Karikatürcüler Hacı Bektaş Veli topraklarında

Karikatürcüler, Hacı Bektaş Veli, Mustafa Bilgin

2003 yılında Karikatürcüler Derneği, Hacıbektaş Belediyesi’nin düzenlediği uluslararası anma törenleri kapsamında, Hacı Bektaş Veli Kültür Merkezi’nde bir karma karikatür sergisi açacak, bir grup karikatürcü de etkinliklere katkıda bulunacaktı.

Her ne ararsan kendinde ara” diyen,  ‘Aslan ile Geyiği dizinin dibinde kardeşçe buluşturan’ Anadolu ereni Hacı Bektaş-ı Veli için etkinlikler düzenlenen, kök saldığı Nevşehir-Hacıbektaş’a ilk kez gidecektim, heyecanım doruktaydı…

 hacı bektaş veli

İstanbul’dan katılan karikatürcü grubunu Ankara’ya götürecek Mavi Trene binmek üzere gece Haydarpaşa’da buluştuk.

Ankara toplanma merkeziydi, Karikatürcüler Derneği’nin sağladığı özel bir midibüsle Hacıbektaş’a geçecektik.

2002 yılında yapılan genel seçimleri kazanan AKP hükümetinin yakışıksız dayatmaları toplum üzerine yeni yeni nüfuz ediyordu. Bu nedenle, vagonları dolaşıp çağrı yapan görevli; “Yemekli vagonumuz açılmıştır… Dereceli derecesiz içeceklerimiz mevcuttur…” diye sesleniyordu artık.

Görevlinin adını an(a)madığı alkollü içeceklerin ölçüsü kaçmadıkça, İstanbul’dan Ankara’ya trenle gidişin en neşeli, en lezzetli yolu olan yemekli vagon, bu güzelliği hiç anlayamayacakların ölçüsüz yargılarıyla bir iki yıl içinde tamamen kaldırılacaktı.

Yemekli vagon görevlisinin bu kekremsi çağrısı yüzünden canımız sıkıldıysa da,  durumun çağrıştırdığı ‘Bektaşi fıkralarını’ Ahmet Erkanlı’nın kendine has anlatımdan dinleyerek moral bulduk.

hacı bektaş veli

Sabah saatlerinde Ankara’ya vardığımızda, bizi Hacı Bektaş-ı Veli anma törenlerine götürecek midibüsümüze, nasıl olduysa üç Fransız genç kız da misafir oldu. Hacı Bektaş etkinliklerinin bir parçası olan gençlik kampına katılacaklarını öğrendiğimiz gençler arka koltuklara sevinçle kuruldular.

Biz de koltuklardan birer tane seçtik, aracımız hareket etti…

Fransız gençler yolu bir an önce tüketmek isteyen karikatürcülerin detone seslerinden uzun süre şarkı-türkü dinlemek zorunda kaldılar.

Bir zaman sonra onlara dönüp; “Chanson sivuple” denildi.

Bizi kırmadılar, bir Fransızca şarkıyla katıldılar. Sonra bir şarkı daha “sivuple”…

Derken, o kadar güzel kaynaşmıştık ki, kızlar Fransızca, bizler Türkçe hep bir ağızdan söylediğimiz “Enternasyonal Marşı” ile kanatlandık.

“Kardeş Şarkılar Midibüs Korosunun”, bu marşın üzerine başka bir şarkı söylemek içinden gelmediğinden konserimiz coşkulu alkışlar arasında son buldu.

Yanında yöresinde güneş ışığını yansıtan ekin tarlalarının parlattığı yolları geçerek öğle saatlerinde Hacıbektaş ilçemize geldik.

İlk gün bu özel toprakları ve insanları gözlemledik. Hacı Bektaş Veli türbesini (Müze) gezdik, inceledik, sonra Kültür Merkezi’nin sergi salonuna karikatür sergimizi astık.

Akşam kaldığımız otelin güzel bahçesinde yolculuk yorgunluğunu attık ve kadehlerimizi; Bir Aslan ile Bir Geyiği kardeş yapan o yüce ütopyaya kaldırdık.

Ertesi gün semaha duran ekibi çıplak gözle izlemek çarpıcıydı. Gün boyu olabildiğince etkinlikleri izledik.

Akşamüzeri bize ayrılan masalarda yerimizi aldık, anma törenine katılan insanların portre karikatürlerini çizdik, onlarla sohbet ettik.

hacı bektaş veli

Turhan Selçuk ustamızın vasiyeti gereği, bağrına emanet edildiği bu özel topraklara 7 yıl sonra bir kez daha gelecektim fakat şimdi İstanbul’a dönüş zamanıydı.

Törenlere gelirken birer su damlalarıydık, burada birikmiş büyük bir damlaya karıştık…

Hacıbektaş’tan dönüşte kocaman bir su damlasıydık artık!

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com