Karikatürün ve yaşama sanatının ustası: Bedri Koraman

Karikatür, Bedri Koraman, Mustafa Bilgin

Yıl 1978 olmalı… Ankara’da yaşarken, teyzemlerin Kavaklıdere semtindeki evlerinde ailece misafirdik…

Eniştemiz, sohbetin bir yerinde koltuğundan kalktı, gazeteliğe kaldırılmış Milliyet’i aldı, o gün yayınlanan bir karikatürü gösterdi babama.

Elinde gazete, o kadar gülüyordu ki, çizgiye meraklı bir çocuk olarak kafamı gazeteye uzatmaktan kendimi alamadım.

bedri koraman, mustafa bilgin

Dört kareden oluşan bir Bedri Koraman karikatürüydü gecemizi neşelendiren:

Birinci karede halkı temsil eden bir vatandaş, zamları temsil eden dik bir koca kazığın üzerine dehşet içinde düşüyor… İkinci karede vatandaş, mabadına giren kazığın acısıyla avazı çıktığı kadar bağırıyor… Üçüncü karede kazık vatandaşımızın canını artık yakmamaktadır… Son karede ise kazığa çoktan alışmış vatandaş,  alışmak ne kelime, bundan hoşlanmaya bile başladığını anladığımız bir yüz ifadesine bürünmüştür.

Büyüklerimizin kahkahaları arasında elden ele dolaşan bu karikatür, her hafta yolunu gözlediğim Gırgır dergisindeki karikatürlerden farklı, bir ressamın fırçasından çıkmış izlenimi veriyordu.

Bu izlenimi sadece ben edindim demek daha doğru olur, çünkü büyüklerin sohbet konusu bu ayrıntı değil, karikatürcünün Bafralı bir hemşerimiz olmasıydı.

Memleketimiz Bafra’nın büyük övünçlerinden biri olan Bedri Koraman, sanatı beğenilen bir büyük karikatür ustası olduğu kadar aynı zamanda ilgiyle izlenen bir ‘yaşama sanatı ustasıydı’ da.

Dönemin siyasetçilerini çok ağır eleştirse de onlarla şakalaşabilecek kadar dost kalabilmesini, çok özel bir kişiliğe sahip olmasına borçluydu şüphesiz. Öte yandan“ Bedri” imzasının toplum üzerindeki etkisi nedeniyle, siyasetçiler onu kolayca gözden çıkaramıyorlar olsa gerekti.

bedri koraman, mustafa bilgin

Yıllar sonra Karikatürcüler Derneği etkinliklerinde tanışıp el sıkışmadan çok önce, kendisinin konuk olduğu bir televizyon programında izlemiştim ustamızı…

O programda gazete karikatürcülüğünün eğlenceli taraflarından, dillere destan Bedri Koraman - Örsan Öymen dostluğundan, ikilinin bitmez tükenmez çapkınlıklarından bahsediyordu neşeli anlatımıyla...

Programın sonuna doğru, ölene kadar her konuda yoldaşı olacak eşi Nil Koraman için bir iki yıl birlikte olduktan sonra, önceki ilişkilerinde olduğu gibi kaçarım nasıl olsa, diye düşündüğünü, fakat “ava giderken avlandığını”, iyi ki avlandığını, çok mutlu bir evliliği olduğunu söylemişti.

Evrende av-avcılık söz konusu olacaksa eğer, sadece, böyle neşeyle anlatılacak “avları” arayan, özleyen, insancıl bir dünya görüşüne yazılmıştır Bedri Koraman ismi.

Karanlık büyük planları uğruna insan avına çıkanların, zavallı tetikçilerince katledilmekten şans eseri kurtulmuştu 1979’da…

Bu uğursuz olayı soran bir gazeteciye verdiği yanıtta,“Türkiye’yi 12 Eylül’e hazırlayan güçlerin her müesseseden bir kişi alma programında kısmet bize düşmüştü. Ben öldürülmüş olsaydım Abdi İpekçi’ye gelmeyebilirlerdi. Orada o iş olmayınca Abdi’ye yönelmişlerdiyecekti.

Ne yazık ki, Bedri Koraman’ın bahsettiği o güçler, elbirliğiyle ülkemize istedikleri şekli vermeyi başardılar.

Şeklinin başkalarınca verildiği bir hayata tutunmaya çalışarak tam yirmi yıl daha geçirecek, 1999’a gelecektik.

O yıl Bedri Koraman’la yollarımız iki kez kesişti.

Birincisi, Beşiktaş Belediyesi’nin düzenlediği “Cömertlik - El açıklığı” konulu ‘Nehar Tüblek Karikatür Yarışması’nda, “Karikatürcüler Derneği Özel Ödülünü” Bedri Koraman’ın elinden aldım…

İkincisi, Karikatürcüler Derneği Başkanı olarak kaleme aldığı “Mizah Mayası” başlıklı sunu yazısı, “Nasreddin Hoca’nın Torunları” dizisinden çıkan, “Bildik Şeyler” isimli karikatür albümümün ilk sayfasını süsledi:

“Türk mizahının ustası Nasreddin Hoca’nın Anadolu topraklarına mizah mayası ekmesinden bu yana, bu alanda çok değerli insanlar yetişegelmektedir. Kimileri gazete ve dergilerde boy gösterdiler, kimileri yurt içi ve yurt dışında açılan karikatür yarışmalarından ödüller aldılar, kimileri sergiler açarak çizgilerini tanıtmayı yeğlediler. Bazıları ise mizahın tüm alanlarında başarılı oldular. Ama şüphesiz hepsi Nasreddin Hoca’nın Torunları olduklarını kanıtladılar.

(…)

Nasreddin Hoca’nın Torunları dizisi kitapları bu düşüncenin eseridir.

Sevgilerimizle.

Karikatürcüler Derneği Başkanı

Bedri Koraman”

30 Mayıs 2015 yılında Örsan Öymen’ine kavuştu… İkisi de hurilere emanet artık…

Kendisi de Nasreddin Hoca’nın has torunlarından olduğunu bildiğimiz “fırça ustası” Bedri Koraman’a, Bildik Şeyler albümümde siyah-beyaz yayınlanan, çiziminde tarama ucunun yanı sıra fırça da kullandığım bu “av” karikatürümü, onun bin bir renkli anısına armağan ediyorum:

bedri koraman, mustafa bilgin

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com