Mesut Özil örneği ve spor politika ilişkisi

Mesut Özil

Almanya’ya iş göçünün başladığı 50 yıl öncesinden bu yana yetişen Türk kökenli futbolcular, yetenekleriyle hem Türk futbolunun gelişimine büyük katkıda bulundu hem de  Almanya’da oynadıkları takımların yıldızı olmayı başardılar.

Almanya’da yetişen Türk futbolcular ilk olarak İlyas Tüfekçi ve Erdal Keser adıyla 1980'lerde duyuldu. İçlerinden, “yabancı” olmanın tüm zorluklarına rağmen en üst düzey ligin futbolcusu olmayı başaranlar çıkacaktı. Bu futbolcu kuşağının ilk temsilcilerinden biriydi İlyas Tüfekçi. En azından Erdal Keser’le birlikte Türk kamuoyunun dikkatini çeken ilk gurbetçi futbolcuydu.

Erhan Önal için de bir paragraf açmak gerekiyor. Çünkü 1976 ve 1977’de, Beckenbauer, Müller, Breitner, Hoeness gibi efsanelerin de formasını giydiği Bayern Münih’te ilk onbirde oynamayı başaran çok önemli bir oyuncuydu. Uğur Tütüneker de öyle.

90’lı yılların sonunda Almanya futbol dünyasına, annesinden ayrıldığı için Türk babasına kızgınlığından dolayı Türklerden nefret eden bu nedenle Alman milli takımını seçen ve Türk gazetecilerle görüşmek istemeyen Bayern Münih'in eski yıldızlarından Mehmet Scholl damga vurmuştu. (Türk kökenli olup Alman Milli takımını seçen ilk oyuncu.)

erhan önal
Erhan Önal

Günaydın gazetesinin Bonn temsilciliğini yaptığım günlerde, Hürriyet gazetesinin Mehmet ile babasını barıştırmak için çok büyük uğraşlar vermiş ama başaramamıştı. Mehmet, “Ben Türk değilim ve Türk Milli takımında oynamam..." açıklamasını yaparak tartışmalara son vermişti. Mehmet’in öncülük yaptığı bu seçimden sonra Mustafa Doğan, Serdar Taşçı, İlkay Gündoğan, Emre Can, Kerem Demirbay ile Mesut Özil Alman Milli takımını seçerken Yıldıray Baştürk, Hamit ve Halil Altıntop kardeşler, Hakan Çalhanoğlu, Nuri Şahin gibi oyuncular ise Alman vatandaşlığına sahip olmalarına karşın Türk Milli takımını seçmişlerdi.

BENİ RAHATSIZ ETMEYiN

Son günlerde Türkiye gündeminden düşmeyen Dünyanın en büyük futbol yetenekleri arasında gösterilen Mesut Özil ise Almanya Milli Takımı’nı tercih edenlerden.

Erdal Keser, Mesut’un aldığı karardan sonra yaptığı bir açıklamada, "Mesut Özil konusu çok fazla konuşuldu. Bu konuda 'Biz yüzde yüz her şeyi yaptık ama o Almanya'yı seçti' denilebilir mi? Denilebilir, çünkü o olayın birebir şahidiyim. Fatih Hoca sonuna kadar mücadele etti. Mesut'la konuşuldu, kadro açıklanırken 'Seni de kadroya alıyoruz, geliyor musun?' denildi. Ama Mesut ilk günden itibaren 'Ben Almanya'yı seçiyorum, beni rahatsız etmeyin' dedi. Bunun yazılı belgesi de var. Mesut için mücadele verilmedi demek ancak bir yıpratma çalışması olabilir. Bizim bazı oyuncuların başka millî takımları seçmesini de kabullenmemiz gerekir. Zaten oyuncu gönülden gelmezse verimli de olamaz.“ demişti.

Özil’in aldığı karardan sonra yaptığı seçim iki ülkede de büyük yankı uyandırmış, 23 yaşındaki genç futbolcu milli takım seçiminden sonra Türkiye'den gelen eleştiri oklarına maruz kalmış vatan hainliğiyle suçlanmış. Maçlarına giden Türk seyirciler tarafından yuhalanmaya başlanmıştı. 2010 yılında Türkiye’de oynanan Türkiye - Almanya milli karşılaşmasında maçın ikinci yarısında Türkiye'ye karşı attığı gol için ''Gol attıktan sonra tabii ki çok sevindim'' derken şaka yapmıyordu.

Özil, 2018 Dünya Kupası başlamadan önce Türkiye'nin de uluslararası düzeyde tartışılan Cumhurbaşkanıyla  paylaşılan fotoğrafından dolayı sert bir şekilde eleştirilmeye başlandı. Bu yetmedi, Özil’i geliştirip dünya vitrinine çıkartan  Alman spor dünyası tarafından adeta aforoz edildi. 92 Milli maçta 23 gol attığı Alman Milli takımından dışlandı. İstifa etmeye zorlandı. Özür dilemesi istendi.

Oysa hakkında karar çoktan verilmiş, ayrık otundan kurtulmak için nasıl  kökünden sökmek gerekirse Alman Futbol Federasyonu tarafından Almanya’da yetişen genç kuşak Türk futbolcularına da bir gözdağı vermek için kararlı bir şekilde  (Özil ısrarla Erdoğan’ın tarafında olduğu açıklamasını yineleyince de) Almanya’da spor yaşamı bitirildi.

ilyas tüfekçi
İlyas Tüfekçi

Bayern Münih Başkanı Uli Hoeness, Mesut Özil’in milli takımı bırakmasının ardından Mesut Özil’le ilgili “Nihayet kabus sona erdi. Mesut, son mücadelesini 2014 Dünya Kupası’ndan önce kazanmıştı. Şimdi kendisini ve berbat performansını o fotoğrafın arkasına saklıyor. Mesut, sadece San Marino’ya karşı parlayan bir yıldız. Mesut’un yokluğunda milli takım çok daha iyi olacaktır” diye konuşmuştu.

Erdoğan ile ayni resimde beraber yer alan İlkay Gündoğan ise Almanların istediğini yerine getirince, davranışında ısrarcı olmayınca affedildi ve Alman Milli takımının kapıları eskisi gibi açık kalmaya devam etti...

Alman toplumu tarafından ihanete uğradığını hisseden Mesut Özil bir röportajında "İnsanların beni sevmesi gerektiğini söylemiyorum ama Almanya için yaptıklarıma saygı göstermeleri gerekiyor. Benim neslim Alman futbolunu değiştirdi. Grindel ve yardımcılarının gözünde  kazandığımızda Alman,  kaybettiğimizde göçmenim!" diyebildi.

Alman medyasının taraflı, faşizan baskısı Mesut Özil’in Almanya’daki geçmişinin ve geleceğinin son günlerini yaşatıyordu Özil’e.

Almanya’nın aldığı karardan sonra iplerini kopartan Özil, İngiltere’de henüz bitmediğini göstermek istercesine haftada 350 bin Euro aldığı Arsenal FC'de sorunlar yaşasa da 2015-2016  sezonunda Arsenal takımının hem en iyi oyuncusu seçilmiş hem de Premier Liginde asist kralı olmuştu. Olmuştu ama oynadığı ve başarılı sayılabilecek dönemde bile İngiliz basını tarafından sürekli eleştirilmekten kurtulamamıştı. Kurtulamamıştı çünkü Alman medyası Özil hakkında yanlı taraflı yayınlara devam edip İngiliz basınını da etkiliyordu.

Ermenistan ile Dağlık Karabağ bölgesi konusunda kanlı bir çatışma içinde olan Azerbaycan'ın yanında yer alması. "Azerbaycan'ın sorunu bizim sorunumuz, onun neşesi bizim neşemizdir" diyerek savunması... Çin'deki Müslüman Uygur azınlığa destek çıkarak Çin'deki Müslüman Uygur azınlığın bastırılmasıyla ilgili tweet atması... Ardından Müslüman devletlerin umarsızlıklarını eleştiren bir tweet atması... Çin Dışişleri’nin devreye girmesi... Özil’in Çin’de yasaklanması... Arsenal’ın maçlarının naklen yayınının kaldırılması... Yaklaşık 30 000 üyesi olan bir Özil hayran kulübünün kapatılması, popüler bir futbol simülasyon oyunu olan "Pro Evolution Soccer" ın Çin versiyonundan çıkartılması... ve sonrasında yaşananlar Özil’in Londra’da fazla kalamayacağının işaretçisiydi.

Mehmet Schöll
Mehmet Scholl

Nitekim de öyle oldu. Çin ile yaşanan tweet olayından sonra İngiltere’de Mesut’a karşı tepkilerin büyümesi. Arsenal takımının Mesut Özil’i satmak için vitrine koymasına karşın kimsenin alıcı olmaması sonrasında futboldan soğuyan mutsuz ve dünya spor medyası tarafından yalnızlığa mahkum edilen Mesut Özil (Alman Zidan), anlaşılmaz bir çabuklukla milyonlarca dolar karşılığında Türkiye’ye geliverdi. (Özil’in karanlık transferinin perde arkasını ve kaç milyona mal olduğu yönünde bir bilgimiz yok.) İngiltere’den aldığımız duyumlar Özil’in transferinde Tayyip Erdoğan’ın büyük bir rol oynadığı yönünde.

Avrupalı eleştirmenlere göre ise Mesut Özil artık futbolculuk kariyerini bitirip her fırsatta yanında olduğunu açıkladığı Recep Tayyip Erdoğan için önemli bir siyasi büyükelçi figürü haline gelmiş birisi. Özil’in Türkiye’ye dönmesini akılcı bulup destekleyenler ise Londra'da üç şubeli bir kafe olan “39 Steps Coffee'nin" ve kendi markası olan "M10" ile spor malzemeleri imparatorluğunu kurmak için Türkiye’ye gelmesi en doğru olanıydı o da öyle yaptı, savunusunu yaptılar.

Yıllardan beri Türk spor medyasına bir söyleşi vermeyen, Türkiye ile ilgilenmeyen hatta yaz tatillerini Türkiye’de geçirmeyen Özil, Alaaddinin Sihirli Lambası'ndan çıkan dev tarafından , yabancı oyuncu statüsünde Türkiye'ye getiriliverdi.

Erdoğan olayı islam ülkelerinde ona  sempati puanlarını kazandırsa da Vodafone ile birlikte Mercedes, Özil ile işbirliğini sonlandırmış sözleşmelerini iptal etmişti.

Ardından da Adidas 2013'ten beri var olan ve ona 25 milyon Euro ödediği sponsorluktan vazgeçmişti.

Danışmanı ve menejeri olan babasıyla kavga edip işine son vermişti.

İngiltere'nin başkenti Londra'da 25 Temmuz'da araçta bulundukları sırada motosikletli iki kişinin bıçaklı saldırı girişimiyle karşı karşıya kalan Mesut Özil ve Sead Kolasinac, olayında Özil’in saldırganlara direnen arkadaşı Kolasinac’ı yalnız bırakarak arabaya binip olay yerinden kaçması Özil’i bitiren son davranış oldu...

Almanya'nın en büyük ve en popüler futbolcularından biriyken, yolda yürürken, sevgilileriyle el ele tutuşması bile haber yapılırken, Almanya’da adından en çok söz edilen yabancı asıllı tek futbolcuyken, rüya gibi bir yaşam sürerken, Erdoğan ile çektirdiği bir resim Özil efsanesinin sonunu  getirmişti...

Avrupa’da yaşama şansı kalmadığını gören Özil’in, sportif geleceğini-imparatorluğunu kurup sürdürebileceği tek ülke olan Türkiye'ye karşı bakış açısı birden değişiverdi.

Türkiye’ye transfer olabileceğini ima etmeye başladı. Türk medyası da yaptığı algı dolu haberlerle kendisine destek olunca kendisini Türkiye’de görüverdik...

Tabi  spor medyamızın da içler acısı halini!

Gelir gelmez sporseverlerin konuştuğu tek konu, bizim yıllardır bilmediğimiz, görmediğimiz, duymadığımız Özil’in gizeminden birden etrafa yayılan, Afrikada 35 çocuğa yardım eden, maçlardan önce dua edip kuran okuyan, namaz kılan, sahaya –Bismillah-demeden adımını atmayan, Batı'ya karşı ezilen Müslümanlığı ve Uygur Türklerini savunan, Erdoğan ile çektirdiği resimden pişmanlık duymayan gerekirse tekrar çektirebileceğini ima edip Erdoğan’ı öven Mesut Özil'di.

Televizyon yorumcuları, Türkiye’ye karşı oynadığı maçlarda ıslıklanan, küfür edilen, yorumcular tarafından saygısızca eleştirilen Mesut Özil’i övgü fırtınasına tutuverdiler. Aklı başında bir iki yorumcunun yaptığı doğru tespitleri görmezden gelip tüm yorumcular Özil’in büyüklüğünü, futbolculuğunu övmeye başladı. Avrupa ülkelerinin medyasında çıkan gerçek dolu haberler- Kıskançlık- düşmanlık- çekememezlik- düşmanlık- kılıflarıyla göz ardı edildi.

Sanki görünmeyen bir el Özil’i himayesine almış gibi tüm yorumcular birden Özil’ci oluverdiler.

Türkiye’ye Özil’in sadece adının geldiğini oynadığı maçlarda bile görmek istemeyip. - Özil ne yapsın? -Takım kötü. - Yanında Özil gibi bir kişi daha olsa-gibi kalıplaşmış yorumlarla gerçeği yansıtarak geçiştirmeye çalıştılar.

Hâlâ bu tutumlarına devam ediyorlar. Özil’den yeni sezonda şampiyonluk bekliyorlar. Yakında kendisini Türk vatandaşlığına geçirip milli takıma alırlarsa hiç şaşmam!

Ayrıca Özil’in en kısa zamanda AKP’ye kaydının yapılıp Sivas’tan aday gösterilmesini bekliyorum.

Gelecekteki isteğimse Özil’in TFF başına getirilmesi...

Erdem Buyrukçu
Gerçekedebiyat.com