Fethi Develioğlu: ‘İnsanlık’ derken asla kekelemeyen karikatürcü

Fethi Develioğlu, karikatürcü, mustafa bilgin

Gençler pek bilmez… İnternetin hazırlopçuluğu henüz bizi yutmamışken, bayramda seyranda, yılbaşı yaş günü ya da herhangi bir özel nedenle postanelere gider kartpostal yollardık birbirimize.

Hani bugün bile anlatılan; “Kart sensin, postal da sana girsin!” diye biten o şehir efsanesinin dünyaya geldiği yıllardı o yıllar…

Kendi ölçeğinde dişe dokunur ekonomisi olan bir sektördü kartpostal işi.

Siz de “girişimci” bir karikatürcüyseniz kendi karikatürlerinizden kartpostal serileri yapar, satmaya çalışırdınız. Barış üzerine, spor üzerine ya da dünyanın bütün sorunları üzerine çizdiğiniz nefis siyah beyaz karikatürler…

fethi develioğlu

Fethi Develioğlu’ndan bahsediyorum… Giderek “Fethi Baba” olacak arkadaşımızdan…

Onu 1982 yılında, Karaköy alt geçidinin hemen oracıktaki bir basamakta, büyükçe bir kartpostal teli ve hemen yanına özenle yerleştirdiği dolmakalem, şemsiye vs. satarken tanıdığım günlerde, yağmur çamur demeden akşama kadar dost gülücüğüyle beklerdi.

“Barış güvercini” ile özetlenebilecek dünya görüşünü yansıttığı karikatürleri “posta güvercini” olup elden ele uçtukça ruhu, eline geçen üç beş kuruşla da belki karnı doyardı.

O günlerde kişisel yakınlık kurduğumuz karikatürcüler içinde, albümleri olan, uluslararası ödüller kazanan birisi olduğu için çok önemsediğimiz bir sanatçımızdı Fethi Develioğlu.

Kartpostallara aktaracağı karikatürlerinin orijinallerini, sergilediği galerilerde yakından görmek için üşenmez mutlaka giderdik ki, bir bankaya da ait olsa sanat galerisinde sergi açma başarısı gösteren öncü bir genç karikatürcüydü.

fethi develioğlu

12 Eylül günlerinde, saçtığı dehşet duygusu isminin önünden gelen “1. Şube’ye” götürülüşünü anlatmıştı bize bir keresinde:

Kartpostal sattığı, yukarda bahsettiğim o yerde 3 kişi biter: “Bu kartlar kimin”, diye sorar biri. Fethi sevinir; “3 müşteri birden geldi” diye geçer içinden.

Fakat fena yanılmaktadır.

Gelenler 1. Şube’nin sivil polisleridir.

Topla bunları, emniyete gidiyoruz! buyruğu verir en iri olanı.

Fethi tutuşur, itiraz edecek gibi olur fakat nafile. Titreyen elleriyle tezgahını toplar. Bir minibüse tıkılarak Emniyet Müdürlüğü’ne, 1. Şube’ye götürülür. Bir resmi polisin karşısına oturtulur.

İfadesi alınacaktır, heyecanı onu bir kekemeyken üç kekeme gücüne eriştirir. Dakikalar geçmesine rağmen bir türlü ifadeyi kâğıda aktaramayan polis yine Fethi’nin deyimiyle; ‘perişan olur’.

Zavallı polis memuru, en az Fethi kadar tere batmış çırpınırken bir amiri sonunda onu kurtarır.

Sen karikatürist misin, diye sorar Fethi’ye.

“Evet” yanıtını alınca, bir kalem kağıt uzatarak, “Çiz bakalım benim karikatürümü” diye kükrer.

Fethi birazcık rahatlamıştır. Başına büyük bir felaket gelmeyeceğini anlar ve buyruğu yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara yerine getirir.

Korktuğu başına gelmez, aynı gün serbest bırakılır bırakılmasına ama 12 Eylül ikliminin gereği olarak, o güne kadar sorunsuz ekmeğini çıkardığı o taş basamakta artık kartpostal satması yasaklanır.

Kartpostallar üzerinden emperyalizmi lanetlemek, emeğin yüceliği, barışın güzelliği gibi mesajları, uluslararası ödül sahibi bir karikatürist de olsanız, öyle uluorta sergilemek için daha çok bekleyecektiniz zira!

fethi develioğlu

Fethi Develioğlu’nun başarılarla dolu karikatürcülük yaşamı sürerken aksakallı genç bir dede olduğu günler bu yazıdaki kadar çabuk geldi.

Ortaköy meydanının simgelerinden biriydi artık; hepimizin “Fethi Babası” olmuştu.

Kendiyle barışık hali onu çok sempatik yapıyor, hepimiz onu çok seviyorduk.

İki  da-ki-ka vak-tin varsa sa-na yarım saat bi şey an-la-ta-ca-ğım” demişti bir keresinde; “Hayırlı işler Fethi baba!..” diye selamlayıp tezgahının önünden geçerken… Bir bardak çay içimi sohbet etmiştik.

Bu konuda hiç konuşmadık fakat tıpkı Fransız Komünist Partisi’nin bir yöneticisi iken sonradan Müslüman olan Fransız düşünür-yazar Roger Garaudy’e benzer bir yolu benimsediğini duymuştum.

Garaudy’nin düşüncelerinin değişiminde çok genç ve Müslüman olan son eşinin etkisini bilmiyorum fakat Fethi Develioğlu’nun, bizim tertemiz Yunus Emre’mizden ilham aldığına eminim:

“Biz kimseye kin tutmayız / Kamu âlem birdir bize”

“Dünyanın bütün insanları birdir bize” derken asla kekelemeyen şeker dostumuz Fethi Develioğlu, bu karikatürüm geride bıraktığın güzel anılarına armağanım olsun:

fethi develioğlu

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com