Tanzimat´a kadar tiyatromuzda Türk Yahudileri...

Tiyatro

Şalom gazetesi, ‘Türk Tiyatrosu, Tanzimat’ın kapısına Türk Yahudilerinin başı çektiği bir yaşanmışlıkla beraber gelmiştir.’ iddiasında bulundu. Yazıda, ‘Tevazu göstermeye lüzum yoktur: Türk Tiyatrosu eğer bir bina olarak tasavvur edilirse temelindedirler, ağaç olarak düşünülürse kökünde…’ dendi.

Tanzimat´a kadar tiyatromuzda Türk Yahudileri... Türk Yahudileri Türk Tiyatrosunun neresindedir?

İstanbul’da yayınlanan Şalom gazetesinde Erdem Beliğ Zaman Metin And ve Memet Fuat’a dayandırarak ilginç bir yazı yazdı.

İşte o yazı:

Türk Yahudilerinin, Türk Tiyatrosundaki yerini göstermek elbette böyle birkaç makalenin altından kalkabileceği bir iş değil. Tuğla kalınlığındaki bir kitap dahi kendi büyüklüğündeki birkaç cildin yardımını almadan bu mevzuu muhtelif taraflarıyla aydınlatmayı başaramaz. Hâl böyleyken Türk Tiyatrosundaki Türk Yahudilerini birkaç gazete makalesinde anlatmaya çalışmam abes karşılanacaktır. Lütfen gayretimi mazur görünüz çünkü bu aydan itibaren üç ay boyunca yapmaya çalışacağım Türk Tiyatrosundaki Türk Yahudilerinin izlerini sürmek olacaktır. Bu takip neticesinde cevaplandırmak istediğim de “Türk Yahudilerinin Türk Tiyatrosunun neresinde bulunduğu?” sorusudur: Dışında mı, içinde mi, köşesinde mi, ortasında mı?..

Dilimize ‘tiyatro’ kelimesinin yerleşmesi Meşrutiyet devrini bulur. Ondan evvel bugün tiyatro başlığı altında tasnif ettiğimiz her tür, halk arasında kendi ismiyle zikredilmiştir; Ortaoyunu, Karagöz, meddah, hokkabaz, kukla, lubiyyat (komedi), facia (dram), vb gibi… Bizde Divanü Lûgat-it Türk’te geçen ‘körünç’, sonra yer edinen ‘körmük’ benzeri isimlendirmeler modernleşmenin ivmelendiği senelerde dildeki tahtını tiyatroya bırakır. Artık Türkçede bu nevi her faaliyetin karşılığı tiyatrodur. Yazının başlığında Türk Yahudilerinin Türk Tiyatrosundaki yeri ifadesi kullanılmışsa da esasen bu yazıda tiyatronun da gerisinde kalan Türk Yahudi izlerinden bahsedilmektedir. Yani yazı boyunca Yahudi izlerinin sürüldüğü yer Türk Tiyatrosunun köklerini meydana getiren meddahlık, Karagöz, köy temsilleri, hokkabazlık, kukla oyunu ve ortaoyunudur. Türk Yahudileri, Türk Tiyatrosunun mühim kollarından hokkabazlığı kurmuş olmaları şöyle dursun bu türlerin Türkmen âdetlerine mahsus köy temsilleri hariç her türünde; hatta İslamiyet’in kabulüyle kültürümüze giren meddahlıkta dahi varlık göstermiştir. Bu sanat şubelerinin her birine muvaffak sanatkârlar kazandırmışlar; Türk gösteri kültürünün kurulmasında, büyümesinde ve ilerlemesinde büyük bir pay sahibi olmuşlardır.

TÜRK YAHUDİLERİ TÜRK TİYATROSUNDA SEFARADLARDAN EVVEL DE VARDI

Bu topraklardaki Yahudi varlığı umumiyetle 15. asrın sonuna tarihlendirilse de Türk Tiyatro tarihine bakıldığında bu malumatın yanlışlığı ayan beyan görülmektedir. 13. asrın başlarına ait Latince bir kitabın ‘Comoedia Turcica /Türk Komedyası’ başlıklı kısmında konuşmaların pek az yer kapladığı fakat gene de muhaverelerin olduğu bir Türk komedi temsili anlatılmıştır[i]. Bu temsilde hepsi de genç Rum, Yahudi, Ermeni ve Türk erkeklerinden müteşekkil bir heyet; asil bir Rum (Bizans) ailesinin evinde Hollandalı ve İngiliz sefirlere mûsıkîli, gülünç bir gösteri sunmuşlardır[ii]. Gene 1492’den evvel, Sultan Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlı sarayında çengilerin, köçeklerin, curcunabazların, çalgıcıların, ‘tutumcular ve cin-askeri’ namıyla maruf soytarıların bulunduğu, ayrıca taklitli temsillerin verildiği kaydolunur[iii]. Bu güldürücü temsillerde Yahudilerin bulunduğunu tahmin etmek güç değildir nitekim Türk komedisinde hele de o tarihlerde akrobatik hareketlerle, gülünç davranışlarla sözden ve muhavereden farklı bambaşka bir icra cephesi açan Türk Yahudileridir. Hatta tiyatro tarihi otoritemiz merhum Metin And, kadim komedimizin ayrılmaz parçası muhaverenin de Türk Yahudilerince tiyatromuza kazandırılabileceğini belirterek ortaoyununun kuruluşu hakkındaki bir nazariyesini Türk Yahudilerine dayandırmıştır.

SEFARADLARIN GELİŞİYLE TÜRK EĞLENCE DÜNYASI RENKLENİYOR

Sefaradların gelişinden sonra Türk temaşa kültürünün Yahudilerin elinde şekillendiğini söylersek hata etmiş olmayız. Avrupa ve Arap kültürünün birleştiği, sıcak, canlı ve her dem taze bir coğrafyadan Anadolu’ya göç eden Yahudiler dansıyla, oyunuyla, hokkabazlığıyla gelirler ve asırlar boyunca Türk temaşasına adeta bir şölen yaşatırlar. Devrin şenlik tarihleri olan surnameler Türk Yahudilerinin hayrete şayan gösterileriyle doludur. Meşhur tezkirecimiz Gelibolulu Âli, Kanuni’nin üç evladının 1530 senesindeki sünnet düğününü anlatırken, “nedimlerin, garib maskaraların ve turfegûy mudhiklerin (şaşırtıcı komiklerin)” arz-ı endam ettiklerini nakleder. Aynı şenliği görmüş İtalyan seyyahlar bu oyunların Yahudi ve Ermeni kişilerce icra edildiğini belirtmişlerdir[iv]. Yine Kanuni devrinde, Süleymaniye’deki bir tımarhanede akıl hastalarını tedavi etmek için onların güldürülmesi, eğlendirilmesi yoluna gidilir ve çoğunluğu Yahudi hüviyetli cambazlar, perendebazlar, mukallidler gösterilere başlar. Bu deli eğlenceleri zamanla muhaverelerle büyüyüp başlı başına bir gösteri türü haline dönüşür. Ortaoyununun en büyük isimleri Kavuklu Hamdi Efendi ile Küçük İsmail Efendi’nin yazmaları arasından çıkan bir derkenara göre bu oyunları kendince meydanlarda yorumlayan Kör Mehmet isminde bir komik ortaoyununu icat eder[v]. Ortaoyunu zamanla İslam tasavvufu tarafı bulunan Karagöz’ün tesirinde kalmasıyla ve Müslüman mahallelerdeki ahalinin zevklerine hitap edecek şekilde oynanmasıyla köklerindeki Yahudi tesirlerinden sıyrılır ve şu an bildiğimiz şeklini alır.

1582’de Sultan. Murad’ın oğlu daha sonra. Mehmed ismiyle tahta oturacak Şehzade Mehmet için düzenlenen, 52 gün süren dillere destan sünnet şenliğine Türk Yahudileri, ‘Cemaait-i Oyuncu Yahudiler’ isimli 160 kişilik bir heyetle katılmışlar ve ortaoyununun temeli diyebileceğimiz tarzda birtakım oyunlar icra etmişlerdir[vi]. Aynı şenlikte Avrupa Halk Tiyatrosundaki gibi maske takan iki Yahudi oyuncu tahta kılıçlarla ‘matrak oyunu’ da denen bir gösteri sunmuştur. Metin And merhum bu gösteride de kullanılan tahta kılıçların ortaoyununda Pişekâr’ın kullandığı ‘şakşak’ın çıkış noktası olduğunu savunur. Yahudi oyun kolları o zamana kadar Anadolu topraklarında görülmemiş gösteriler sunmuşlar, halkı bu gösterilerle büyülemişler ve ortaoyununun da evvelki isimlerinden addedilen ‘kol oyunu’ tabirinin halk lisanına yerleşmesine sebebiyet vermişlerdir.

Büyük seyyah Evliya Çelebi, dansta ve türlü gösterilerde nam salmış kendi zamanının en meşhur 12 oyun heyetini sayarken Yahudi oyunculardan kurulu ‘Samurkaş Kolu’nun ismini zikretmekle kalmaz; aynı zamanda bu kolun beğenilen bir oyununun da özetinden bahseder[vii]. Seyyar olarak temsiller veren bu topluluğun bahsedilen oyununda, Yahudilerin, 1582 şenliğindekinin aksine farklı ırklardan oyuncularla birleştikleri görülür (mesela bu oyunda Çingeneler, Yahudilerin oyun arkadaşıdırlar). Bu bilgi Sefaradların yeni geldikleri topraklara aidiyet hissettiklerinin, iş kurar hâle geldiklerinin ve Türkleştiklerinin yerinde bir delilidir. 7 Ekim 1793’te İstanbul’a gelen Rus sefiri Mihail Illarionoviç Golnisçev-Kutuzov şerefine tertip edilen şenlikte kirli-komik giyimiyle çok alkış alan bir ‘komik-i şehir’ Yahudi’den bahsolunur ve aynı şenlikte Yahudilerin, Ermeni ve Rum oyuncularla karışık bir heyetle seyirci önüne çıktığı nakledilir[viii].

Türk Yahudilerinin oyun kolları yalnız İstanbul’un semtleri civarında sıkışıp kalmamış; devletin diğer şehirlerinde de halka neşeli dakikalar hatta günler yaşatmıştır. Devrin şaşaalı şenlikleriyle tanınmış diğer bir şehri eski başkent olan Edirne’dir. Hele Sultan ⅠⅤ.Mehmed’in 15 gün süren 1675’teki Edirne Şenliği dillere destan, seyreden herkesi hayretlere gark eden bir şenliktir[ix]. Bu şenlikte dokuz gün süren kol gösterilerinde sanatlarını icra eden kol heyetleri arasında Edirne Yahudi Kolu da yer almıştır[x]. Yüzden fazla kişiye sahip bu kol hem saray erkânına hem de halka gösteriler sunmuş; kukla, gölge oyunu gibi türleri de icra etmiştir. Bununla da yetinmeyip şenliklerin en zor oyunu olan fişek oyununun icrasını da bizzat üstlenmiş fakat talihsiz bir kaza neticesinde meydana gelen yangın sebebiyle Yahudi ustaları maalesef idam edilmiştir[xi].

TÜRK TİYATROSUNUN MUHTELİF TÜRLERİNDE YAHUDİLER

Sadece oyun kollarında, padişah, bey, sultan takımının önünde değildirler Türk Yahudileri. Türkî oyunlardan apayrı bir tür olmasından ötürü çok alaka uyandıran hokkabazlık, halk arasında 16. asırdan itibaren gözdedir bile… Ahdî, surnamesinde hokkabazları anlatırken neredeyse kendinden geçer. Birkaç asır sonra, gene bir saray şenliğini anlatan Güranlı Hızır da Yahudi oyunları karşısındaki şaşkınlığını gizleyemez: “Hokkabazlıkla perendebazlık oldu ol kadar / Akla sığmaz kimse anı edemez vaz u senâ”[xii]. Öte tarafta, 17. asrın meşhur seyyahlarından Thévenot, Osmanlı ülkesinde gördüğü Hayalîlerin (Karagöz oynatanların) çoğunun Yahudi olduğunu yazar[xiii]. Karagöz-Ortaoyunu-Türk Yahudileri arasındaki ilişkiyi sağlam bir temele oturtmak adına mühim bir hatıra vardır ki Lebib Surname’sinde geçer. Sultan. Mahmud’un kızı Mihrimah Sultan’ın düğün merasimini anlatan bu surnamede, Yahudi komedi topluluğunun oynadığı bir oyundan tafsilatıyla bahsolunur. Tasvirlerle değil oyuncularla icra edilen bu oyun Karagöz’deki ünlü Salıncak Safâsı oyunudur (bu oyun hakkındaki tafsilatlı bilgi 9 Haziran 2021 tarihli Şalom gazetesinde yayınlanan ‘Hayal Perdesinde Yahudi Silüeti’ başlıklı yazıda verilmiştir). Demek oluyor ki Yahudi oyuncular ortaoyunu ve Karagöz’ün oyun dağarcıklarının gelişimine katkıda bulunmuş, ilaveten yeni oyunlar kazandırmışlardır. 1825 senesinde Şehzade Abdülmecid şerefine gösterilen bir ortaoyununun da o devirde çok rağbet edilen Yahudi oyun takımlarından hareketle Türklerin hazırladığı kaydedilir[xiv].

KARAGÖZ'DE YAHUDİ TİPLEMESİ

Türk temaşasına İslamiyet inancı neticesinde gelen, ismini bile İslamiyet büyüklerini methetmekten alan meddah sanatında dahi namdar Yahudi sanatkârlar yetişmiş, hikâyeleri dinleyenlerine hoşça anlar armağan etmiştir. Bu tek başına sanatını icra eden Türk Yahudi’si sanatkârların bir kısmı sarayda taklit yapan mukallitler, bir kısmı da halk arasında hikâye anlatan; hikâyelerinin arasında da dikkat çekmek için taklitli fıkralara başvuran meddahlardır. Osmanlı sarayında birçok Yahudi mukallit bulunmuştur. Halk arasındaysa, 19. asırda meddahları arasında yâd edilen Yahudi Osep, Türk Yahudi’si meddahların en şöhretlisi olarak gönüllere girmiştir[xv]

YAHUDİ KOMEDİLERİ

Türk temaşa hayatına Yahudiler dimağlarındaki birçok farklı komediyi kazandırmışlar ve hareketli, sözlü, illüzyonlu, alevli, sulu lâkin hepsi de neşeli bu komedileriyle halk nezdinde bir itibar sahibi olmuşlardır. Bu komediler tiyatro tarihimizde bir ‘bölüm başıdır’. Alman tarihçi Hammer, İstanbul’da 16. asrın sonlarında bir Yahudi heyetinin oynadığı komedilerden bahseder[xvi]. Evliya Çelebi, kendine münhasır bu komedilere oyun özetlerine kadar girmek suretiyle değinir. Gene Avrupalı seyyahlardan ‘müşkülpesent’ Baron de Tott, Sultan I. Mustafa’nın, Osmanlı hanedanında 28 sene aradan sonra doğan ilk bebek olan kızı Hibetullah Sultan namına tertip edilen şenliği teferruattan sakınmaksızın anlatır[xvii]. Bugünün Türk komedyasının temelini oluşturması sebebiyle bu komedilerin hudutları üzerinde durmak lazımdır. Baron de Tott’un evlere, bazı hususi eğlencelere çağrıldığını da ilave ettiği bu Yahudi oyuncuların komedileri çeşit çeşittir. Oyunlardan birinde Yahudi oyuncular bir Türk ailesini, o ailedeki herkesi - evin geç oğlanını, uşağını, hanımını, aldatılan beyini - taklit etmek suretiyle Tulûat Tiyatrosu misali canlandırırlar. Hanımı oynayan oyuncu tıpkı Türk oyunlarındaki gibi kadın kılığına girmiş bir erkek Yahudi’dir. Buraya derkenar düşürmek gerekirse Türkler ile Yahudiler itikat, içtimâî yaşayış bakımından zaten birbirlerine çok benzeyen iki millettir. Türk Yahudilerinde de kadınların sahneye çıkması epey geçtir. Fakat Müslüman Türklerden ayrı olarak, kadın Türk Yahudilerinden oluşan topluluklar haremlerde yahut kadın seyirci karşısında temsiller vermişlerdir[xviii]. Diğer oyunlarda beceriksiz ip cambazlarının, güçsüz pehlivanların, kaba saba soytarıların, dansözlerin müdahil olduğu gülünçlükler gösterilmiştir. Yahudi komedilerinde bilhassa umumi eğlencelerdeyken yani halk eğlencelerindeyken müstehcenlik yüz kızartıcı bir hâl almış, temsiller tamamen nezaketten uzaklaşmıştır[xix]. Kaba ve bayağı taraflarına rağmen Yahudi komedileri, siyasî mizahın memleketimizdeki ilk numunelerinden biridir. Aynı seyahatnamede Yahudi ve Rum sanatkârların, halk eğlencelerinde birçok yüksek memuru alaya alıp, hicvettikleri de anlatılmaktadır[xx]. Hülasa Yahudi Komedileri basit mizahtan kaliteli mizaha kadar birçok mizah türünün ellerinde yükselen nadide bir Türk komedi tarzıydı. Ortaoyunu, Tulûat ve Karagöz gibi birçok türü beslemiştir, oyunlarına kaynak teşkil etmiştir.

ORTAOYUNUNDA TİPLEMELER

Türk Tiyatrosu, Tanzimat’ın kapısına Türk Yahudilerinin başı çektiği bir yaşanmışlıkla beraber gelmiştir. Yazının başlığındaki, “Türk Yahudileri Türk Tiyatrosunun neresindedirler?” sorusunu cevaplamaya gelince sıra tevazu göstermeye lüzum yoktur: Türk Tiyatrosu eğer bir bina olarak tasavvur edilirse temelindedirler, ağaç olarak düşünülürse kökünde…[xxi][1]

[i] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 341

[ii] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 341

[iii] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 338

[iv] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 338

[v] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 344

[vi]Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 355

[vii] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 342

[viii] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 350

[ix] Naim Güleryüz, Tarihte Yolculuk-Edirne Yahudileri, sayfa 199-200

[x] Naim Güleryüz, Tarihte Yolculuk-Edirne Yahudileri, sayfa 200

[xi] Naim Güleryüz, Tarihte Yolculuk-Edirne Yahudileri, sayfa 200-201

[xii] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 363

[xiii] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 274

[xiv] Metin And, Geleneksel Türk Tiyatrosu, sayfa 346

[xv] Özdemir Nutku, Meddahlık ve Meddah Hikayeleri, sayfa 40

[xvi] Memet Fuat, Tiyatro Tarihi, sayfa 261

[xvii] Refik Ahmet Sevengil, Türk Tiyatrosu Tarihi, sayfa 56-57

[xviii] Refik Ahmet Sevengil, Türk Tiyatrosu Tarihi, sayfa 57

[xix] Refik Ahmet Sevengil, Türk Tiyatrosu Tarihi, sayfa 57

[xx] Memet Fuat, Tiyatro Tarihi, sayfa 262

Erdem Beliğ Zaman
(Şalom gazetesi)
Gerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.