Ağlayan anneler bizim / Hayri Sevimay

Şiir

Selim Esen'in hazırladığı Türkiye Yazıları Dergisi Şiir Antolojisi'nden harf sırasına göre yayınladığımız şairlerden Hayri Sevimay'ın bir şiirini yayınlıyoruz.

Hayri Sevimay

Sökerken karanlıkları şafak ağır ağır

Kucaklaşırken renkler birbirleriyle

            Sarı sarı

            Mormor

            Pembe pembe

Kızıl kızıl

Deliyor sessizliği kurşunlar

            Vızıl vızıl

Ve bir kadın ağlıyor

Ucunda bir namlunun

            Alev alev

            Yanıyor

Gömüp tüm varını toprağa

Toprak oluyor

 

Ve bir başka kadın ağlıyor

Bağlatıp ellerini kelepçelere

Örerek geceleri kirpikleriyle

Özlem özlem kavruluyor

 

Ve de bir kurşun sesi

Ürpertirken herkesi

Kadınlar divane

Çünkü kadınlar anne

 

Gözleri yosun yosun nemli

            Kadınlar

            Kadınlar

            Kadınlar

Gömmek için doğurmadılar

Bırakınız kuşkusuz uyusunlar

 

Bir muştu getirin annelere

Ucunda beyaz bayrakların

Kanatlarında güvercinlerin

Bir muştu gönderin

Anneler serinlesin

 

Anneler ki doğurgan

Sütleri bol ve besleyici

Anneler ki bizim

Bakışları kuşkulu

Gözleri yaşlı

            Sicim sicim

Anneler bizim

            Anneler bizim

(Türkiye Yazıları, Sayı: 18, Eylül 1978, s.17)

HAYRİ RUHİ SEVİMAY KİMDİR?

Ekonomist, Şair ve Yazar (D. 25 Ocak 1933, Develi / Kayseri – Ö. 22 Mayıs 2021, Ankara). Kitaplarında tam adı olan Hayri Ruhi Sevimay, ayrıca Hayri R. Sevimay, Hayri Sevimay imzalarını da kullandı. Babası Ali (Rıza) Sevimay İstanbul Tapu Kadastro Yüksek Okulundan mezun Tapu Muhafızlarındandı. Babasının görevi nedeniyle İlkokul 1. sınıfı Sivas İstiklal Okulu’nda, 2. sınıfı Çorum’da İstiklal Okulu’nda, sonraki sınıfları Develi Merkez İlkokulu’nda okudu.

Hayri İlkokul üçüncü sınıftayken, 8 Ocak 1942 günü babası Ali Rıza Sevimay’ın zatürreden vefatı üzerine, ailesi mali sıkıntı içine düştü. Aslında çok zengin, büyük toprak sahibi ve geniş çapta ticaret yapan bir aileden geliyordu. Büyük dedelerinden Hacı Hafız Mehmet Sünni’nin 1800’lü yıllarda Develi’de geniş toprakları, İstanbul’da dokuma fabrikası, Antalya’da bir dokuma ve bir çırçır fabrikası bulunuyordu. Fakat dedesi Hacı Halil Efendi 1912-1922 yılları arasındaki savaşlarda ve 1929-1932 dünya ekonomik bunalımında büyük maddi kayıplara uğramış, topraklarını yanında çalışan köylülere dağıtarak köşesine çekilmişti. Hayri’nin ailesinin de evi, tarlaları, bağları, dükkânları varsa da, bunlar kalabalık ailenin geçimine yeterli geliri getirmiyordular. Bir hata nedeniyle, aileye dul ve yetim aylığı da bağlanmamıştı. Annesi Fatma Hanım, bağları ve büyük bir bostanı işçi yardımıyla işleyip çiftçilik yaparak ailenin geçimini sağlıyordu. Çocuklar da tatillerde annelerine yardım ediyordular. Bir memur ailesinden bir çiftçi ailesi doğmuştu.

Ailede, Hayri Sevimay’la birlikte en büyüğü Ortaokul 1. sınıfta, üçü İlkokulda, biri iki buçuk yaşında beş çocuk kalmıştı. İki abla evliydiler. Gelecekte nasıl bir malî durumla karşılaşacağını bilemeyen annesi Hayri’yi 1942 yazında, ayakkabıcılık öğrenmesi için bir kunduracı yanına çırak vermişti. Hayri Sevimay, İlkokul ve Ortaokul boyunca, aynı zamanda kunduracı ustası olmaya da çalışmıştı. Ortaokulu bitirdiğinde, bir kunduracı ustası olmuştu. Bununla da kalmamış, terzi yanında çalışmış, pantolon ve yelek dikmeyi öğrenmişti. Ceket dikimine de katkıda bulunuyordu.

Hayri Sevimay para kazanmaya kunduracı çıraklığı döneminde başlamıştı. İlkokul sıralarındayken okul masraflarını karşılayacak kadar para kazanıyordu. Ortaokulda kese kâğıdı üreterek, arkadaşlarının forma forma aldıkları dergileri ciltleyip kitap haline getirerek de para kazanmaya, ailesine katkıda bulunmaya başlamıştı. Tatil günlerinde de ailesinin bağ ve bostan işlerine yardım ediyordu.

Ortaokulda çok başarılı öğrencilerdendi. Liseye Kayseri’de devam etmesi gerekiyordu. Ama malî olanakları elvermediği için ailesi Onu Liseye göndermedi. O yıllarda Ortaokul mezunları bankalara, devlet dairelerine memur olarak girebiliyordular. Fakat Hayri Sevimay henüz 14 yaşındaydı. Memur olması yasal olarak mümkün değildi. O yılı Arap harfleriyle okuma ve yazma, Kur’an’ı Kerim okuma ve bir kısmını ezberlemeyle geçirdi. Ailesi ancak bir sonraki yıl, o da okullar açıldıktan iki ay sonra Liseye devam etmesi için Kayseri’ye gitmesine izin verdi.

Genel Lisede ve Ticaret Lisesinde kayıtlar kapanmıştı. Hayri Sevimay’a “Seneye gel!” denmişti. Aile dostu Resim Öğretmeni İsmail Canatan’nın ısrarına dayanamayan Ticaret Lisesi Müdürü Nuri Atabay, Hayri Sevimay’dan çok çalışma sözü alarak kaydını yaptı. Bir aya varmadan birinci karneler alındı. Hayri’nin 10 üzerinden iki 4’ü vardı. Diğer dersler 7 – 8 arasında değişiyordu. Hayri çalışma temposunu değiştirmedi. İkinci ve üçüncü karnelerde iftihara geçti. Mezun oluncaya kadar da her karne iftihara geçti. Ders notları, bir 9 hariç, 10’du. Okulun gözde öğrencisiydi. Duvar gazetesinde yazıları ve şiirleri yayınlanıyordu.

Birinci sınıfta, kışın kaldığı odada ders çalışırken, sabahları okula giderken, başına geçirdiği papağın ağız ve burun delikleri buz tutuyordu. Ders yılı boyunca çok zorluk çekti. Yaz tatilinde, okul masraflarını karşılamak için, aileye ait ana cadde üzerindeki dükkânda, manavlık yaptı. İyi de para kazandı. Hem ailesine yardım etti, hem okul ve yurt masraflarını karşıladı. Giyeceklerini yaptırdı. Cebine o ders yılına yetecek ölçüde para koyabildi.

Lise 2. sınıfta, Nuh Naci Yazgan Talebe Yurdu’nda kalıyordu. Öğretmeni Kazım Pekmezci, Hayri Sevimay’a, şehrin en zenginlerinden Osman İmamoğlu’nun ofisinde bir muhasebe işi bulmuştu. Osman İmamoğlu, kültürlü, muhasebe işlerini ve malî hukuku çok iyi bilen bir insandı. Hayri Ondan okuduğu muhasebe ve malî hukuk derslerinin pratiğini öğreniyordu. Bir süre sonra Osman Bey muhasebe işlerini Hayri Sevimay’a devretti ve aylığını 40 Liradan 80 Liraya yükseltti. Hayri ailesine yardım olanağına kavuşmuştu. Yaz aylarında pastırmacılar çalışmazdılar. Lise 3. sınıfa geçince Hayri, Osman Bey’in izniyle Develi’ye döndü. Çalışmadığı için tabii ki ücret almayacaktı.

Annesinin manav dükkânını kiraya verdiğini gören Hayri Sevimay kendine yaz ayları için iş düşünmeye başladı. Bu sıra aile dostu Avukat Hayrettin Bıçakçı’dan birlikte çalışma teklifi aldı. Dilekçe ücretleri Hayri Sevimay’a ait olacaktı. Temyiz dilekçelerini Hayrettin Bey hazırlayacak, Hayri yazacak ve ücreti ikisi pay edecektiler. Hayri Sevimay da, Hayrettin Bey’in dava ve temyiz dilekçeleriyle diğer yazılarını bir ücret talep etmeden yazacaktı. Hayri Sevimay o yaz dükkânı Avukat ofisinde açmıştı. Okullar açılıncaya kadar istidacılıktan iyi para kazanmış; ailesine yardım etmiş, giyim kuşam ve yurt masraflarını karşılamış, cebine biraz da para koymuştu. Okumaya bolca vakit bulmuştu.

Okul açılınca, Osman Bey ve Kazım Bey Hayri’ye başka işler de buldular: Şekerciler Şirketi’nin, bu şirketin ortağı bazı şekercilerin ve helvacıların muhasebe defterlerini o tutuyordu. Fakat temel işi Osman Beyin Muhasebesini yapmaktı. Derslerini ihmal etmiyor, yurtta arkadaşlarıyla konuşma fırsatı bulamıyor, ders çalışıyordu. Üçüncü sınıfta da üç dönem iftihara geçmişti. Haziran 1952’de, muhasebe işleriyle ilgisini kesti, yerine arkadaşlarını yerleştirdi ve Ticaret Lisesi Mezunu olarak Develi’ye döndü. Hayrettin Beyin yine yardımcısı yoktu. Ağustos ortalarına kadar Onun bürosunda çalıştı. Geçen seneye göre daha çok para kazanmıştı. Ailesine daha çok yardım etme olanağı buldu. İstanbul’da yükseköğrenim yapmaya başlayacak kadar parası vardı.

1952-1953 ders yılında Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu’na kaydını yaptırdı. İstanbul’a gidişinden bir süre sonra Mehmet Kalem’in toptan tekstil ticaret işletmesinin muhasebeciliğini üstlendi. Daha sonra başka firmaların muhasebe işlerini de üzerine aldı. Sabah 08.00’den öğleyin 14.30’a kadar okulda oluyor, okuldan sonra akşama kadar muhasebesini yürüttüğü işyerlerinde çalışıyor, sonra Laleli’deki Nuh Naci Yazgan Talebe Yurdu’na dönüyor ve ders çalışmaya başlıyordu. Tatillerde de İstanbul’da kalıyor ve sürekli çalışıyordu. 1954 yılı yazında işleri arasına demir ticareti ve demir dökümcülüğü de katılmıştı. Hayri Sevimay bu işlerin ve derslerin yanında bir süre İstanbul Belediyesi Konservatuarının Türk Müziği bölümüne, bir süre de akşamları Dr. Bedri Ruhselman’ın Sıraselviler Camcılar Çıkmazı sokaktaki ruh ve kâinat toplantılarına katıldı. Kazancı, ailesinden başka, kimsesiz ve ailesinden harçlık gelmeyen arkadaşlarına da yardım edecek düzeye erişmişti. 6 Şubat 1956 günü İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Okulundan mezun oldu. Muhasebe işleri çoğalmış, bir ofis açmış ve evlenmişti. İyi para kazanıyordu. Doktora yapmayı planlıyordu. Daha önce dışardan sınava girerek İstanbul Pertevniyal Lisesi’nden mezun olmuş, Hukuk Fakültesine kaydolmuştu. Numarası 3838’di. Buradan aldığı tecillerle doktora yapacaktı. Bu planı başarıyla ulaşmadı. Develi Askerlik Şubesine gönderdiği teciller işlenmemiş, Askerlik Şubesi Develi’deki adresine celp çıkarmış ve annesi de kabul etmişti. 1959 yılı Haziran ayında, muhasebe bürosunu tasfiye ederek askere gitmek zorunda kaldı.

Öğrenciliği CHP’nin iktidarı, Demokrat Partinin muhalefeti ve iktidara gelişi; CHP’nin muhalefete geçişi, iktidar muhalefet kavgaları, devrimlere saldırılar, ekonomide önce gelişme, ardından bunalım, enflasyonun ve karaborsanın patlaması; iktidar partisinin demokratik değerleri ve güveni aşındırmaya yönelik girişimleri içinde geçti. İş adamları, öğrenciler bu konuları tartışıyordular. Yurttaşlar ikiye bölünmüş gibiydiler. 6-7  Eylül 1955 olaylarına, İstanbul’u imar çalışmalarına, Levent Çiftliği’nin yerleşime açılmasına tanık oldu.

1 Temmuz 1959 günü, Eskişehir yolu üzerindeki Ankara Piyade Okulunda sınıf belirleme sınavlarına girdi. Bu sınavda belli bir düzeyin üstünde not alanlar ikici bir sınava daha tabi tutuldular. Bu ikinci sınavda komptrolör olacak yirmi iki kişi seçildi. Hayri Sevimay da bunlar arasındaydı. Yedek Subay Okulu’na Ankara Piyade Okulu’nda başladı. Ordu’nun hali iyi görünmüyordu. Hayri Sevimay’ın ve bazı arkadaşlarının Yedek Subay Okulu’nu bitirinceye kadar silahı olmadı. Bu, Ordu’da yeteri kadar tüfek yok demekti. Hayri Sevimay’a ve birkaç arkadaşına uzun bir zaman yatacak yer, üniforma ve postal verilemedi. Hayri Sevimay Ulus’taki Cirit Palas’ta yatıyor, sabah kahvaltısını ve akşam yemeğini bu otelde yiyor; yoklamaya yetişmek için okula taksiyle gitmek, askerî eğitime sivil elbiseleriyle katılmak zorunda kalıyordu. 2 Ocak 1960 günü Genel Kurmay Başkanlığı, Levazım Daire Başkanlığında Asteğmen rütbesiyle göreve başladı. Enflasyon, hayat pahalılığı tırmanıyordu. Memur ve subay aylıkları çok düşük kalmıştı, geçim sıkıntısı vardı. Başbakan Adnan Menderes’in “Ben kendime esbak – eski – Başbakan dedirtmem” sözü, “Vatan Cephesi’nin kurulması, ana muhalefet partisi aleyhine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Tahkikat Komisyonunun faaliyete geçirilmesi tedirginlik yaratmıştı. 1 Temmuz 1960 günü Teğmen rütbesi verilen Hayri Sevimay, 1 Aralık 1960 yıllık izine ayrıldı ve 31 Aralık 1960 günü itibarıyla terhis oldu. Bu bir buçuk yıl içinde daha çok okuma olanağı buldu. Maliye, ekonomi, tarih ve anılar bu dönemde okuduğu kitaplar içinde ağırlıktaydılar. Kendine yeni bir yol çizmişti. Muhasebeciliğe dönmeyecekti. Müfettiş Muavinliği sınavlarına girecek, Müfettiş olacaktı.

Amacı ekonominin tümünün içinde bulunmaktı. Buna elverişli olan da T.C. Ziraat Bankası’ydı. Ocak 1961 ortalarında açılan yazılı sınavı, ardından sözlü sınavı kazandı ve Müfettiş Muavinliğine atandı. 1964 yılı Aralık ayında da yeterlik sınavını kazanarak Müfettiş oldu. Raporlarıyla ünlendi. Eğitici müfettişlerden biriydi. 1967 yılında Teftiş İzahnamesi’ni yazmakla görevlendirildi. Bankada yayınlanan talimatnamelerin bir kısmının hazırlanmasında görev aldı. 1971 yılında Bankalar Sistemi ve Kredi Düzeninin Eleştirisi adlı kitabı yayınlandı. Kitap Türkiye’de çok ses getirdi. Ekim 1972’de banka tarafından, mesleki bilgi ve görgüsünü artırması amacıyla Brüksel’e gönderildi. Hayri Sevimay bu fırsatı Banque de Bruxelles’in ekonomik araştırmalar birimine yerleşerek, Belçika’nın ve diğer önemli Avrupa ülkelerinin bankalar sistemini, tarımsal alanda mülkiyet rejimlerini araştırmada değerlendirdi. O yılarda Avrupa’da, ulusal ekonominin denetiminde etkin bir araç olarak kullanılan, sosyal amaçlar da içeren “Tüketim Kredileri” sistemleri ile kredi kartları sistemini inceledi. Yurda dönüşünde 1974 yılında, hazırladığı Belçika Ekonomisi Hakkında Notlar, T. C. Ziraat Bankası Teftiş Bülteninde yayınlandı. Ayrıca, Türkiye’nin Tüketim Kredileri sistemine geçmesini ve sistemin kurallarını içeren, “Ekonominin Yönetilmesinde ve Denetiminde Tüketim Kredileri” başlıklı geniş bir rapor düzenleyerek Teftiş Kurulu Başkanlığı’na sundu. Raporun kopyaları ilgili makamlara da gönderildi. Konu, o yıllarda tüketiciyi soyan taksitli satışları da içeriyordu. Yetkililer bu sistemi uygulamaktan çekindiler. Ama uzun yıllar sonra Türkiye, sistemin gerektirdiği yasalarla ve uygun araçlarla donatılmadan, tüketim kredileri uygulamasına geçti. Bankalar, özellikle özel bankalar, bu krediler aracılığıyla, bir tefeciden daha ağır faizler alarak Türk ailesinin malî yapısını ve millî ekonomiyi tahrip ettiler. Aşırı kazançları gören yabancılar, Türk özel Bankalarından bazılarının ağırlıklı hisselerini ele geçirdiler, Türkiye’yi ve ihtiyaç sahibi Türk insanını insafsızca sömürdüler. Hayri Sevimay, Türkiye ve Türk insanı daha fazla zarara uğratılmadan, sistemin özüne dönülmesini sağlamak amacıyla, 1990 yılında Maliye Yazıları adlı derginin 23. sayısında Tüketim Kredileri Sistemi adlı 40 sayfalık bir makale yayınladı. Makalesinde sistemi doğuran felsefeyi, sistemin amacını, araçlarını, Avrupa ülkelerinde nasıl işlediğini ve Türkiye’de neler yapılması gerektiğini açıkladı (a.g.d. s 23 – 62). Fakat bir yararı olmadı. Tüketim kredileri ve kredi kartları, milyonlarca Türk insanının malî yapısını kemiren, onu daha da yoksullaştıran bir canavara dönüştürüldü. Canavar yıldan yıla güçlendi, Türk ekonomisini tahrip etmeyi ve onun dengesini bozmayı sürdürdü.

Bankada Müfettiş Muavinliğinden, Müfettişliğin en üst kademesi olan Müşavir Müfettişliğe kadar yükseldi. 1961-1977 yılları arasında 300 dolaylarındaki il ve ilçede teftiş, inceleme, araştırma ve soruşturma yaptı. On binlerce sayfa rapor düzenledi. Ülkenin önemli bir bölümünü, olanaklarını ve ihtiyaçlarını tanıdı. 1977 yılında Cumhuriyet Senatosu, İç Tüzüğü’nün 133. ve Anayasa’nın 88. maddesi uyarınca ziraî kredileri araştırma komisyonu kurulmuş, bankada oluşturulan komisyonun başkanlığına da Hayri Sevimay getirilmişti. Sonradan komisyonun görevi, Türkiye’de kredi sisteminin ve kredilerin araştırılmasına dönüştü. Hayri Sevimay bu konuda Türkiye’deki durumu ve alınması gerekli önlemleri içeren bir rapor düzenledi. Senato bu raporu da tartıştı ve Hükumete bazı önerilerde bulundu.

Hayri Sevimay, 1978 yılı sonlarında Teftiş Kurulu Başkanlığı görevine getirildi. 1980 yılında Genel Müdürlük Müşavirliğine, 1982 yılında Tetkik Kurulu Üyeliğine atandı. 1979-1980 yıllarında GİMA A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkanlığı, 1983 Yılında Maliye Bakanlığı’nı temsilen Hisarbank ve Odibank Yönetim Kurulu Üyeliği; 1983-1984 yıllarında Hisarbank, Odibank ve İstanbul Bankası ile bu bankaların 50 kadar iştiraki şirketin T.C. Ziraat Bankası’na katılmalarında Genel Koordinatörlük yaptı. 1983-1989 yıları arasında ASMA A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği, Başkanlığı ve Murahhas Azalığı görevinde bulundu. Hiçbir dönemde mesleğine politikayı sokmadı.

Müşavirlik ve Tetkik Kurulu Üyeliği dönemlerinde daha çok okuma olanağı elde etti. Osmanlı tarihini ve ekonomisini, Kurtuluş Savaşı’nı, Cumhuriyet dönemini araştırmaya koyuldu. Eski yıllarda olduğu gibi bazı edebiyat ve politika dergilerini izledi. 1989 yılında eski Maliye ve Ticaret Bakanlarından, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlarından ve Büyükelçilerden Ziya Müezzinoğlu ve bazı arkadaşlarıyla birlikte Türkiye Ekonomik ve Mali Araştırmalar Vakfını kurdular. Hayri Sevimay bu vakfın Denetim Kurulu Başkanlığını ve 1990-1993 yılları arasında vakfın yayın organı olan Maliye Yazıları dergisinin genel koordinatörlüğünü yaptı. 1995 - 1996 yıllarında Aktüel Para Dergisinde köşe yazarı olarak ekonomi düzenlemelerini ve düşüncelerini sunma olanağı buldu. 1997-1998 yıllarında Başak Dergisi’nde, 2018-2019 yıllarında Düşün Dergisinde yazıları yayınlandı. 25 Ocak 1998 günü emekli oldu. Ama çalışmayı bırakmadı.

Hayri Sevimay 2011 yılında, Türkiye’de ve bazı ülkelerde Temsilde Cinsiyet sorununu inceledi. Başarısız yönetimlerin temsilde kadın erkek eşitliğinin sağlanmamasından doğduğu kanısına vardı. Hazırladığı raporu Türkiye’deki tüm kadın derneklerine yollayarak, yerel ve genel seçimler sonunda, halkı temsilde kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına çalışılmasını önerdi. (Örneğin: ne kadar erkek Milletvekili, o kadar da kadın Milletvekili.) Rapor, amaca yönelik olarak Anayasa’da, Siyasal Partiler Kanunu’nda ve Seçim Kanunu’nda yapılması gereken değişiklikleri de içeriyordu. Sevimay konu üzerindeki çalışmalarını sürdürmektedir.

Hayri Sevimay’ın Sibel (1957), Dilara (1961), Ayça (1977), Seyrani (1978) ve Sevi (1980) adlı beş çocuğu var. İkisi Dilara’dan (Beril Tekin ve Birand Özer), biri Ayça’dan (Mert Cavcav) üç torunu bulunuyor.

HAYRİ SEVİMAY’IN ÖLÜMÜ

Hayri Sevimay, 22 Mayıs 2021 günü Ankara’da vefat etti. Cenazesi aynı gün ikindi vakti kılınan namazdan sonra Ankara İncek Mezarlığında toprağa verildi.

HAYRİ SEVİMAY’IN KİMİ ESERLERİ

Hayri Sevimay’ın makaleleri ve köşe yazıları dışında, kitap olarak ve dergilerde araştırma olarak yayınlanan çalışmaları da oldu. Bunlardan kitap olarak yayınlananlar:

Bankalar Sistemi ve Kredi Düzeninin Eleştirisi (1971 yılında Eskişehir Sanayi Odası tarafından yayınlandı. 8+92 sayfa.)

Osmanlıdan Günümüze Denizcilik Sektörü – Politikalar, Uygulamalar, Sorunlar, Çözümler (Kazancı Kitap A.Ş – 1992 İstanbul,  12+151 sayfa)

Cumhuriyete Girerken Ekonomi – Osmanlı Son Dönem Ekonomisi (Kazancı Kitap Ticaret A.Ş. İstanbul 1995, 12+413 sayfa)

Kurtuluş’un Romanı, 3 cilt, 1778 sayfa, Öztunç Matbaa, Ankara 2020; C 1 İSBN 978-605-031-553-0, C 2 İSBN 978-605-031-447-2, C 3 İSBN 978-605-031-448-9

Elem Peteği (Şiir - 1974), Ay Yıldız Matbaası, Ankara (138 sayfa)

Kır Öyküleri (Şiir - 1980), Kazancı Kitap AŞ, İstanbul (86 sayfa)

Güz Çiçekleri, (Şiir - 2013), Nobel yayıncılık, Ankara (138) Sayfa

Küçük Prensin Dönüşü (1980), Kazancı Kitap A.Ş. İstanbul (123 sayfa)

Hayri Sevimay
Ggerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.