Ciddiyet mizah sayfası

Ciddiyet mizah sayfası

1981-82 yıllarında her cumartesi buluştuğumuz Çarşaf Karikatür Okulu’nda, 5 kişiden mürekkep arkadaş grubumuzu tanımayanların -‘Hababam Sınıfı’nın geçkin öğrencilerine benzetme ihtimalini saymazsanız- en olgun öğrencilerindendik…

En “yaşlı” öğrencilerindendik de diyebilirdim fakat özellikle ‘olgun’ sıfatını seçtim, çünkü bilirsiniz o yaşlarda bir (1) yaş büyük olmak bile bedavadan üstünlük nedeni sayılırken, okuldaki bütün “amatör genç karikatürcülerle” kendiliğinden eşitlenmeyi içselleştirecek olgunluktaydık.

Karikatür Okulu’muzun çok sevgili öğretmeni Raşit Yakalı ağabeyimiz, şayet solundan kalkmadıysa ki, böyle bir şey görülmemiştir, buna şahitlik edecektir…

Raif Zor, Hasan Seçkin, Tuncay Batıbeki, Faruk Manici ve bendeniz’den oluşan, görece kafa dengi karikatürcü grubumuzun dünya görüşüyle de uyumlu bir davranıştı belki bu tutumumuz.

mustafa bilgin

O günlerde, bazı haftalar grubun tamamı, bazı haftalarsa birkaçımız Çarşaf mizah dergisi bünyesindeki Karikatür Okulu’nun paydos zili çalar çalmaz, Cumhuriyet gazetesinde alırdık soluğu.

Çünkü Tan Oral bir keresinde; “Sizi Ciddiyete davet ediyorum, Çarşaf’tan çıkınca bana da uğrayın.” demişti.

Böylece Gırgır dergisinin “Pazartesi Buluşmaları”, Çarşaf Karikatür Okulu’nun cumartesi saatlerinden sonra, Cumhuriyet-Ciddiyet mizah sayfası bizim için kapısına sevinçle; “tak tak” vurup girdiğimiz üçüncü bir mabet olmuştu.

Kadim Cağaloğlu’nun güngörmüş kaldırım taşına sinmiş matbaa kokusunun esrikliği başımızda, ders saatlerine yetişmeye telaşlı ayaklarımız popomuzda, bu üç büyülü kapı arasında koştururduk.

Tan Oral o günlerde Cumhuriyet gazetesinin önemli bir karikatürcüsü olduğu gibi, haftada bir yayınlanan Ciddiyet mizah sayfasının da yönetmeniydi.

Ciddiyet sayfası cumartesi coşkumuzu harlamıştı. Çünkü Tan ağabey de biz “Çiçeği Burnundakilerden” karikatür bekler, beğendiklerini yayınlardı.

mustafa bilgin

Tan Oral’ın nefis karikatürlerinin yanı sıra, hatırladığım kadarıyla Beysun Gökçin, Seyit Ali Gönel, Burhan Kum, Mustafa Doğruer gibi dönemin ustalarıyla beraber, “Cumhuriyet gazetesinin Ciddiyet mizah sayfasında karikatürümüzün yayınlanmasının tadına doyum olmazdı.

Sözün kısası, benim için unutulmaz günlerdi o günler…

Cumhuriyet gazetesi 40 yıl sonra, Ciddiyet mizah sayfasını Metin Peker yönetiminde yeniden yayınlamaya başlayınca karikatür adına sevinsem de, karikatürcüsü olduğum Cumhuriyet’ten 2013 yılında “kovulmayı” henüz hazmedemediğim için, Metin ağabeyin Ciddiyet’e ara sıra da olsa karikatür talebini nazikçe geri çevirdim.

mustafa bilgin

“Nazarlık” diyelim, olmaması gereken küçük bir özensizlik yüzünden gereksiz tartışmalara yol açan bir sayısını saymazsak, tamamı arkadaşım olan karikatürcülerin güzel çalışmalarını izliyorum her hafta Ciddiyet’te…

Yine de düşünmeden edemiyorum; keşke karikatür 70’li - 80’li yıllardaki kadar aranan, izlenen, merak edilen bir sanat olmayı sürdürebilseydi de, -eğer hâlâ varsa- günümüzün, siz deyin “çiçeği burnunda karikatürcüleri”, ben diyeyim “amatör genç karikatürcüleri”, çalışmalarını yayınlatabilmek için her hafta Ciddiyet mizah sayfasının adresini “tık”lasalardı!

“Tıklasalardı” diyorum, çünkü öncesi-sonrasıyla neşeli karikatür buluşmaları, “Tak tak” çalınan mizah sayfalarının ‘büyülü kapılarını’ ara ki bulasın bugün!

Karikatür adına, mizah adına internette tıklamalar var artık; Tık Tık…

“Tik-Tok”ları görünce hele, ona da bin şükür gerçi!

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com