‘Boynu Bükük Öldüler’

Yılmaz Güney, Boynu Bükük Öldüler, Orhan Kemal Roman Armağanı

Tam 50 yıl önce bugün Orhan Kemal Roman Ödülü'nü Yılmaz Güney kazandı.

Dönemin edebiyat dergilerinde yayınlanan öyküleriyle dikkat çeken genç Yılmaz Güney’in, uluslararası çapta sinemacı Yılmaz Güney’e dönüşmesini temsil eden iki portre karikatür paylaşıyorum.

Boynu Bükük Öldüler” romanından tadımlık bir pasajla bir kez daha saygıyla anıyorum bu çok yönlü büyük sanatçımızı…

Yılmaz Güney

(…)

Eve yaklaştıklarında, Remzi koşarak geçti Halil’i. Kamber ve Rebiş göründüler. Remzi arkalarında dineliyordu. Rebiş ağlayarak kucakladı Halil’i. Yüzünü gözünü öptü. Kamber onların haline gülüyordu.

“Eee, bırak kalan çocuğu.” dedi.

Halil, postallarını çıkardı ve gösterilen yere bağdaş kurup oturdu. Remzi, yaşından umulmayacak bir ağırlık içinde, sırtı Halil’e dönük, ellerini ısıtıyordu ocakta. Arada bir, göz ucuyla Halil’e bakıyordu.

Kamber:

“Bizim oğlan bu yıl üçe gidiyor abisi”

Rebiş:

“Okuyup adam olacak.”

Remzi’nin suskunluğu dokunuyordu Halil’e. Parmaklarıyla oynamasından, ısrarla aynı yere bakmasından bir derdi olduğu anlaşılıyordu.

Sofra hazırdı. Oturdular. Büyükçe bir tepsi içinde horoz dolması vardı.

Halil:

“Remzi yemiyor mu dayı?”

Kamber Remzi’ye döndü:

“Gel yavrum gel de beraber yiyelim. Bak, Halil abinin boğazından geçmiyor sensiz.”

Remzi kırgın kırgın omuz çırptı.

“Gel yavrum; insan babasına kızar mı?”

Gene omuz çırptı çocuk.

“Gel oğlum, gel. Bak bir daha gel demem ha. Geleceksen gel işte.”

Rebiş, horozun etlerini didikliyor, Halil’in önüne iyi parçaları koyuyordu. Bir Kamber’e bir Remzi’ye bakıyor, sonra endişeli Halil’e dönüyordu.

Yılmaz Güney

Kamber:

“Gel inat etme yavrum, gel otur, beni söyletme.”

Rebiş:

“Bırak herif, bırak yemesin.”

Kamber:

“Haydi Halil, başla sen yavrum. Bizim efendinin inadı tutmuş bugün.”

“Bismillah!” dedi. Başladı Halil. Kamber kızgın kızgın lokmasını çiğnedi.

Halil:

“Bir şey mi oldu?”

Kamber:

“Neblim ben; yemiyor işte.”

Rebiş:

“Horozunu kestik bugün; ondan dargın bize.”

Lokması ağzında kaldı Halil’in; yutamadı.

“Bu mu?” dedi.

“Bu.”

Ağlamamak için kendini zor tutuyordu Remzi. Dayanamadı, kalktı, dışarı çıktı.

(…)

 

Yılmaz Güney

Boynu Bükük Öldüler

1972 Orhan Kemal Roman Ödülü

Yılmaz Güney

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com