Anılardaki Büyük Sinema

Anılardaki Büyük Sinema

Ankara’nın Yenişehir semtinde, Atatürk Bulvarı üzerindeki Zafer Meydanı Parkı’nın yanı başında inşa edilen binanın yapımı yeni tamamlanmıştı. Binanın parka bakan yüzünün apartman, bulvara bakan yüzünün ise şehrin en büyük sineması olacağı söyleniyordu. Bu söylenti, Ulus gazetesinin 11 Ocak 1949 tarihli sayısında yerini gerçeğe bırakacaktı:

“BÜYÜK SİNEMA

Yenişehir Atatürk Bulvarı’nda

Büyük fedakârlıklarla yeni inşa edilen 1600 kişilik

BÜYÜK SİNEMA

17-1-1949 Pazartesi matinelerden itibaren

Sayın Ankara halkına kapılarını açıyor.”

Ankaralı sinemaseverler bu ilanı coşkuyla karşılamışlardı. Daha hizmete girmeden sinemanın önünde toplanan kalabalık, film afişlerini de merakla izliyordu. Irving Rapper’in yönetmenliğini üstlendiği, başrollerini Bette Davis, Paul Henreid ve Claude Rains’in paylaştıkları “Deception” adlı film Türkçeye “Zehirli Yalan” olarak çevrilmişti. 1946 yapımı bir saat 55 dakikalık film “On dakika ara” ile iki saat beş dakika gösterilecekti.

Film dünya sinemalarında üç yıl önce gösterime girmiş olmasına karşın, açılış için iyi bir seçimdi. Hem Bette Davis ve Paul Henreid dönemin gözde sinema oyuncularıydı; filmin yönetmeni ünlü, konusu da ilginçti:

Piyano hocası olan Christine Radcliffe, nişanlısı çellist Karel Novak’ın savaşta öldüğüne inanıyordu. Onu bir gün karşısında görünce şok geçirmişti. Ardından evlenmişlerdi. Ne var ki, Karel’in yokluğunda Christine’ın hayatına giren bir besteci mutluluklarını gölgeleyecekti.

İSMET İNÖNÜ BÜYÜK SİNEMA'NIN AÇILIŞINA KATILMIŞTI

Büyük Sinema perdelerini 17 Ocak 1949 günü, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katılımıyla açmıştı. Sahipleri olan Kazım Rüştü ve Hamdi Başaran kardeşler, İnönü için her tarafı kadife kaplı özel bir loca yaptırmış, rahat koltuklarla donatmışlardı. İnönü’nün filmdeki sesleri rahat duyabilmesi için de özel bir hoparlör düzeneği yerleştirmişlerdi. Salon koltuklarının bitiminde yer alan bu loca Cumhurbaşkanı içindi, gelmese de boş kalırdı. İki yanında da dörder kişilik küçük “müşteri locası” bulunuyordu…

Görsel kaldırıldı.

Mimari projesi Abidin Mortaş’a (1904-1963) ait olan Büyük Sinema kendine özgü atmosferiyle o akşam konuklarını kucaklamıştı. Sinemanın yapımında emeği geçenler, günün koşullarında bulabildikleri malzemelerle ve ellerinden gelen gayretle bu özgün yapıyı yaklaşık 1.200.000 lira gibi o güne göre çok sayılmayacak bir paraya mal etmişlerdi.

1550 koltuklu sinema Türk resim sanatının güzel örneklerini de taşıyordu. Sahnenin üzerine ünlü ressam Turgut Zaim’in görkemli “Çayda Çıra Oynayan Kızlar” tablosu yerleştirilmişti. Salonun ortasında tavandan aşağıya sarkan, nerede ise küçük bir oda büyüklüğündeki kristal avize, insana saraydaymış izlenimini veriyordu. Turgut Zaim ve Nurettin Ergüven’in ortaklaşa yaptıkları “Sadabad” adlı tablo da Büyük Pastane’nin partere (giriş holüne) bakan kısmında asılıydı. Tablo buraya bir Kültür Sarayı görünümü veriyordu.

Büyük Sinema’nın bulvara açılan giriş kapısının her iki yanındaki vitrinlerde “Gelecek Film” ve “Gösterilen Film” panoları yer alırdı.

Film gösteriminden öncesi de ilgi çekiciydi. Başka eğlencesi olmayan insanlar için sinemaya gitmek yenilikti, rahatlamaydı, heyecandı!

Bu anlamda Büyük Sinema Ankaralıların yaşamında sanatsal değerde önemli bir yer edinecekti.

Görsel kaldırıldı.

Çalan üç gongun ardından kırmızı kadife perde iki yana açılır, ışıklar yavaşça kararır, beyaz perdeye ışık düşerdi. İngiliz yapımı “Dünya Haberleri” nin ardından bir çizgi film gösterilirdi. Yetmişli yıllarda filmlerin başına Ziraat Bankası’nın hazırladığı “Haftanın Aktüalitesi” konulmuştu.

‘5 Dakika Ara’da holdeki büfenin önü dolar, yoğun sigara dumanı altında ‘Frigo Buz’ yenir, soğuk gazozlar yudumlanırdı. Su alüminyum kapaklı cam şişelerde satılırdı.

Her Pazartesi yeni bir film gösterime girerdi.

Zehirli Yalan”ı Gene Kelly’nin başrolünü üstlendiği “Üç Silahşorlar” (The Three Musketeers, 1948) izlemişti. Oynayan tüm filmler dublajsız, orijinal sesleri ve alt yazılarıyla beyaz perdeye yansıtılırdı.

Adı gibi büyüktü Büyük Sinema!

1949 Haziran’ında Darülbedayi topluluğuyla birlikte temsiller vermek üzere Ankara’ya gelen Vasfi Rıza Zobu, bu konudaki görüşünü şöyle paylaşmıştı:

“Görmeye alışık olmadığımız büyüklükte, lüks bir sinema binası... Sahnesi geniş, soyunma odaları mebzul (bol) ... Salonun süsü püsü yerinde, ancak sahnenin yapısı henüz bitmemiş… Sıvasız duvarlar, iskeleler arasında oyunumuzu sunuyoruz…”

Darülbedayi topluluğu, ilk temsilleri “Ceza Kanunu” oyununu 9 Haziran 1949 gecesi sergiledi. Arkasından “Kaş Yapayım Derken”, “Allah’ın Cezası”, “İpekçi Merhum”, “Şeytan Tohumu”, “Küçük Şehir”, “Paydos” ve “Olan Oldu” adlı oyunlar sahnelendi. 22 gün kalktı indi perde…

Ankara seyircisi için “Bu seyirci bir başka” dedi Vasfi Rıza Zobu. “Yerinde gülüyor, yerinde alkışlayabiliyor. Uygar bir topluluk karşısında olduğumuzu bize anımsatıyor. Böyle bir seyirci önünde oynama zevkine her zaman erişemiyoruz. Her piyesimizi beğendiler; yalnız ‘Olan Oldu’ istisnaydı! Repertuvarın nazarlığı gibi bir şey olmuştu bu oyun.” (Vasfi Rıza Zobu, O Günden Bu Güne, Milliyet Yayınları, 1977, s.666).

Ayrıca, Dormen, Muammer Karaca, Yıldız ve Müşfik Kenter tiyatro toplulukları da Büyük Sinema’da Ankaralı tiyatro severlerle buluşuyordu.

İstanbullu sanatçılar, bu denli kaliteli bir izleyici kitlesini tanımaktan duydukları mutlulukla Ankara’dan ayrıldılar.

Büyük Sinema binası, sanatın her alanına kucak açmış bir mekân olarak anımsanır. Öyle ki, Yaprak dergisinin 15 Mayıs 1949 tarihli sayısında ünlü şair Orhan Veli şöyle not düşmüştü:

“Dün akşam, Büyük Sinema’nın üstünde, Abidin Dino’nun sergisi açıldı.”

Burada sanat; sadece sinema, tiyatro ya da resim olarak değil, müzikle de var olmuştu. Yıllarca unutulmaz konserlere sahne olan Büyük Sinema’da ilk konser, 19 Mart 1949 tarihinde, piyanist J. Palenicek ve viyolonselist Milos Sadlo ikilisi tarafından verilmişti. Bunu sonraki yıllarda pek çokları izleyecekti.

Ankaralılar Büyük Sinema’da, ülkenin ve dünyanın en ünlü müzisyenlerini dinlediler. Münir Nurettin Selçuk, Safiye Ayla, Zeki Müren, Behiye Aksoy, Nesrin Sipahi, Cem Karaca, Dario Moreno, Alpay gibi değerli sanatçılarımız; Dizzy Gillespie ve Dave Brubeck gibi caz efsaneleri, dünyaca tanınmış keman virtüözü Jacques Thibaud, Marc Aryan, Johnny Halliday, Sylvie Vartan, Peppino di Capri gibi dönemin en ünlü Batılı şarkıcılar sahne aldılar.

Büyük Sinema, zaman zaman dönemin dünyaca ünlü film yıldızlarını da ağırladı. Martine Carol, Marina Vlady, Jean-Pierre Cassel gibi tanınmış starlar kendileri için düzenlenmiş özel ön gösterimlere konuk oldular.

1950-1955 senelerinde piyanist Yaşar Güvenir ve bazı ses sanatçılarının katılımlarıyla burada çok nezih yılbaşı eğlenceleri düzenlendi, siyasi parti kongreleri yapıldı.

Yönetmenliğini Muhsin Ertuğrul’un üstlendiği, ilk renkli Türk filmi olarak bilinen “Halıcı Kız” ın Ankara’daki ilk gösterimi de 1953’de kalabalık bir izleyici kitlesinin katılımıyla Büyük Sinema ’da gerçekleşmişti. Bu filmde, ne yazık ki Muhsin Ertuğrul beklediği başarıyı yakalayamamış, yönetmenlik kariyerini bu filmle noktalamıştı.

Görsel kaldırıldı.

Kendisine özgü, kendi adını taşıyan bir de dergisi vardı sinemanın: Büyük Sinema Dergisi… Kuşkusuz Ankara’nın ilk sinema dergisi değildi. İlki, Ulus Sineması’nın açılış tarihi olan 20 Ocak 1939’da yayımlanan Güzel Ankara idi.

Çok farklıydı Büyük Sinema…

Birinci katındaki Büyük Pastane Ankara’nın önemli uğrak yerlerinden biriydi. Bulvarın karşı tarafındaki Özen Pastanesi’ni aratmazdı. “Elizabeth” adıyla da anılan Beyaz Rus Madam Larissa Marika ve yine kendisi gibi Beyaz Rus olan yardımcısı tarafından işletilirdi. Hasır koltukları olan mekân, Madam’ın nefis pastalarının yanı sıra 27 Mayıs 1960 günü pastanesini genç ‘Harbiyelilere ücretsiz’ açmasıyla da anılırdı. Donanımı ve zarafetiyle Ankara’da Pastane kültürün yerleşmesine önemli bir katkı sunan Madam Marika, Büyük Pastane’yi 1964 yılına kadar çalıştırmış, 1970’li yıllarda önce Kavaklıdere Sporting Kulübü’nün restoranını işletmiş ardından İlbank Blokları’nın altında “Madam’ın Yeri” adıyla kendi lokantasını açmıştı.

28 Eylül 1957 günü Ulus gazetesinde çıkan haber sinemanın kalitesini sürdüreceğini müjdelemişti:

“Büyük Sinema Limited Şirketi; 1957-1958 Sinema Sezonuna, 30 Eylül Pazartesiden itibaren Amerika ve Avrupa’dan bizzat satın aldığı, ithal şaheser filmlerle girecektir. Takdim edeceğimiz filmlerin, Türkiye’de ilk kez Büyük ve Gölbaşı Sinemalarında seyredileceğini Sayın Ankaralılara şükranlarımızla arz ederiz.”

Batı Yakasının Hikâyesi” (West Side Story, 1961) gösterime girdiği ilk Pazar matinesinde Sinema’nın önünde uzun bir bilet kuyruğu oluşmuştu. Salonun en ön sıraları; yani, Duhuliye: 1 lira, Salon: 1,20 lira, Balkon: 1,25 lira, dört sandalyeli Localar ise beş liraydı.

Ankara’da İlk üç boyutlu film de Büyük Sinema ’da oynamıştı. Seyirciye biletle birlikte bir gözü mavi diğeri yeşil renkte basit ama özel gözlükler verilmişti.

Bambaşka bir dünyaydı Büyük Sinema, ama… 1974 yılına geldiğimizde, Sinema’nın caddeye bakan camlı panolarında geçmişte yer alan “Rüzgâr Gibi Geçti” (Gone with the Wind, 1939), “Kwai Köprüsü” (The Bridge on the River Kwai, 1957), “Kızgın Damdaki Kedi” (Cat on a Hot Tin Roof, 1958) gibi başyapıtların afişleri yerini, “Savulun Battal Gazi Geliyor”, “Dört Hergele”, “Karateci Caniler” gibi yerli film afişleri doldurmaya başladı. Dünya Başyapıtları yerini sıradan filmlere bıraktı.

BÜYÜK SİNEMA'NIN ANSIZIN KAPANIŞI

Ve Haziran 1978’de, Ankara’nın bu unutulmaz kültür-sanat merkezi insanların değişen alışkanlıklarına ayak uyduramadı, 29 yıl 5 ay süren yaşamını bir gece ansızın noktaladı. Ölümsüz dostluklara, kara sevdalara, mutluluklara tanıklık etmiş olan “Büyük Pastane” ya da diğer adıyla “Madam’ın Yeri” yerini önce “Ali Baba Oyun Salonu” na ardından langırt salonuna bıraktı. Bir yanında “Hamsiköy Karadeniz Pidecisi” hizmete girdi. Erdal Öz’ün sahibi olduğu “Sergi Kitabevi” yok olurken, çıkış yolundaki “Örücü Arif” tarihe karıştı. O heybetli sinema salonu “Büyük Çarşı” ya dönüştü.

Onu yakından tanımış olan bu satırların sahibi de sinemada biriktirdiği anılarının derin izlerini özet bir yazıya dönüştürmeyi görev saydı.

Selim Esen
Gerçekedebiyat.com