Tam iki yıl geçmiş üzerinden

Tam iki yıl geçmiş üzerinden

Sıtkı kardeşim

Tam 6 Kasım günüydü

Tam iki yıl geçmiş üzerinden

 

Biliyorsun hastalığım nedeni ile

O dönem evde dinleniyorum.

Bilgisayarda Trump mı kazandı?

Biden mı ABD seçimlerini aldı? derken

Timur Selçuk’un öldüğünü gördüm.

 

Nereye, Payidar diyesim geldi

Bizi kör kuyularda merdivensiz

Denizler ortasında yelkensiz bırakıp

Nereye?

 

Göğsüme bir ağırlık çöktü.

Betim, benzim attı, nefesim daraldı.

Yanımdaki şişeden bir yudum su içtim.

Oturdum, arkama yaslandım, daraldım.

Ailemden birini kaybetmişçesine üzüldüm.

Hayatımdan, gençliğimden bir yaprak daha koptu.

 

Sıtkı hocam,

 

Timur Selçuk 

Bence; sanatçı kimdir, sorusunun yanıtıydı.

Çok özel bir müzisyendi.  

Çocukluğum, gençliğim ve yetişkinliğimin

En güzel renklerindendi.

Bazı insanlarla aynı zaman diliminde yaşamak,

Onları canlı dinlemek hakikaten çok özel

 

Timur Selçuk, usta şairlerin şiirlerini

Şiirin anlattığını müzikle ifade edebilecek

Yeteneğe sahip özel bir müzisyendi.

Şiirin ruhunu koruyarak üzerine müzik yazan,

Bu konuda deha denebilecek bir besteciydi.

 

Engin müzik bilgisi,

Piyanosuyla yaşadığı aşk ve bestelerindeki

Yaklaşım ve zekâ beni hep etkilemiştir.

 

Yalnız bir müzisyen, yalnız bir yorumcu değildi 

Timur Selçuk, gerçek bir sanatçıydı;

Halkının, memleketinin farkında olan

ve onlar için üreten gerçek bir sanatçı...


İşini yaparken kendini yitiren.

Herhangi bir parçayı icra edişini dinlerken

Seni, o şarkının derinliğine doğru çeken

Şarkılarına kattığı teatral yorumu,

Muzip melodileri ve sözleri ile

Çok özel bir sanat adamıydı.

 

Kanımca, bu ülkeye fazlaydı.

Rengârenk bir ruhu vardı.

Onun için yıllarca dinlendi,

Yıllarca da dinlenecek...

 

Sıtkı hocam,

 

Babası gibi Cumhuriyet'in yetiştirdiği

Çok özel bir sanatçı, besteciydi

Başarılı ve kariyerli bir babanın oğlu olmak

Ağır ve sorumluluk isteyen bir yüktür.

Altında ezilmeniz çok olasıdır.

Timur Selçuk bu engeli aşabilmiş

Bir büyük müzisyen, sanatçıydı.

 

Zamanının ötesinde olan müzik adamı

Taa altmışlı yıllarda yazdığı, seslendirdiği besteleri

Sanki bugün yazılmış gibiydi.

Onlarca yıl sonra dinlenildiğinde

Yine aynı duyguları yaratacağını bildiğim

Bestelerin gücü, düzenlemelerin şıklığı,

Ölümsüzlüğünün garantisi olacaktır.

Az buçuk müzik kulağı olan birisi,

Sıradan bir pop şarkısının dönemini

Rahatlıkla kestirirken,

Timur Selçuk'un besteleri

Dönemin kayıt teknolojilerinin

Verdiği ipuçlarının dışında,

Zamanın ve mekânın ötesindedir.

 

Bence bu toprakların en güzel şiirlerini bestelemiş

Tepeden inme sözlerle değil, yaşadığı şiirleri bestelemiş

Nakarattan uzak, şiirin ruhunu yansıtan

Günümüz eserlerindeki gibi aynı dizeleri 25 kere

Tekrar edip şarkıyı benimsetme misyonu gütmeden

Bütün şarkıları ezbere bilinen ender sanatçılardandı.

Eserleri; acı tınıları kulaklarda,

Buruk anıları belleklerde

Canlandırıp başladığı gibi bitiverirdi.

 

Sıtkı hocam,

Tam iki yıl önce bugün

Hafızamızdan bir ses daha koptu.

Gençliğimizden bir renk daha soldu.

 

Timur Selçuk benim için

İspanyol meyhanesinde çığlık çığlığa şarkı söyleyen kadın,

Sen neredesin de caddelerden sokaklara doğru elenen sesler,

Mavi göklerden yere doğru süzülen bir güvercin

Ayrılanlar içinde her şeyi unutmak zorunda olan,

Pireli şarkıdaki acayip bilmece,

Kör kuyularda merdivensiz kalan,

Duyar mısın? da uçarın, kaçarın bir sonu,

1 Mayıs, hürriyete doğru, nereye Payidar,

Ekonomi bilmecesinde devrimci, Halet Rezaki,

Karakız kantosunda Karantina'lı Despina 

ve babasının şarkılarında babasına yakışır

Bir müzisyen olarak kalacak.

 

Çok üzgünüm.

Bir devir kapanıyor,

Yeri kolay kolay dolmayacak insanlar

Bir bir gidiyor.

Artık sanatçı da çıkmıyor

Bu harap olmuş kültürden.

 

Sıtkı hocam,

Timur Selçuk da öldü,

Şiirler ve şarkılar öksüz kaldı!

Bir efsane, çocukluğumuz, gençliğimiz.

O güzel günler geride kaldı.

 

Birçok insan yanılır

Şarkının en kahreden dizesi zannedildiği gibi

“Yeter, yeter, öleceksek ölelim” değildir.

“İspanyol meyhanesinde öldüğümüzü kimse bilmesin”dir.

 

Bilmeyecekler, Timur hocam, bilmeyecekler

Senin İspanyol Meyhanesi’nde öldüğünü

Kimse bilmeyecek

 

Seni 6 Kasımlarda değil

Hep 1 Mayıslarda anacağım

O “zorbalar kalmaz gider” deyişinle

Hatırlayacağım.

 

Ah koca üstat, ah

Artık ruhun huzur bulsun.

Umarım gittiğin yerde bir İspanyol Meyhanesi vardır.

Senin hatırına, ekonomi hep tıkırında olacak!

Süzülüp mavi göklerden yere doğru,

Omzuma beyaz bir güvercin konacak.

Artık 1 Mayıslar hep öksüz kalacak

Ama sen hep sol yanımız

Olmaya devam edeceksin.

Nadir Avşaroğlu
Gerçekedebiyat.com