'Subliminal' deyince susanlar / edebudsman
İlhan Selçuk’la birlikte Türkiye’de sosyalizmin geniş kitlelere ulaştırılmasında öncü bir rol oynamış Çetin Altan 12 Eylül darbesinin prensi Turgut Özal'ı Marks'la bir tutarak "Özalcı" olmuştu… O tarihten sonra Altanlar'ın mayası bozuldu. Atatürk düşmanı oldular. Bu ülkede her kötülüğün müsebbibi o...
15 Temmuz darbe girişimi öncesi 'subliminal mesaj' vererek darbeye iştirak ettikleri iddiasıyla 12 gün önce gözaltına alınan gazeteci yazar Ahmet Altan ile Prof. Mehmet Altan, savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklama istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği'ne sevk edildi. Hâkimlikteki sorgunun ardından Mehmet Altan tutuklandı, Ahmet Altan adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. İlk önce baba Altan şaşırtmıştı Türkiye'yi… İlhan Selçuk’la birlikte Türkiye’de sosyalizmin geniş kitlelere ulaştırılmasında öncü bir rol oynamış Çetin Altan 12 Eylül darbesinin prensi Turgut Özal'ı Marks'la bir tutarak "Özalcı" olmuştu… O tarihten sonra Altanlar'ın mayası bozuldu. Atatürk düşmanı oldular. Bu ülkede her kötülüğün müsebbibi onlara göre emperyalizm, kapitalizm filan değil "Kemalizm" oldu. Her "Kemalist", bu soyadı taşıyanlara göre yok edilmesi gereken birer "darbeci"ydi! Aslında darbe-lere karşıyız palavrasının altında Cumhuriyet'e, onun tüm değerlerine paranoyak düzeyde düşmanlık yaptılar. Hepimiz ülkemiz için, değerlerimiz için 12 Eylül zindanlarında yatarken onlar 12 Eylülün beslediği 12 Eylülü besleyen pornografik romanlar yazarak bizleri aşağıladılar, üstelik alay edercesine "Bir kadın memesine vatanı satarım" diyerek. Ahmet Altan'ın 12 Eylül'de içerde yatmadığı gibi yazdığı tüm romanları toplasanız Tarık Akan'ın tek bir kitabı kadar toplumsal duyarlılık içermez! En sonu Soros fonlu Taraf gazetesinde Prof. Türkan Saylan için "bir kılçık" diyecek kadar alçakça laflar etmiş, "camileri bombalayacaklar" yalanlarını günlerce savunmuştu. Yalnızca hukuk karşısında değil, Cumhuriyetin, Aydınlanmanın karşısında, ülkesine düşman bir yazarın Türk edebiyatı nezdinde de yargılanması gerekir. Unutmayalım ki tarih boyunca ülkesine karşı suç işleyenlerin en lanetlisi yazar ve şairleridir! Ağabeyin "Prof" da Türkan Saylan, Fatih Hilmioğlu "Prof"değil miydi Ahmet Altan! "SUBLİMİNAL" HİKÂYESİ… Türkçesi "bilinçaltına çalışmak" olarak kullanabileceğimiz bu sözcüğü ilk kez Fransa Cumhuriyeti Kültür Bakanı adına Sanat ve Edebiyat Şövalyesi (Chevalier dans l’Ordre National des Arts et des Lettres) nişanı Beyoğlu’ndaki Fransız Sarayı’nda düzenlenen törenle Elif Şafak’a verilirken Büyükelçinin ağzından duyunca şaşırmıştık. 10 Temmuz 2012 yılındaki törende Büyükelçi Laurent Bili tam tamına şöyle demişti: “Romanda, Ermeni Soykırımı’nın unutulması konusunu büyük bir incelikle ele aldığınız bölümlerden dolayı Türklüğe hakaret ettiğiniz gerekçesiyle hakkınızda soruşturma açıldı... Ne mutlu bizlere ki, geçirdiğiniz bu zor zamanlar, Türk toplumunun BİLİNÇALTI ÜZERİNE ÇALIŞMAnıza devam etmek konusunda cesaretinizi kırmadı." T24'ler, Kadri Gürseller, Ahmet Altanlar filan o zaman neredeydi! Biz her zaman (Edebiyat ve Eleştiri dergisini çıkardığımız yıllardan beri) "kimlik siyaseti" yapmanın, etnik/ milliyetçi ve dinci/mezhepçi çizgideki anlayışların edebiyatımıza büyük darbe vurduğunu, edebiyatımızın tüm kazanımlarını tahrip edip yozlaştırdığını, emekçi Türk halkıyla ilişkisini kestiğini ve giderek "düşman" bir edebiyatın doğmasına neden olduğunu görmüş ve onun bütün baskılarına karşın ayakta durarak direnme yolunu seçmiş bir anlayışa sahibiz. Bu mücadeleden tek bir adım bile geri atmadık. Böylece düşman edebiyatın bütün kurum ve kişilerinin "düşman"lığını üzerimize çekmiş olmaktan gocunmadık. Hapislerde yattık, işkence gördük, herkes üniversitelerde hoca olurken bizler düz bir memur bile olamadık, devlet memuriyetinden men cezaları aldık. Altanlar bu ülkenin kaymağını yerken bizlere hapisler, ötelemeler, itelemeler düştü bu ülkede! Herkes hukuk karşısında eşit olmalıdır. Halkına, ülkesine, Cumhuriyete karşı suç işleyen yazar ve şairler ise değil cezasız kalmak iki kat cezayla cezalandırılmalıdır. edebudsman
YORUMLAR