Ne bir dakika önce... Ne bir dakika sonra / Esen Yel

Öykü

Ne bir dakika önce... Ne bir dakika sonra / Esen Yel

1276 Sokak

Basmane’de bir çıkmaz sokak.

Önce ben çıkıyorum evden. Çıkışımı iki güzel göz de görüyor.

Az sonra çıkmaz sokaktan çıkıyoruz. Modern giyinmiş, parfümü de pek çarpıcı gibi. Kültürpark’ın Basmane kapısından giriyoruz, çay bahçeleri sabah temizliğinde. Sevgili dolaşmasıyla parkta bir saatimiz geçecek…

İzmir Radyosunun oradan yapıyoruz başlangıcı, palmiyeli yoldan.  Ne konuşacağız, henüz ilgilerini bilmiyorum Tülin’in. Ben ondan birkaç yaş büyüğüm, deneyim kendini göstersin.

Bizden erkenci çift, yolu yarılamış Lozan Kapısına doğru. Biz de aynı yöne, arkalarından… Tülin’le birbirimize dokunmadan yürüsek de giderek ortam ısınıyor. Tülin’e söyleyeceğim ilk söz ‘yaşamsal’ önem taşıyacak.

Beline dokunuyorum, elimin yalnızca başparmağıyla, başparmağın yalnızca sırtıyla. Yavaşça kendime yaklaştırıyorum, yüz yüzeyiz! Parfümünün kokusunda bir çağrı mı var ne?

“Kendi kokun mu?”

İlk söz uzaya bırakılıyor, artık dönüşü olamaz.

“Hoşuna gitti mi?

Girişi kazasız atlattık. Savaş diplomatik yoldan kazanıldı gibi görünüyor… Beline dokunan elimin ‘kapsama alanı’ genişliyor. Bir el de benim belimde şimdi… Vites küçülterek yürüyoruz.  Önümüzdeki çift daha deneyimli görünüyor. Minik molalar vererek ilerliyorlar. 

Saçını kokluyorum…

“Saçların hep böyle güzel miydi,” diyorum ama sözün çok uygun olduğundan emin değilim.

“Gerçekten güzel mi buluyorsun,” diyor.

Söz olumlu algılanmış, anlaşıldı.

“Güzel bulmuyorum, güzel.”

Girişten sonrası pek sorun olmuyor.

O evde doğmuş, babası trenlerde ‘bilet denetçisiymiş.’ Annesi dışarda çalışmıyormuş.

“Kardeşimi biliyorsun, Meral okula gidiyor.”

“Evet,” diyorum.

“Erçel abi seninle ilgili şeyler anlattı.”

“Neler anlattı Erçel?”

“Askerlere öğretmenlik yapıyor dedi. Şiir yazıyormuşsun.”

Lozan kapısının oralara “doğal bir sarılma” görünümünde geliyoruz. Yakın dakikalarda kesin bir eylem olur diye düşünüyorum. Tülin bu eylemi en ince ayrıntısına kadar kesin biliyordur. Kendisi denememiş olsa bile filmlerden…

İlyiç amca görünmez yerlerden gelip fısıldıyor:

“Ne bir dakika önce ne bir dakika sonra!”

Lozan kapısında doğanın zamanı doluyor.

Tülin’in, dudaklarına  özenle sürdüğü rujun ömrü burada sonlanıyor. Beynimizdeki kimyasal oluşumların duygusal kıpırdanışları suda oluşan minik dalgaların büyüyerek çoğalması gibi genişliyor. Tüm hücrelerimize, bir sonsuzluk algısı yavaştan yavaştan kadife yumuşaklığında dokunuyor…  

Basmane kapısına gelirken Tülin benim dudaklarımdaki ruj lekelerini mendiliyle siliyor. Çıkıyoruz kapıdan ayrılıyoruz, o karşı kaldırımdan Cihan’a doğru hızlı adımlarla yürüyüp gidiyor. Benim servis hazır, biniyorum.

Hoş buldum İzmir…

Esen Yel
Haziran 2022
Gerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.