İnsanlığın ilerlemesini sağlayan iki neden
İnsan türü hem kendi türüne karşı ve hem de diğer canlı türlerine karşı pek çok zalimane davranış geliştirmiştir.
Volantarizm üzerine düşünceler - 4 İnsan türünün ilerleyişinde-yaşam yolculuğunda esas belirleyici olanın ne olduğu sorusuna yanıt arıyoruz. İlk üç makalede insan ve toplum pratiklerini irdeledik ve iradi anlamda gelişen pratiklerin yapıcı olmaktan çok yıkıcı sonuçlar doğurduğunu örnekler vererek ortaya koymaya çalıştık. Tarihteki tüm volantarist yönelimlerin toplumların tarihsel yolculuğunda kısmi etkiler yaratmakla beraber ileri gidişin asal unsuru olmadığına vurgu yaptık. Hiç kuşku yok ki her bir iradi hamle toplumların yaşamını doğrudan etkiler. Zora sokabilir ya da kısmi rahatlamalara yol açabilir. Bu ret edilmez bir olgusallık olmakla beraber ileri gidişte ana motor olmaktan uzak ve etkileyen bir faktör olarak altı çizilebilir. Ne var ki iradi bir müdahale olmaksızın her daim adım adım, niceliksel bir daimi gelişim çizgisi hep vardır. İşte sorunun anlaşılması bu daimilik arz eden ilerlemede itici olanı çarkı döndüren kuvveti ortaya çıkarmak ve adını koymaktır. CANLILARDA ZORUNLULUK YASASI Bu anlamda baktığımızda: İradi olmayan bir ilk varoluş ile karşılaşırız. Bir canlı tür olarak insan türü olsun ve gerekse diğer tüm türlerin oluşum öyküsünde bir iradi durum yoktur. Bu gerçekliğin altını iyice çizmeliyiz. Demek ki tüm canlılar tabiatta oluşan biyo-kültür ortamında kendi iradeleri dışında var olmuşlardır. Bu duruma zorunluluk hali ya da yasası diyebiliriz. Var olduktan sonra yine tabiatın koşulladığı biyolojik yazılımlarına bağlı ve onun zorunlu sonucu olarak yaşama tutunmak zorunluluğu ile karşı karşıya kalmışlardır. CANLILARIN YAŞAMA TUTUNMA KAVGASI Yaşama tutunma kavgası ve çabası biyolojik kodlanma ve yazılımın özünü oluşturan temel güdülerin doyurulması amacına matuf çaba ve yönelimleri zorunlu kılmıştır. Varoluşsal zorunluluk biyolojik yazılımın dayattığı ihtiyaçların giderilmesi arayışında tüm canlılarda olduğu gibi insan türünde de bir mücadele ve çabalama ihtiyacını dayatmıştır. Sosyal, inançsal ve siyasal örgütlenmelerin tümü, ekonomik faaliyetlerin tümü bu zorunlulukların üzerinde vücut bulmuştur. Bu kapsamda insan türü hem kendi türüne karşı ve hem de diğer canlı türlerine karşı pek çok zalimane davranış geliştirmiştir. Bu zalimane iradi yönelimler ile gelişimini ve gününü kurtarmaya çalışırken bu çabalarından ilerleme, büyüme ve daha iyi yaşam imkanı ummuş ve amaçlamıştır. Halbuki bu yönelimler çoğunlukla yıkıcı sonuçlar barındıran ve doğuran yönelimler olup toplumları dumura uğratma ve yerinde saydırma dışında elle tutulur ileri gelişmelere yol açmış değillerdir. İLERLEMEYİ SAĞLAYAN İKİ NEDEN Bu durumda iradi müdahale ve saldırgan pratikler ilerlemeyi sağlamadıysa sağlayan nedir? Bu can alıcı önemde sorunun yanıtını şöyle verebiliriz: Toplumsal ilerlemede iki üretkenlik belirleyicidir. Birincisi, yaşamsal ihtiyaçları elde etmek için içine girilen üretim faaliyeti sürecinde deneme yanılma kapsamında ortaya çıkan irili ufaklı teknik bilgi, buluş, icatlar ve deneyimlerdir. Alet ve edevat alanında her buluş, yenilik, icat ve yaratıcılık üretim bolluğuna giden yolu açmıştır. Bu da daha rahat ve ileri yaşamın temelini oluşturmuştur. İkincisi, düşünsel dünyada oluşan sistemli fikirlerdir. Tarihte düşün dünyasında oluşan fikirlerin sözlü ya da yazılı olarak tartışılması, gelişimi ve perspektif- yol ve yaşam çizgisi olarak benimsenip sahiplenilmesi ve yaşam programına dönüştürülmesi toplumsal ilerlemelerde belirleyici rol oynayan ikinci büyük olgudur. Demek ki insanlığın ilerleyişinin temelinde esas olarak belirleyici olan iki ana unsurdan söz edebiliriz: Biri alet ve makinelerin, teknik ve teknolojinin (basitten karmaşığa doğru) geliştirilmesidir. İkincisi, düşünce üreten beyinlerin- düşünürlerin geliştirdikleri düşünce sistemleridir. Doğan Karaağaç
Gercekedebiyat.com














