Türkiye’de Nazım Hikmet bir ulusal kahramandır. Ölümünden itibaren geçen yıllarda ona olan ilgi giderek artmıştır. 2013, yuvarlak tarih değil ama her yıl birçok kurul tarafından doğum günleri kutlanmaktadır ve ölüm tarihleri anılmaktadır. Kitapları da hep ilgi konusu olmuştur, her şeye rağmen…”

Nazım Hikmet’in “Hayat güzel şey be kardeşim!” kitabını Rusçaya çeviren Türkolog Apollinaria Avrutina, 2013’te, Nazım’ın 50. ölüm yıldönümünde, Petersburg merkezli Limbus Press yayınevinin, şairin son kitabını yayınladığını aktardı.

Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra eserleri neredeyse hiç çevrilmeyen ve büyük ölçüde sadece eski neslin hafızasında kalan büyük özgürlük şairinin Rusya’da unutulmaması için, diğer kitaplarının da yayınlanmasını planlanıyor.

Ancak Türkiye Kültür Bakanlığı’nın projeye destek vermediğini belirten Avrutina, “Özel yazışmada destek sözü verilse de şairin Türkiye Kültür Bakanlığı önceliklerine uymadığı gerekçesiyle, resmi olarak yardım yapılması reddedildi. Mali yardım beklemiyorduk zaten, baskıya AneksTur dahil, özel Türk kurumları mali destek sağladı. Sadece manevi destek bekliyorduk, zira Nazım Hikmet gibi büyük bir kişilik en üst düzeyde yetkililerin katılımını gerektirir. Bize garip gelen, diğer ülkelerde Nazım’ın çevirilerine destek verilmesi oldu. Yoksa günümüz Türkiye’si halen komünizm hayaletinden mi korkuyor?” dedi.

Avrutina’ya göre, Rusya ve Türkiye arasında kültür köprülerinden biri olarak gösterilen Nazım Hikmet’in eserlerini yaygınlaştırmak için mümkün olan her şeyi yapmak Türkolog’un borcudur:

"Nazım’ın şiirleri ile ortaokulda tanışmıştım. Edebiyat öğretmenimizden öğrenmiştim. Hayat ve yaşadığı aşk öyküsü beni çok etkilemişti. Şiiri kalıcı bir izlenim bıraktı. Türkiye’ye olan ilgim, büyük ölçüde onun eserleri ve hayat öyküsü etkisi altında oluştu.

Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ni çevirdiğim sırada onunla, yazarlara veya eserlere adanan edebiyat müzeleri üzerine çok konuştuk. Örneğin, İstanbul’daki Masumiyet Müzesi veya dünyadaki diğer benzer müzeler gibi. Nazım Hikmet’in eserlerine adanan bir müzenin Moskova’da açılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yakınları, şairin Moskova döneminden kalan oldukça çok eşyası olduğunu anlatıyor. Bu eşyaların korunması gerekir. Başkalarının işine karışmak istemem, her halükarda kararı varisler verecek, ancak bir okur olarak Nazım müzesinin eksikliğini hissediyorum. Böyle bir müze, Türk kültürü merkezi ve diasporanın temas merkezi olabilirdi.”

(Kaynak: tr.sputniknews.com)

Apollinaria Avrutina
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)