Karikatüre sevdalı bir aydın: Orhan Koloğlu

Karikatüre sevdalı bir aydın: Orhan Koloğlu

Doksan yıllık yaşamına, biri karikatür tarihi olmak üzere doksan kitap sığdıran, ‘kalemi de, enerjisi de tükenmez’ gazeteci-yazar Orhan Koloğlu’nun, Unkapanı-Gazanfer Ağa Medresesi’nde bir zamanlar yer alan Karikatür ve Mizah Müzesi’ne, çuvallar dolusu belge teslim ettiğini öğrenmiştim.

Karikatürü ‘yalın bir tarihi belge’ olarak tanımlayan Orhan Koloğlu, “Türkiye Karikatür Tarihi” başlıklı kitabında gün yüzüne çıkardıkları dahil yığınla belgeyi, genç kuşaklara emaneten müzemize bağışlamış….

mustafa bilgin

Hiç bir konuda ‘kurumsallaşmayı’ beceremediğimiz için, o emanetin akıbetinden, ne yazık ki emin değilim fakat konumuz bu değil…

Orhan Koloğlu uzun yaşamı boyunca oluşturduğu arşivindeki bütün belgeleri sınıflandırmış, ilgili kurumlara bu şekilde dağıtarak yaşamının yeni dönemine hazırlık yapıyormuş meğer...

Sadece kendince kaynak saydığı bir kitaplık dolusu temel kitabı yanına alarak, yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemesiyle Tuzla’da bir vakıf bünyesindeki yaşlı bakımevine yerleşmiş.

Tuzla’yı özellikle andım, çünkü İstanbul’un en doğusundaki bir ilçesidir ve herhalde onaylarsınız; ha deyince kent merkezine gelinecek bir yakınlıkta değildir.

Fakat Orhan Koloğlu’nun tükenmez enerjisi bir kez daha devreye giriyormuş ki, onu her fırsatta Kadıköy-Moda’daki Tarihçi Kitabevi’nde görüyorduk. Ta ki hastalanıp ölene kadar!

Tarihçi Kitabevi’nin salonunda uzun bir süre cumartesi günleri yapılan tarih söyleşilerinden birinde, “Dünya Tarihinde İstanbul İçin Çanakkale” başlıklı söyleşide konuşmacı olan Koloğlu’nun dinleyicilerinden biri de bendim.

Söyleşiye, “Çanakkale’de verdiğimiz yüz binlerce şehit askerimiz için Allah’tan rahmet diliyorum ve yanı sıra günümüzde verdiğimiz şehitlere de rahmet dilemek istiyorum” diyerek başlamıştı.

 mustafa bilgin

Tarihin akışını temelden değiştiren Çanakkale Savaşı için yaptığı doyurucu konuşmanın sonunda kitaplarını imzaladı. Bu fırsattan yararlanarak o çalışkan, öpülesi elini sıkmak şansını yakaladım.

Bu çok yönlü büyüğümüz, yeğeni Sina Koloğlu ile yaptığı son söyleşisinde bakın ne demiş:

“Basın Yayın Genel Müdürlüğü olarak Bülent Ecevit’e uzun süre hizmet verdim. Biz Ecevit ile neredeyse bütün dünyayı dolaştık. Neden benle dolaşıyordu; çünkü özellikle yaptığım doktoram dolayısıyla kendime Avrupa’da geniş bir çevre edinmiştim. Bir şey söylediğim zaman bana inanıyorlardı. Ama politikacı söyleyince olmuyordu. Ecevit’e büyük katkım oldu. Ecevit ayrılınca ben de ayrıldım. Süleyman Demirel başbakan oldu. O sırada papa ilk defa olarak Türkiye’yi ziyarete geliyor. Yanında da 500 gazeteci. Demirel adam yolladı; “Bunları idare edebilecek tek adam sensin’’. Yenice istifa etmişim ama kabul ettim çünkü devletin işi… Bu görev almak değil. Papa 2-3 hafta Türkiye’yi dolaştı. Bütün o gazetecileri ben idare ettim. Hepsi beni tanıyordu. Onun için beni dinliyorlardı. Papa’nın ziyareti nedeni ile Türkiye’nin aleyhine kampanya olmadı. Papa gitti. Demirel bakanını yolladı görevde kalmam için. Yok dedim Demirel’in politikaları ayrı Ecevit’in ayrı. Demeye kalmadı, askeri darbe geldi. Bu sefer askeri darbe yönetimi bana geldi. Avrupa’ya anlatacağız darbeyi, sen bilirsin bu işi dediler. Askeri darbe Avrupa’ya anlatılmaz dedim. Der demez, memuriyet derecemi 7-8 kademe düşürüp beni bir kenara attılar. Parasız kaldık, annem ile beraber...”

Ömrü emperyalizme direnenlere saygı duyarak geçmiş bir yurtseverin, 12 Eylül’ün “our boys’larına hizmet etmesi beklenemezdi. ‘Karikatür sevdalısı’ bir aydın, faşist darbecilerle çalışarak, bizzat karikatürün kendisine dönüşemezdi!

Bu karikatürüm 17 Nisan 2020’de ölen yurtsever gazetecimiz Orhan Koloğlu’na armağanım olsun:

mustafa bilgin

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com