'Mitoloji Elçisi Kamal Abdulla Armağanı' ve kafamdaki sorular / Şehla Aslan

Kitap

Mitoloji Elçisi Kamal Abdulla, Şehla Aslan

Bakü'ye gittiğimde değerli bilim adamı, Azerbaycan edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Kamal Abdulla'yı ziyaret etmeye karar verdim ve randevu talebinde bulundum. Aynı gün beni rektörlük yaptığı Yabancı Diller Üniversitesi'ne kabul etti.  Eğitim, bilimsel çalışmalar ve eserleri hakkında konuştuk. Sohbetimiz sırasında bana hakkında yayınlanmış bir kitap hediye etti.

"Mitoloji Elçisi Kamal Abdulla Armağanı" adlı bu kitap onun 70. doğum günü nedeniyle 2020 yılında Türk Edebiyatı Vakfı tarafından yayımlanmıştı. Kitabın editörü Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’du. Kitapta Kamal Abdulla’nın geçmiş/tarih ve gelenek karşısındaki tutumu, din ve dil konusundaki görüşleri, edebiyata katkıları farklı yazarlar  tarafından değerlendirilmişti. Doğal olarak konuşmamızın devamında yeni yayınlanan bu çalışmaya odaklandık; kitabın sayfalarını çevirdiğimde çok başarılı ve önemli bir çalışma olduğu sonucuna vardım. Kitapta çok önemli  kişilerin makaleleri  vardı. Kamal Abdulla'ya ilk fırsatta kitap hakkındaki düşüncelerimi yazacağımı söylediğimde memnuniyetini dile getirdi.

Kamal Abdulla’ya göre, başarılı ve derin izler bırakan edebî eserlerin meydana getirilebilmesi için öncelikle farklı etkiler altında ve farklı bakış açıları çerçevesinde vücut bulmuş olan bilim, kültür, sanat ve edebiyat alanlarındaki yapıtlardan haberdar olmak gerekir; bu ancak okumak, araştırmak ve tefekkür etmekle mümkündür.

“Mitolojinin Elçisi Kamal Abdulla Armağanı” bu açıdan büyük bir zevkle okudum. Kitabı okuyup bitirdiğimde Kamal Abdulla ile ilgili kafamdaki soru işaretlerinden kurtulma ve yeni bilgiler öğrenme fırsatı buldum. Kitaptaki makalelerle yazarlar, Kamal Abdulla'yı sürükleyici bir üslupla ve başarıyla anlatmışlardır. Kitapla ilgili olarak şunu da hemen belirtmeliyim ki bu kitapta okuyucu, umulanın dışında bir Kamal Abdulla profiliyle karşılaşıyor. Okuyucu kitabı okurken sadece Kamal Abdulla ile ilgili bilgilenmiyor, aynı zamanda, pek çok konu, olay  ile ilgili malumatlar da elde etmiş oluyor. Kitap, çarpıcı gerçeklerle bezenmiş olmasıyla okuyucuyu sıkmadan kendine bağlamayı başarıyor.

Kitapta, Oljas Süleymanov, İsa Həbibbəyli, Sabir Rüstemhanlı, Fikret Türkmen, Ramiz Rövşan vb. tanınmış yazarlar Kamal Abdulla hakkında çok ilginç şeyler anlatıyorlar. Burada, kitapta yer alan yazılardan bazılarına dikkat çekeceğim.

Bakü Slavyan Üniversitesi'nde Kamal Abdulla ile birlikte çalışan tanınmış Rus yazarı Yuri Polyakov'a göre, modern Azerbaycan'da klasik ve modern Rus edebiyatını tanıtma konusunda kimsenin Kamal Abdulla'dan daha fazlasını yapmış olması muhtemel değildir. O, halkların karşılıklı kültürel zenginleşmesinin gerçek bir fedakarıdır. Modern Azerbaycan edebiyatının klasiklerinden biridir.

ahmet yıldız

“Bağımsızlık Dönemi Azerbaycan Edebiyatında postmodernizmin kuruyucusu olarak bilinen halk yazarı ve ordinaryüs ünvanına sahip Kamal Abdullanın edebi eserleri, her şeyden önce, ilim ve sanatın birlikte faaliyet göstermelerinin neticesi olan nadir eserlerdir.”  (İsa Habibbeyli).

Azerbaycanın halk şairi Sabir Rüstemhanlı'nın kitaptaki makalesinde, sanatsal yaratıcılık ve filolojiyi aynı anda ele almanın zorluğuna değiniyor. Şair Kamal Abdulla'nın araştırmasının Dede Korkut çalışmalarına yeni bir söz, yeni bir soluk getirdiğini ve bu alanda çalışan bilim insanları tarafından  da itiraf edildiğini belirtiyor.

“Kamal Abdullanın şiirleri iki şeyi hatırlatıyor: Bir, geçici ve edebi olanları birbirinden ayırarak hakikatin mahiyetini‘; iki, ilahi semanın ölüme ve faniliğe kapılmayan mutlak gerçekliğinin her zaman başımızın üstünde olduğunu idrak ederek’yolun mahiyetini. (Lyudmila Lavrova).

Prof. Dr. Fikret Türkmen'in yazısında Kamal Abdulla ile ilgili şu ifadeler yer alıyor: "O iyi bir organizatör, orijinal bir edib, başarılı bir akademisyen ve en önemlisi benim için sadık bir dosttur." 

Fransalı Klod Aliberin kendi notundaki şu ifadeler de oldukça dikkat çekicidir: “Kamal Abdullaın kaleminden çıkan eserleri okuyan günümüz okuyucusu, interaktif etkileşime sebep olan düşüncelerle karşılaşıyor. Bu edebi metinlerde en değerli şey, paralel dünyaların aralıksız şekilde bir görünüp bir yok olmasıdır.”  Klod Aliber, yazarı inceledikçe daha derin anlamların ortaya çıktığını, keşfedilecek pek çok konu olduğunu bizlere bu şekilde bir kez daha vurguluyor.

Azerbaycan'ın ünlü şairlerinden Ramiz Rövşen, Kamal Abdulla'nın gençliğinde tanık olduğu ilginç olayları ve anıları yazdıktan sonra, nihayet bir nesir yazarı olarak faaliyetini analiz eder ve şu sonuca varır: "Geceleri masasına oturup cüretkar romanlar yazan arkadaşımı, kendi kendisiyle satranç oynayarak yorgunluğunu unutan, oyundaki başarılarından zevk alan, kendi-kendini yendiği zaman mutlu olan adama benzetirim. Ve ilginç olan şu ki, bu adam genellikle sadece kendini değil, okuyucuyu da yenebiliyor.”

Dünyaca ünlü Türk yazar Oljas Süleymanov, "Bizim Kamal" dediği bilim adamına atıfta bulunarak, "Gizli Dede Korkut"un birçok dünya diline çevrilmiş bir başyapıt olduğunu belirtiyor.

“Mitolojinin Elçisi Kamal Abdulla Armağan” kitabının editörü Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Kamal Abdulladan sözederken, “Öyle sanıyorum, Dede Korkut kültürünün kodları Kamal Abdulla’nın beyninin hücrelerinde gezinmektedir. Öyle sanıyorum, o, Dede Korkut’un torunudur” diyor.

Bu arada, daha önce okuma fırsatı bulduğum Kamal Abdulla'nın meşhur "Eskik El Yazması" romanı hakkında da birkaç söz söyleyeyim: Söz konusu eserin başlığındaki “eksik” kelime belki de evrenin kendisinin bir kusur, mükemmelliğe muhtaç bir varlık olduğunun bir işaretidir. İnsan, yaratılmışların en şereflisidir. İnsanın kendisi mükemmelleşirken çevresini, Dünya'yı ve Evreni mükemmelleştirir. Bu, Allah'ın insana verdiği görevdir. Romanda, dünya ile insanların yarattığı mit dünyası arasındaki bütünlük örnekleriyle gözlerimizin önünde sıralanmıştır.

“Mitolojinin Elçisi Kamal Abdulla Armağanı” kitabında "Eskik El Yazması" romanıyla ilgili de ilginç fikirler dikkatimi çekti. Örneğin, dünyaca ünlü yazar Umberto Eko, Kamal Abdulla’nın "Eskik El Yazması" eserinden sözederken, “Bu roman cezbedicidir ama romanı plajda okumak olmaz” diyor. Azerbaycan'ın ünlü yazarı Anar ise, "Eskik El Yazması romanı münasebetiyle çağdaş edebiyatımızı yürekten kutluyorum” diyor.

***

Yazma sanatı, dünyayı her şeyden önce kurmaca bir dünya olarak görmedikçe, boşuna bir iştir. Bu dünyanın gerçekleri yeterince gerçek (gerçeğin vardığı yere değin) olabilir ama hiç de kesin bir bütünlük göstermez: bir kargaşadır. Yazar bu kargaşaya “yürü!” deyince, dünyayı bir ışıklanmaya bir erimeye salıverir. Şimdi yalnız yüzeydeki yapay öğeleriyle değil, atomlarına varıncaya değin yeniden kurulmuş bir bileşimdir. Yazar, bu yeni dünyanın haritasını ilk çıkaran, içerdiği doğal nesneleri ilk adlandıran kişidir. Bu bakımdan, Kamal Abdulla, ortaya koyduğu roman, povest, hikâye, şiir, deneme ve eleştiri türündeki eserleriyle gelenekten ilham alınarak “yeni”nin inşa edilebileceğini okuyucuya ispatlıyor.

Onun eserlerinde okurunu manevi yönden arındırmak için derinden düşünmeyi, hiçbir reçete sunmadan kendisini ve çevresini tahlil edip neticelere ulaşmak amacı, açıktır.

***

"Mitoloji Elçisi Kamal Abdulla Armağanı" adlı eseri bitirdiğimde, bir kez daha emin oldum ki, Kamal Abdulla’yı kendi yetenekleri ve özellikleri çerçevesinde değerlendirmeden ve onu “Kamal Abdulla” yapan yan faktör ve etkenleri göz önünde bulundurmadan, gerçek manada o, ne anlaşılmış olur ne de değerlendirilmiş. Onun düşünceleri, inançları değerlendirişi ve edebi kişiliği, bütüncül bir bakış açısına sahip olunursa, ancak sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilir ve ortaya konabilir.

Umarım ki, bundan sonra da edebi kişiler hakkında yapılacak bu tür çalışmalar, onların özellikleri ve yetenekleri heba edilmeden, değerlere sahip çıkma kaygısı ve sorumluluğuyla değerlendirilir. Bu anlamda onlardan azami istifade etmenin yolları açılır ve imkânları hazırlanır. Hiç şüphesiz her hak sahibine hakkını teslim etmek de işin esasıdır. Hakkaniyetli bir duruşa da yakışan budur. “Mitolojinin Elçisi Kamal Abdulla Armağanı” kitabının, bu yolda atılacak adımlara örnek olmasını temenni ederim.

Bu vesileyle Kamal Abdullaya saygılarımı sunarken, bu önemli çalışmayı bizlere kazandıranlara da özellikle teşekkür ediyorum! Saygılarımla…

***

Prof. Dr. Kamal Abdulla, 1950 yılında Bakû’da doğmuş, 1973’te Azerbaycan Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesi’nden mezun olmuştur. Moskova’da İlimler Akademisi Dil Bilimi Enstitüsü’nde “Dede Korkut Destanlarında Sentaktik Paralelizm” konulu çalışmasını tamamladıktan sonra 1977’de Azerbaycan’a dönen araştırmacı, burada Azerbaycan İlimler Akademisi Nesimî Dil Bilimi Enstitüsü’nde çalışmaya başlamıştır. 1983’te “Azerbaycan Dili Sentaksının Nazarî Problemleri” adlı çalışmasıyla doktor olan Kamal Abdulla, 1984’ten itibaren Yabancı Diller Üniversitesi Genel Dil Bilimi ve Azerbaycan Dil Bilimi bölümlerinin başkanlıklarını yürütmüş,2014 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Milletlerarası Çokkültürlülük ve Dini Meseleler üzere Devlet Müşaviri olarak atanmıştır.

Kamal Abdulla Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Bilgi Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir.18 Kasım 2014 tarihinde Bakü Uluslararası Multikulturalizm (çokkültürlülük) Merkezinin Mütevelli Heyet Konseyi'nin ilk toplantısında bu kurumun Mütevelli Heyet Başkanı seçilmiş, 1 Haziran 2017 tarihinden itibaren Azerbaycan Diller Üniversitesinin rektörlük görevini yürütmektedir.

Şehla Aslan
(Araştırmacı-yazar, Gazi Üniversitesi'nin doktora adayı)
Gerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.