22 Eylül 2026
Son Dakika

'Anadolu'nun sesi'nin geleceğe yolculuğu

Düzce'de, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 'Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı' unvanı verilen Canan Horuz, ata yadigarı atölyesinde el yapımı bağlamalar üreterek Anadolu'nun zengin kültürünü gelecek nesillere taşıyor.

'Anadolu'nun sesi'nin geleceğe yolculuğu

Gölyaka ilçesinde marangozluk mesleğiyle uğraşan 52 yaşındaki Canan Horuz, dedesi Hüseyin Horuz ve babası İsmail Horuz sayesinde henüz çocuk yaşlarda bağlama yapımıyla tanıştı.

Zamanla bu zanaatın tüm inceliklerini öğrenen Horuz, dedesi ve babasının vefatından sonra bağlama yapımına ara vererek marangozluğa odaklandı. Ancak, 2018 yılında ata mesleğini yaşatmaya karar verdi ve alanında uzman bağlama ustası Ali Keçeci'nin yanında bilgi ve tekniklerini yeniledi.


Dedesi Hüseyin Horuz'dan miras kalan atölyeyi restore eden Horuz, burada tam 8 yıldır el yapımı bağlamalar üretmeye devam ediyor. Özenle yaptığı bağlamalarını kestane, akçaağaç ve yabani dut gibi yerel ağaçlardan işliyor.

2023 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" unvanı ile "Sanatçı Tanıtım Kartı" almaya hak kazanan Horuz, hem mirasını yaşatmayı hem de bu kadim zanaati gençlere öğretmeyi hedefliyor.

 


Canan Horuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada 40 yıldır marangozluk yaptığını ve son 8 yıldır ata mesleğini canlandırmak amacıyla el yapımı bağlamalar ürettiğini belirtti. Bağlama yapımının büyük bir emek ve sabır gerektirdiğine dikkat çeken Horuz, üretim sürecine dair şu bilgileri paylaştı:

"Bağlamalarımı genellikle oyma tekniğiyle yapmayı tercih ediyorum. Oyma işi daha titiz bir çalışma gerektirdiği için zaman adeta nasıl geçtiğini anlamıyorum. Düzce’nin yöresel ağaçlarını kullanarak bağlamalarımı yapmaya çalışıyorum. Bu süreçte özellikle yabani dut ağacı, kestane ve akçaağaç tercih ediyorum. Şimdi ise ilk kez kayın ağacını denemeyi planlıyorum. El yapımı bağlamaların en önemli özelliklerinden biri daha dayanıklı olması. Ağaç seçiminden kurutma aşamasına kadar her detaya özen gösteriyorum çünkü her ağaç türü bağlama için uygun olmayabilir. Ayrıca, her ağacın sesi farklıdır. Oyma tekniğinde kullandığım ağaçların yaş olması gerekiyor. Önce yaşken içine işleyip şekil veriyorum, ardından bir yıl boyunca kurumasını bekliyorum. Bu sürecin sonunda bağlamayı toplamaya ve nihai haline getirmeye başlıyorum."

 


Horuz, ürettiği bağlamaların sadece Düzce ve çevre illerde değil, Adıyaman, Malatya ve Artvin gibi farklı şehirlerde de ilgi gördüğünü; hatta Almanya’ya kadar olan talepleri karşıladığını vurguladı. 

Bağlamayı Anadolu’nun kültürü ve kimliğinin vazgeçilmez bir parçası olarak gördüğünü ifade eden Horuz, bu enstrümanı gelecek nesillere aktarmayı kendine bir görev bildiğini söyledi. "Bağlama bana her seferinde Anadolu’nun sesini, Aşık Veysel’i, Dadaloğlu’nu, Pir Sultan Abdal’ı hissettiriyor. Bu kültür bizim özümüz, unutmamamız lazım. En büyük hedefim bu geleneğin yok olup gitmemesi, her daim yaşatılması. Bunun için sürekli araştırma yapıyorum ve zanaatımı başkalarına öğretmeyi çok istiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

 

gercekedebiyat.com

Yorumlar

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayınlanır.

İlgili İçerikler