Hacer Yıldırım’a kefilim Hacer Foggo’ya değilim!

Hacer Yıldırım, Hacer Foggo

“Ali abiyi anlatmak zor. Söz’de çalışırken tanıştık ve birbirimizi çok sevdik. O derginin ekmeği ve suyuydu. Parasız kaldığımızda bal satar, kitapsız kaldığımızda kitap bulurdu. İngilizce öğreniyorum diye bana İngilizce kitaplar getirmişti. Gece yarılarına kadar birlikte çalışırdık, o matbaaya koşar matbaadan dergileri getirmesini dört gözle beklerdik. O dergilerle sevinçle gelirdi. Fesat dergisini çıkardığımızda da bu sürdü. (…)”

Şair Sezai Sarıoğlu’nun Nar Taneleri kitabında anlattığı “tanelerden” biridir Hacer Yıldırım.

Mustafa Bilgin

Yukarda bu kitaptaki; “Kırmızı saçlı, kırmızı parkalı, kırmızı ayakkabılı, kırmızı düşlü kız” başlıklı bölümünden alıntı yaptığım Hacer Yıldırım’la işbu Fesat (mizah) dergisinde tanışmıştım.

Hacer Yıldırım için ayrılmış bölümünü okuyanlar üzülerek görecektir ki,  bu saçları kırmızı kızın düşlerinin kırmızısı bizzat kendi mahallesinde tanıklık ettiği ihanetler, yanlışlıklar, hoyratlıklar, kabalıklar, vefasızlıklar nedeniyle solacak, giderek kararacaktır.

Hele, Ali (Küçük) abi’sinin intiharına gösterilen kayıtsızlık bardağı taşıran son damladır artık.

Hacer Yıldırım’ın o güne kadarki yoksul ve fedâkar yaşamının temizliğine, yaşadığı düş kırıklıklarını anlatırken duyduğu namuslu acıya kefilim.

Tam burada başka bir kitaptan daha bahsetmek istiyorum:

Parayı Verdi Düdüğü Çaldı - Sanat ve Edebiyat Dünyasında CİA Parmağı!

Mustafa Bilgin

2. Dünya savaşından “muzaffer” çıkan ABD’nin ilk iş olarak, o güne kadar süregelen Sanatçı-Halk “organik” buluşmasının yollarını büyük paralar harcayarak bulandırıp, “inorganik” hale getirme operasyonunun örneklerle anlatıldığı bu kitapta bir temel “ayrıntıyı” daha öğreniyoruz.

Bu operasyonun gönüllü hamaratları, bilerek veya bilmeyerek alet olanlar, özellikle SSCB’nin dayattığı sosyalizm tarzından düş kırıklığı duyan, eleştiren Avrupalı sosyalistlermiş…

CİA tarafından kullanıldıklarını fark edince intihar edenler bile çıkmış aralarında…

Sanat ve Edebiyat’ta “post modernizm” olarak sunulan bu operasyon günümüzde hakim olmuş görünüyorlarsa da mücadele sürüyor tabii.

Emperyalist servislerin her alanı kontrol altında tutmaya çalıştığı bu post modern dünyanın en temel özelliği bütün güzel kavramların içini boşaltmadaki başarısıdır. Yanı sıra “Sivil Toplum Örgütleri” aracılığıyla, tumturaklı isimlerle kurdukları dernekleri, örgütleri pek sevimli buldurabilirler hepimize.

Açık Alan Derneği & Derin Yoksulluk Ağı da bunlardan biri mi acaba?

1999 da evlenerek Foggo soyadını alan Hacer Yıldırım’ın başında olduğu ve parasal destek aldığı kuruluşları saklamayan bir dernek bu...

Mustafa Bilgin

Çocukluğu yoksullukla geçmiş, yoksulluğu insanlığın başından def etmek uğruna gençliğini harcamış Hacer Yıldırım (Foggo)’ın bu amaçla bir dernek kurmasını anlayabiliyorum.

Tek endişem, tıpkı “Parayı Verdi Düdüğü Çaldı” kitabında örneklendiği gibi, düş kırıklığı yaşayan fakat acımasız küresel katillerce aldatılarak kullanılan Avrupalı sosyalistlerin acıklı durumuna düşmesin.

Düşleri “kırmızı” Hacer’le anlaşabilirim fakat ilişki durumu “turuncu” Hacer’le imkansız!

İşte bu yüzden kardeşimiz Hacer Yıldırım’a kefilim, fakat Hacer Foggo’ya kefil olamam.

Mustafa Bilgin

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com