Emlak ve döviz spekülasyonu tercihsel bir problemdir

Emlak ve döviz spekülasyonu tercihsel bir problemdir

Para birimi liranın yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi ve emlak fiyatlarının aşırı yükselmesi çözümü olan bir sorun.

Bu iki olumsuzluğun çözülmesi alınacak iki tarihi karara ve halkın doğru yönlendirilmesine bakacaktır.

Emlak fiyatlarının ve kiralarının aşırı artması en doğal insan haklarından biri olan barınma gereksinimini zora sokuyor. Fiyatların ve faizlerin tüm dünyada paralel artması küresel 'tek kalem yönetim' şüphelerini de beraberinde getiriyor.

Emlak, faiz, gıda ve enerji. Bu artışlar enerji üreticisi ya da tarım sektörü olan ülkelerde de devam ediyor. Küresel bir sistem insanların yaşama tutunabilmeleri ya da tutunamamaları konusunda çıta yükseltiyor. Kitleleri daha da büyüyecek savaşlara bileylemek istiyor ve sentetik gibi görünüyor.

Gıda ve emlak konusunda ülkemiz iki önemli hamleye imza attı. Tahıl koridoru konusunda yapılan doğru diplomatik girişimler 5,5 milyon ton tahılın dünya piyasasına arz edilmesine ve tahıl krizinin çözülmesine yardımcı oldu. Buna ek olarak toplu konut hamlesi geldi. Kutlarız.

Anadolu toprakları tarihine yakışırcasına cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Her türlü olumsuzluktan kaçan insanlar bu ülkeye sığınıyor ve artan konut gereksinimi fiyatlara yansıyor. Bu gelişme konutun ticaretini yapanlar için değil, barınacak yer arayan insanlar için zor bir durum.

Konutun ticaretini yapan iki gurup var. Bunlardan yapıcı olanları konut inşa eden aktör olan müteahhit firmalar. TOKİ ve özel firmalar bu konuda krizin büyümemesi için yoğun çaba sarf ediyor. İkinci gurup emlak baronları ve bu ikinci gurubun varlığı konut krizinin tam anlamıyla çözülmesinin önünde büyük bir engel.

Spekülantlar daha doğrusu emlağı yatırım aracı olarak kullanan, inşa etmeyen ama biriktiren, piyasa durumuna göre satan, sayıca büyük miktarlarda konutu kiraya veren ya da stoklayan emlak baronları. Bu gurup devre dışı kalırsa konut ve kira fiyatlarına büyük ölçüde denge gelecek ve halk rahatlayacaktır. Bu problem günümüzde tökezlemeye başlayan vahşi anamalcılığın yol açtığı 'özgün üretim' bir problemdir ve çözülmesi cesur uygulamalara bakmaktadır.

Bir ailenin ya da bireyin bir konuta gereksinimi vardır. Buna bir de yazlık evi ya da dağ evini de ekleyelim. Bir kışlık ve bir tatil evi. Bu iki konut haricinde üçüncü konuta uygulanacak beş misli konut vergisi ve dördüncü ve üstüne uygulanacak 30 kat emlak vergisi bu problemi kökünden çözecektir. Bardak altlığı biriktirir gibi konut biriktiriliyor, Bir kişide yüz elli daire var ondan sonra konut probleminden bahsediyoruz. Konut problemiyle mücadele etmek için yapılan toplu konut kampanyası olumlu bir girişim ve ulusumuza hayırlı olsun. Ancak spekülantlar olduğu sürece Anadolu topraklarını komple betonla kaplasak sonuç alamayız. Konut aç gözlülüğünü önlemek daha etkili ve çevreci bir çözüm olacaktır. Ek konuta ek ve yüksek vergi. Tarım ve orman topraklarının talan edilmesine dur diyecektir. Yeşile, ekmeğe, kuşa, besi hayvanına, otlağa ve yaylaya gereksinim duyuyoruz, betona değil. Küresel kapitalizmin ha babam aç gözlülük devri iflas ediyor ve savaş çıkararak çıkış arıyor. Çözüm bu değil.

Gelelim ulusal paranın değer kaybetmesi konusuna.

Döviz kurları ve altın sanki devam eden at yarışları gibi ekranlarda, gazetelerde, yazlık sitenin web sayfasında hatta e-devlet sayfamızda bile karşımıza çıkıyor. Bunun getirdiği bir baskı var. İniş ve çıkışlardan faydalanan spekülantlar var. Dövizin yükselmesi kamu açıkları ve yaşam tarzının yol açtığı bir lüks problem. Döviz oyununu bırakmalıyız.

Kur korumalı mevduat uygulaması bir çözüm olabilir ancak ölümcül hastaya yapılan bir suni teneffüs gibi görünüyor. Hiç olmasaydı daha kötüydü evet ama maliyet dönüp dolaşıp kamuya yükleniyor. Bu kısır döngünün önüne çıkabilecek kesin çözüm;

İthalat ihracat yapan, başka ülkelerle alış veriş yapan firmaların ve kuruluşların, turizmcilerin tüzel şirket hesapları haricinde özel kişilerin hesaplarında yabancı para birimini yasaklamak.

Daha doğrusu Türk lirasını koruma kanununu tekrar devreye sokmak. Yastık altında dolaşan dövize el koyma yetkisini kamuya vermek. Avrupa ülkeleri dahil birçok ülkede banka hesapları yalnızca ulusal para olarak mümkün. Piyasada başka para birimi bulunmuyor. İşte bu ülkeler para birimlerini böyle daha rahat kontrol ediyorlar.

Sonuç olarak. En temel gereksinimlerden biri olan barınma ve kronik hastalık olan paranın değer kaybetmesi.

Bu iki problem iki kanuna ve toplumun benimseyeceği yeni yaşam biçimine bakar.

Beton değil yeşile, temiz havaya, ekmeğe ve suya.

Döviz spekülasyonu yerine, baktığımızda gururlanacağımız bir para birimine gereksinim duyuyoruz.

Sevgiyle kalın.

Cem Güneş
Gerçekedebiyat.com