Bilgi neden gereklidir

Bilgi neden gereklidir

Bilginin gerekliliğine inanmak üstün bir niteliktir ve bu en başta bize kim olduğumuzu, hayatı nasıl yaşamamız gerektiğini öğretir. Bilgi, daha çok soru, daha çok merak, daha çok yapı, daha çok davranışı sorgulamak demektir. En önemlisi edindiğimiz her yeni bilgi, bilgisizliğimizi ortaya çıkarır ve peşinden bir dizi soruyu, bir dizi cevabı getirir. Neden, nasıl, sonra tekrar tekrar neden diye sorarız kendimize.

-Sözgelimi herhangi birinin “Öğrenen, okuyan insan tehlikelidir” sözünü neden söylediğini ısrarla sorgulamaya başlarız. Hak aramanın hakkımız olduğunu; aldatma, kandırılma, yalanın neden kıymetlendiğini; geçen her gün neden daha fazla yoksullaştığımızı; kayırma, adaletsizlik, eş dost yükseltme, kısasa kısas gibi ilkel dürtü ve inançların neden zirve yaptığını öğrenmeye çabalarız. En azından cehaletin neden kışkırtıldığını sorarız. Bilime ve eğitime yeteri kadar değer verilmediğini öğrenmeye başlarız… Maymunların yürüyebildiğini, kuşların uçabildiğini, atların, katırların koşabildiğini, yaban kazının göçünü, eşeğin yük taşımadaki ısrarını, tavus kuşunun güzel uyumlu kuyruğunu, kartalın çarpıcı görünümünü, bülbülün ötüşünü, insanın kara, beyaz, sarı rengini ve utanmaz gri yüzünün arkasındaki haince ifadeleri öğrenmeye istekli oluruz. Aynı guruptan iki canlıdan birinin, zayıf olana neden boyun eğdirdiğini düşünmeye koyuluruz… Kurnazlık, sinsilik, ihanet, açgözlülük nedir?.. Gösteriş neden sürekli birilerine özeldir? İktidarlar neden hep yalan ve entrikalar üzerine kuruludur? Tarla kuşu havada öterken, karga neden tünekte ya da çöplükte ötüyor? Sürü halinde tapınmak da neyin nesi?..

Yukarıda sıraladığım seçmelere isteyen herkes birer seçki ekleyebilir; bu zor olmazsa gerek ama ne gariptir ki büyük kısmımız cevaplar ve iyileşme üzerinde gerekli ilgi ve çabaya sahip olamıyoruz. Sanırım bunun da başlıca nedeni bilginin donanımını hala yüklenmemiş olmamızdandır.

                                                         *****

-İnsan, bilgisizlik içinde gerçek yerini tam olarak bulamaz. Oradan oraya savrulur. Teslim olmak, temsil edilmek bilgisizliğimizin ve acizliğimizin sonucunda oluşur. Eğer yeteri kadar bilgiye sahip değilsek, her sabah yanı başımızda yeni bir tanrıyla uyanırız ve bu buluşumuz bizi bir ömür rehin alabilir.

-Düşünün… Böyle bir yaşam şekli ne kazandırabilir? Başkalarının zihni ve gözleriyle ne kadar yol gidilebilir? Tutkular ve renkler kendilerini nasıl ifade edebilirler?..

-Bilgi bizi etkiler ve yükselmemize basamak olur. Hem özel hem toplumsal düzeni ileri taşır ve binlerce yıllık geçmişimizde kabul görmesiyle birlikte gelişmemiz, yaşam biçimimiz, soru sormayı sürdüren, gözlem ve tanıklıkları sonucu bir yere varmaya çalışanlar sayesinde yavaş yavaş ileri doğru akmaktadır. Bu önemlidir… Güzelliğe neden olanları, duru suyun bulanıklaşmasına karşı duranları, uzak ve derin noktaları, uzay, zaman, enerji, salgın, kısacası iyileşmeye bilgi sunanları kucaklamak gerekiyor… Bilgiyi reklam aracı olarak basit ve rezil var oluşları için kullananları ise hiçe saymalı… Kavramı değersiz kılmak, atlıkarınca gösterileri, sabah akşam zihnimizi uyuşturan düzmece yaşamlar ve türevleri, inançlar ve kurgular, verimsiz çöl iklimleri bilgi değildir. Sayıklayan dizeler ya da cümlelerle düşüncede kargaşa yaratmak hiç değildir. Bizi kendimizden uzaklaştıran bir şey bilgi olarak sunulamaz.

-Olgulaşmak mı istiyoruz?.. Bilginin yoluna çıkacağız. Sanırım tümüyle düzenli ve anlaşılır şeyler arasında en iyiyi, en doğruyu bilgide bulabiliyoruz. Bilgi insanı nitelikli yapar, düşüncemizi ve eğilimlerimizi değiştirir… Daha da önemlisi bireyi ve toplumu kendini tekrar etmekten alıkoyar.

Haydar Uzunyayla
Gerçekedebiyat.com