Güzle Yaralanmış / Ahmet Ada

Şiir

Selim Esen'in hazırladığı Türkiye Yazıları Dergisi Şiir Antolojisi'nden harf sırasına göre yayınladığımız şairlerden Ahmet Ada'nın şiirini yayınlıyoruz.

YÜREKLENDİRMENİN SAATİ

Kalk sevgilim yola çıkmanın vakti

seherin sevincini toplayan kuşlar

çapaya giden çocukları geçti

 

Kalk sevgilim yüreklendirmenin saati

ince kalibreli kırağılı tüfekleri

iki dağ zinciri arasında

restini çekmiş kaçakçı köylüleri

kalk sevgilim yüreklendirmenin saati

 

don tutmuş nice gönülleri

ulam-ulam yollara düşmüş

azapları marabaları

 

Kalk gidelim ormanın gür örtüsüne

ardımıza alarak gamlı çıngırak rüzgârı

(Sayı:10, Ocak 1978, s.5)

 

GÜZLE YARALANMIŞ

Tutuklanmış türküler ki

Ezberimde kutsal dizeleri

Boyun eğmemiş yüzyıllara

Sade yalın asi

 

Söyle güzle yaralanmış yaprak

Unuttu mu konuşmayı yağmur

Tel örgünün dibindeki söğüt

Çıplak daldaki serçe

 

Söyle kartal dizisi ufuk

Yangının ülkemde ne yana

Güvenç bizden uzak mı

Nice destansı ölüm pahasına

 

Nicesin martı uçuşu özgürlük

Rüzgârın halayı ne güne

O büyük fırtına, şanlı düğün

Üç öğün kardeşlik sofrasında

Gözledik haberi beş kıta

(Sayı:37, Nisan 1980, s.19)

 

MENDİLİMİZE İŞLEDİĞİMİZ AŞKLAR DA

Akıp gidiyor sağır kaygısız

Kahredici, güzelim hayat

Cebimize doldurduğumuz rüzgâr

Ve kahraman ve korkak ve yiğit

Gün yanığı yüzlerimiz

Kesik kesik sızan kan

Ağıtsız cenaze törenlerimiz

 

Akıp gidiyor yarı geceleri

Ayın ondördü gibi usulca

En yalın düşünceler, çiğdemler

Seher kokan kendi kendine

 

Uğuluğulsa fabrikalar

Akıp gidiyor dünyanın pası

İhanetler yalnızlıklar ayrılıklar

Akıp gidiyor bir bir

Mendilimize işlediğimiz aşklar da

 

Akıp gidiyor yaralı gece

Işıklı tüneller içinden hüzünle

Durup bakıyorlar kuşkuyla ihtiyarlar

Ömrünü tutuşturan ateşçiye

Yitik bir keder gözlerinde

 

Akıp gidiyor bir trenin penceresinden

Dipte dut kaysı ceviz ağacı

Bir gülün açışı sonra soluşu

Yarı gece bir genç kızın

Çeyizini bağışlayışı kurtuluş trenine

(Sayı:45, Aralık 1980, s.35)

 

BURKULAN YÜREĞİN SEVGİSİ

Kar aydınlığında pırıltılı mavi

Bir gülümseyiş mi kış güneşi

Kırgın akıp gitti ufkun alacasına

Elleri ceplerinde öbür bahara

 

Baba kış güneşi benzer mi

Nar çiçeği kırmızısı güle

İlkyazın yangın gibi gizli

Yüreği darala darala

Açar el ayak çekilince

 

Dışarıda kar çıngırakları uçuşur

O dantel gibi uçuşuna bakar da

Der ki: bahar erken gelecek

Kıyıya, dalgakırana, lacivert dağlara

Kör bir kuşun kanadında

 

Böyle bir günde baba

Götürdüler abimi karlı ufka

Üç kış oldu gelmeyeli

Üç kış güneşi gizledi

Onu taş duvarlar ardında

 

Öyle yağan kar gidişine sokakların

Her makamda dolaşan rüzgâr

Örseler mi dersin yufka yüreğini

Aşklardan sevgilerden geçen

Baharla, acıyla tanışan gözlerini

Kitap dergi süzen kirpiklerini

(Sayı:47, Şubat 1981, s.24)

 

ASMAALTI ÇAYEVİ

Burada bu göl kenarında

Asmaaltı çayevinde

Ürpertip dingin suda nilüferleri

Rengarenk güvercinler uçuşur

Kanatlarında rüzgar ateşi

 

Burada bu göl kenarında

Asmaaltı çayevinde bir Pazar

Vurdular arkadaşı akşamüztü

Buyruk verilmiş olmalı

Birden havalandı kuşlar

 

Kaldı gül ağacından ağızlığı

Dost olduğum masada

Ölüm asi oldu besbelli

Acı dem oldu yüreğimde

Asmaaltı çayevinde

(Sayı:51, Haziran 1981, s.17)

 

ARKADAŞ

Görünür sokağın ucundan

Oturduğun pencere önü

Eskiyen bakışların gider mi uzaklara

Orada ekmeğin kardeşliği, hasatlar

Gecenin koyu acısı titreyen kavaklar

Dostundur bilirim

Asfalt yol üstünde

Traktörlerin dinmeyen soluğu

Bir yanda toprağın karılan sevinci

Tohumun yediveren serüveni

Alnından süzülen tere belenmiş

Çimlenir usuldan

 

Sen ki, eski tutsak, ömrünün ortasında

Eylülü tanırsın paslı zincirlerinden

Alışır gövden koğuşlarda yatmaya

Belirip yiten özgürlük günleri

Kalır büsbütün başka bir yaza

 

Sen ki eski savaşçı, yenilgi günlerinde

Tanırsın düşmanı yol ayrımında

Kimi kaçar gibi umarız uçurum dibinden

Yol değiştirir, yüz çevirir ya da

Tutsak düşer utancın sığınağına

 

Seninle arkadaşız inceliğin ayrımında

Benzer nice eski öykü öykümüze

 

Bir tomurcuğun açması kuytuda gizlice

Kırın eskimeyen serüvenidir, bilirsin

Ovalar üzre söylenir türküsü

Duyarsın oturduğun pencere önünde

 

Yaz yağmuru gibi geçer kırgınlığın

Ömür eskiten bir şey olur acıların

Yeniden uzun bir yolun başında gibisin

Güneş vurur ısınır omuzların  

(Sayı:57, Aralık 1981, s.27)

 

ŞAİRİN YÜREĞİ

Güz günü sararırken her yaprak

Gül tomurcuğa durur bir yandan

Sonsuz aydınlığında uyanmak

Mayısı ayaklandırmak isterim usulca

 

Ama bir şarkı yüreğimi örseler benim

Adsız arkadaşların öyküsünü anlatan

Gün olur acı tok seslidir onda

Gün olur keder Pazar iznine çıkar

Yatılı okullardan öğrenci yurtlarından

 

Gönlünü bulutlara değdiren buluşma

Bakarsın bir gün gerçek olur

Açılır demir kapılar “Kelepçe pulluk olur”

Bu kez acı izinlidir, sevinç de kuşatmada

Ansızın saçlarını okşar güneş

Sokakların kıvrımlarını dolaşan

 

Bir şarkı yüreğimi örseler benim

Kuytularda açan güz çiçekleri gibi

Talas yolunda güneşte kalakalmış

Şu şair yüreğimi özgürlük isteyen

(Sayı:66, Eylül 1982, s.15)

 

BU YAĞMUR, SEVGİLİM

Yağmur yağıyor ince ince

Bir çocuğun serin düşlerine

Bir genç kızın gülüşlerine

Bir çiçeğin köpüğüne

Yağmur yağıyor ince ince

 

Sevgilim onbeşinde zarifince

Yağmur yağıyor sımsıcak sesine

 

Mutluluk çok yakın çok uzak bize

Yağmur yağıyor kederli günlerime

 

Yağmur söylüyor acılı türküsünü

Durgun suların, fakir akşamların

Gölgesi pencereme vuran dağların

Bu ince ince yağan yağmur

Gözlerin gibi berrak ve hırçın

 

Sokakları kuşatan hüzün gibi

Bu yağmur, sevgilim, ne güzel yağıyor

Sesinde çıngı taşıyan çocukların

Türküleri karılırken ince ince

Yitip gidiyor küçük gövdeleri

Mutluluk biçiminde

 

Yağmur yağıyor ince ince

Tenha istasyon bahçelerinde

Dalgınlıkla unutulmuş karanfillere

Bir genç kızın karanfillere eğilimine

Yağmur yağıyor ince ince

(Sayı:67, Ekim 1982, s.22)

 

ACILI YAZ

Bu gece yitebilir çocukların yüzünde

Gül toplamı güzel gülümseme

Bu gece konuk gelebilir acı

Seyredin son kez telörgüler arasından

Bir mendil kiraz yazı

 

Gece trenleri gibi akıp giden hüzünlü

Bir ömrünüz varsa halkın yitiğidir

Taşıyıp gönlünce özgürlüğün yükünü

Bir özlem habercisi, bir öncü gibi

Ülkemin yaralı göğsüne gömülebilir

 

Bu gece yüzyıllık çınarlar susabilir

Kanadı kırık yapraklara yağmur düşebilir

Gideriz gideriz nehirler boyunca

Terkimizde yurtsever çığlıkları

Barış tutkusu güzellik saklımızda

 

Vakitsiz zamanlarda dostların kapıları

Çalınmışsa incinebilir çocukların mutluluğu

Bu gece sulara vuran ayışığı

Kararabilir hüzünlü bir çığlık gibi

Geçip içinden iri güllerin, annelerin

 

Bu gece türkülerimde bulacaksınız

Ferah özgür kırların havasını

Papatyalara bulanıp akar damarlarımdan

Ve geçebilir çok kez demir parmaklıklardan

Kuşların kanadından, zincir yaralarından

(Türkiye Yazıları, sayı:69, Aralık 1982, s.22)

 

Ahmet Ada, (1947-2016),Ceyhan’da doğdu. Ceyhan Lisesi’nde okurken öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Kayseri’de devlet memurluğu yaptı. 1993’te emekli oldu, 2002 yılında Mersin’e yerleşti. İlk şiiri “Tabuttur Kitaplar” 1966 yılında Soyut’ta yayımlandı. Sanat ve edebiyat dergilerinde şiir ve şiir üzerine yazılarıyla göründü. Kimi şiirleri Fransızca, Almanca, İngilizce, Kürtçe dillerine çevrildi. 1980’li yıllar şiirinin önemli temsilcileri arasında yer alır. Gerçekçi tutumlardan beslenen, destansı, lirik, hüzünlü ve incelikli şiirler yazdığı eleştirmenlerce dile getirildi. Poetik yazılarından oluşan “Şiir Okuma Durakları” (2004) adlı kitabı modern şiir bilgisi içeren bir el kitabı olarak değerlendirildi. 2006 yılında Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde “40’ıncı Sanat Yılında Ahmet Ada’nın Şiiri” konulu bir sempozyum düzenlendi. Sempozyum bildirileri “Ahmet Ada’nın Şiirine Bakışlar” adıyla yayımlandı (2009). “Gül Doğsun Gül Üstüne” ile 1981 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü (Ali Cengizkan ve Adnan Azar’la paylaştı), “Aşk Her Yerde” ile 1991 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü, “Vakit Yok Hüzünlenmeye” ile 1993 Yunus Nadi Şiir Ödülü, “Onlar İçin Minibüs Şarkısı' Üzerine Gözlemler” adlı incelemesiyle 1999 E Dergisi İnceleme Ödülü. “Yoktur Belki Ahmet Ada Diye Birisi” ile 2011 Cemal Süreya Şiir Ödülünü aldı. Dört Poetik kitap, 23 şiir kitabı yayınladı.

Ahmet Ada
Gerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.