ağa!” Osman Ağa’nın adamları hızla evlere, ağaç arkalarına çekilip saklandılar. “Ben Muhafız Taburu Komutanı Binbaşı İsmail Hakkı. Hakkında tutuklama kararı var. Tamamen sarılmış bulunuyorsun. Silah arkadaşın olarak teslim olmanı rica ediyorum.” Ses çıkmadı… “Osman Ağa, cevap ver!” Öfkeli bir ses duyuldu: “Al sana cevap!” Binbaşı İsmail Hakkı Bir el ateş edildi. Erlerden biri alnından vurularak düştü. Arkasından Osman Ağa’nın adamları yaylım ateşe başladılar. Muhafız Taburu da silaha sarıldı. Öğleye doğru çatışma sona erdi. Osman Ağa ağır yaralanmış, birkaç adamı ölmüş, bazı adamları da yaralanmıştı. Ölüler oraya gömüldü. Yaralılar hastaneye gönderildi. Osman Ağa da ruhunu teslim etti. Onu da orada toprağa verdiler. (Turgut Özakman, Cumhuriyet, Türk Mucizesi, 1. Cilt, Bilgi Yayınevi, 30 basım, 2009, s.280-285) Ertesi gün… Rauf Bey Meclis’e olayın gelişimi hakkında bilgi verdi. Hüseyin Avni Bey ve Hakkı Sami Beyler Ali Şükrü Bey’i saygıyla anan duygu yüklü konuşmalar yaptılar. Sıra önergelere geldi… Van Milletvekili Haydar Bey ve on altı arkadaşının verdiği bir önerge okundu. “Kanlı katil Topal Osman’ın Meclis önünde asılarak teşhir edilmesini” istiyorlardı. “Kabul” sesleri yükseldi. Önerge oybirliği ile kabul edildi. Mustafa Kemal Paşa bu ilkellik karşısında, “Bu karar adamı bir daha öldürmek olmuyor mu?” dediyse de Meclis kararıydı, yapacak bir şey yoktu. Osman Ağa’nın cesedi mezardan çıkarıldı, ayağından darağacına asıldı. Muhafazakâr olan Ali Şükrü Bey mecliste, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Birinci Grup’a muhalif milletvekillerinin toplandığı İkinci Grup’un liderlerinden birisiydi. 28 Nisan 1920’de içki yasağı konusunda meclise yasa teklifi verdi, yasalaşması için büyük çaba sarf etti. Başta Halifeliğin kaldırılması olmak üzere pek çok konuda ‘Halk Fırkası’ grubuna şiddetle muhalefet etti. Ali Şükrü Bey’in cenazesi Hacı Bayram Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Trabzon’a gönderildi ve Boztepe’de defnedildi. Topal Osman Ağa Sözlü tarihe göre… Yüzyıl başında bir papaz tarafından terk edildiği iddia edilen ve Topal Osman olayının gerçekleştiği yer olarak anılan bağ arazisi ile 1990’larda yıkılmış olan eski bağ evi 1923 yılında Kuloğlu ailesi tarafından satın alındı. 1935-1936 yıllarına kadar avlanma ve bağbozumu amacıyla mevsimlik olarak kullanıldı. 1935-1936 yıllarında bağ evine taşınan ve 1970’li yıllara kadar 8 bağ evi yaşamı sürdüren Kuloğlu ailesi, 1963 yılında araziyi Papazın Bağı adıyla ticari bir işletme haline getirdi. 1970’li yıllarda kentleşmenin de etkisiyle Kuloğlu ailesinin bağ evinden kopup apartman yaşantısına geçmesiyle arazinin bağ işlevi de sona erdi. Papazın Bağı, 1994 yılında birinci derece doğal sit alanı ilan edildi. Ankara’nın bağ kültürünün bir kalıntısı olarak korunma altına alındı. Çankaya, Kazım Özalp Mah., Kuleli Sok., No:61 adresinde bulunan Papazın Bağı asırlık çam, çınar, dut, Ankara armudu, Ankara ayvası, üvez, ceviz ve muşmula ağaçlarıyla süslenmiş 14 bin m2’lik küçük bir cennet yerdir… Selim Esen



Gercekedebiyat.com














