Fransa’da üniversite eğitimini tamamladıktan sonra yine bu ülkede ünlü Centre National de la Recherche Scientifiqe’ta girdiği sınavı birincilikle kazanıp, asistan/araştırmacı olarak çalışan Türk kimdir diye sormayacağım fakat müsaadenizle sınavı ikinci olarak kazananın ismini sormak isterim!

Kim olacak şimdi adını bütün dünyanın sosyal bilimlerle veya entelektüel hayatla biraz ilgisi olan hemen herkesin bildiği Alain Touraine’dür bu kişinin ismi.

doğan ergun

Doğan Ergun Bey, birincilikle kazandığı asistanlıktan Türkiye özlemiyle ayrılıp yurda dönecektir. Hocası dünyaca ünlü sosyolog Georges Gurvitch buna üzüldüğünü söyleyecektir. Doğan bey özlediği Türkiye’sine gelir. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde dersler vermeye başlar. Daha sonra Hacettepe’de hoca olacaktır.

BİR İNSAN

1970’li yıllar sosyalizan düşüncelerin Türk üniversitelerinde rüzgâr gibi estiği yıllardır, bilenin de bilmeyenin de üç beş sayfalık propaganda kitaplarını, ‘sosyalizmin temel ilkeleri’ sandıkları broşürleri okuyup ortalıkta dolaştıkları günlerdir. Kendi zamanının en ünlü sosyalist düşünürlerin, adını andığım Gurvitch başta olmak üzere, Henri Lefebvre gibi sosyalist teorisyenlerin önce öğrencisi, sonra asistanı olan Doğan Bey derslerinde batılı düşünce kalıpları çerçevesinde Türk Toplum Yapısı Dersleri vermekte analizler yapmaktadır. Dil Tarih’te derste konu Feodalitedir ve Doğan beyin yaptığı ‘Osmanlı Feodalitesi’ analizlerine arka sıralarda oturan bir öğrenci itiraz edecektir.

Üstelik öğrenci önüne açtığı kitaptan paragraf okuyarak itirazlarını destekleyen örnekler vermektedir. Doğan Bey şöyle anlatır bu olayı ‘Çocuk sağlam gerekçeler sunuyordu, bunları nereden okuyorsun diye sorduğumda, o zamana kadar okumadığım Fuat Köprülü’nün bir kitabına referans vermişti’. Bu tartışma bitmez çocuk Köprülü’nün muhtelif kitaplarından kalkarak hocaya esaslı eleştiriler getirir.

Doğan Bey o öğrencisinin eleştirileri üzerinden Fuat Köprülü’yü, İnalcık’ı, Barkan’ı keşfeder; ‘Bu toprakların ve bu toplumun farklı bir hikâyesi olduğunu öğrenme fırsatını buldum’ derdi. Hoca bu ülkeyi ve insanlarını keşfetmesinin yolunu açan Köprülü’ye borcunu ödemek için her İstanbul’a gidişinde Divanyolu’na gidip onun kabrinde bir Fatiha okumayı ihmal etmez.

doğan ergun

AYDIN SORUNU MU DEDİNİZ!

Sonra çeşitli çalışmalar yapar, kitaplar yayınlar, koşup geldiği ülkesinde 12 Mart Cuntası onu üniversiteden atar; Paris’teki kürsü arkadaşı dünyaca ünlü bir sosyolog olarak bilinirken, o Kültür Bakanlığında müşavir kadrosundan emekli olur fakat Türk kültürü ve insanımızın davranışlarını araştırmaya devam eder. ‘Türk Bireyi Kuramına Giriş’, Kimlikler Kıskacında Ulusal Kişilik’ son eserleri arasındadır. Elbette esas meselesi olan ‘Tarih ve Yöntem’ in peşini bırakmayacaktır.

Geçtiğimiz gün bir arkadaşım arayıp Doğan Hocayı kaybettiğimizi söyledi. Yıllar önce özlemine dayanamayıp, kimlerin biraz daha kalmak için neler yapmadığı Paris’ten, üstelik öylesine seçkin bir üniversite kuruluşundan koşup geldiği Türkiye’sinin, vatanının koynundadır artık. Baktım kim duydu, kim hakkında ne yazmış diye, içim burkuldu. Allah rahmet etsin.

KAYNAK: AKŞAM GAZETESİ

VEDAT BİLGİN 

GERCEKEDEBİYAT.COM

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)