PÖH - JÖH varsa YÖH de kurulmalı!

Deneme

PÖH ve JÖH varsa özellikle havadan ve karadan müdahele edecek çevik Orman Özel Harekat birimi YÖH'ün kurulmasının zamanı geldi.

Yerküre gittikçe ısınırken, ormanlar alarm vermeye başladı.

Gittikçe kuruyan ormanlar ekolojik terörün de hedefi oluyor. Sabotajlar kadar dikkasizlik ve diğer nedenlerden dolayı yangınların ara ara kapımızı çalacağı kritik bir döneme girildi. Buna kış ayları da dahil.

Bu bağlamda nasıl PÖH ve JÖH varsa özellikle havadan ve karadan müdahele edecek çevik Orman Özel Harekat birimi YÖH'ün kurulmasının zamanı geldi.

Bugün orman yanarken yarın petro- kimya tesisleri ya da başka kritik noktalarda yangınla mücadele gerekebilir. Bir çatışma durumunda kritik tesisler isabet alabilir. Bütün veriler “Ateş Çağı”nın başladığı yönünde.

Büyük çaplı yangın, savaş ve felaketlere karşı alınacak önlemler vatan savunması olduğu için kamunun görevidir. Bu görev piyasaların sihirli değneğine, gelirlere, faize, şirketlerin insiyatifine, ihalelere bırakılamaz.

Yeni yangın söndürme uçaklarının alınacağı şüphe götürmez, ancak bu uçakların ve hazır kıta YÖH'ün direk MSB'nın kontrolü altında olması kaçınılmazdır. THK'nu kurtarmak da devlet, özel sektör ve halkın boynunun borcudur. Bulunduğumuz Avrasya Bölgesi, Akdeniz ve Kuzey Avrupa ülkelerinde bu önlem birimleri kamunun bünyesinde yer alıyor. Mantık da bunu söylüyor.
 
Ekolojik problemler yalnızca “hibrit savaşları”nın sonucu değil. Hiçbir şekilde doyamayan anamalcılık ve serbest piyasa ekonomisi bunun sorumlusu. Bu sistemin sonuna gelindi. Eğer “global” çılgınlık ve para hırsı devam ederse ya dünya yaşanamaz hale gelecek ya da savaşlar kaçınılmaz olacaktır. Sonuç komple imha da olabilir. Zengin elindeki varlığı korumak ve çoğaltmak için uğraşıyor ve uykuları kaçıyor, yoksul da aç kalmamak için çırpınıyor. Bu stresli düzense doğayı tahrip ediyor. Ormanlar barındırdıkları hayvanlarla beraber yanıyor. Denizler ve atmosfer de zor durumda.

Mutlu azınlıklar dünyayı öyle sömürdü ki dünya onlara da zindan olmak üzere. İçimizi sızlatan yangınlar sırasında dört milyon dolar harcanamadığı için havalanamayan uçaklar konusu toplumda rahatsızlık yarattı. Daha iki hafta önce 1955 model Amerikan B52 uçakları Taliban'ı bombaladı. Bu konuda başka tümce sarfetmeme gerek yok. Ya eski ya da yeni fark etmez, irili ufaklı havadan söndürme uçakları. Bu uçakların seçiminin pilotlara ve havacılara bırakılması zorunlu.

Bodrum'daki Marmaris'teki, Fethiye'deki ya da Miami, Monako gibi yerlerdeki yatların, ultra lüks yazlıkların, kullanılan takıların, jiplerin, lüks kullanımın fiyatını düşündüm. Yangın uçakları ve bakımlarının fiyatı çerez kalır. İşte insanlığın amatörlüğü ve başarısızlığı burada. Olması gereken yerde kaynak az, olmaması gereken alanlarda para bol. Bunun nedeni mutlu azınlığa hizmet eden kirli ve amatör bir dünya düzeni.

Eğitim, güvenlik, çevre, altyapı mı önemli yoksa bu lüks yaşam mı? İşte gittikçe insanlığı sıkıştıracak gerçek bu. Ne sömürülen dünya ne de sömürülen insanlık, hayvanlar, toprak, bitki örtüsü ve atmosfer artık bu mutlu azınlığın bitmek bilmez hırsını karşılayamıyor.
İşte bir örnek: Ülkenin sağlık sistemi çalışıyor ve seksen dört milyona yardım edebiliyor. Orta ve uzun  vadede de bu mümkün olabilir mi? Bilemiyoruz, çünkü 'özel hastaneler' faturayı kamuya da kesiyor? Kamu para ödediği sürece hastalara yardım ederler. Ekonomik olarak sıkışıldığında sağlık sistemi eğer çoğunlukla şirketlerin eline geçmişse kriz çıkar. Sistem çöker. Ödenek alamayan hastane iflas eder, çaresizlik baş gösterir.

Korona sürecinde Amerika'da neler yaşandığını anımsayalım. Aynı Titanik örneği gibi ölenlerin çoğu yoksul dışlanmışlardan oluşuyor. Sağlık, eğitim ve savunma para kazanmak için yapılmamalı. Kamunun görevi olmalı ve herkese eşit verilmelidir.

Yangınlar sürecinde ülkemizin dost devletlerden aldığı yardımlar acizlik değildir. Her devlet bu tip durumlarda yardım alıyor ve veriyor. Türkiye de birçok devlete bu durumlarda yardım etti ve eder.

Yangınlar sürecinde kiralanan ya da yardım amaçlı gelen Rus hava araçlarının tamamı SSCB-Sosyalizm zamanında meydana getirilen alt yapının ürünleri.  İlyushin uçakları, Mi helikopterleri, Beriyev uçakları bunun somut örnekleri. Beriyev SSCB döneminde ilk defa II. Dünya savaşı sırasında Kor-2 olarak tasarlandı.

Ortada felaket var, şirketler var, ihale var ama işi bitiren araçlar sosyalizm döneminin ve dayanışmanın ürünleri. Rusya halen o dönemin mirasının üzerinde oturuyor. O fabrikaların kapısında halen orak çekiç figürleri var ve silmediler. Ruslar tarihlerine çok bağlı ve bu konuda ideoloji gütmüyorlar. Ne kadar garip bir durum değil mi? Aklın yolu birdir, sağı solu olmaz. Soviet-400'ler de sosyalizm ürünü. Bize atom santrali yapmakta olan elemanlar da o dönemin öğrencileri. Bu demek ki, hem gereksinim duyup inanıyoruz hem de biraz alerjiliyiz.

Mantığa karşı gelmeye inatla uğraşsak da mantık bize ayar çekiyor. Neo liberalizme bir ayar çekmenin ve duraklatmanın zamanı geldi. Bu felaketlerde vatandaşların birbirine olan desteği ve dayanışması buna bir örnek. Korona sürecinde fahiş fiyatlara karşı hükümetin aldığı önlemler de bir başka örnek. İşte bu bir başlangıç noktası.

Artık insanları ve doğayı piyasanın vicdanına bırakamayız. Gelecekte hem halklar hem de devletler dayanışma içine girmek zorunda. Bundan sonra bir sağ partinin ya da sol bloğun yönetmesi fark etmeyecektir. Serbest piyasa yanlıları bile kendine sağlama almaya başlayacaktır. Artık 'bırakın yapsınlar, bırakın etsinler' sistemi dizginlenecek. Başka çare kalmadı. Din kitaplarının 'semereli olun çoğalın' ya da ' Tanrı doğan çocuğun rızkını verir' telkinleri bu çağda zarar getiriyor. Az ve öz çocuk! İyi eğitilen, dünya klasiklerini okuyan, kültürlü, meslek sahibi, uygar nesiller yetiştirmek için önce savaş tehdidinin ortadan kalkması gerekiyor. Batılı ülkelerin birleşip aşağı gördükleri devlet ve halkları sahte üretim nedenlerle bombalamaktan, ülkeleri bölme politikalarından vaz geçmesi, barış ve ekolojik dengenin korunmasına uğraşması gerekmektedir. Doğulu güçlerin de buna destek vermesi gerekiyor. İlk adım orman yangınlarına karşı korunma ve kömür kullanımının tamamen iptal edilmesidir. Elektrikli ve hidrojenli araçlara acilen geçilmelidir. Wolkswagen, Toyota ve Hyudai hidrojenle çalışan otomobil üretti, elektrikli arabalar artık piyasada, üstelik bu alanda artık bizim de bir markamız olmak üzere.

Bu senaryoların bize gösterdiği gerçek şudur: Anamalcı sistem dünyayı talan edip atmosferi yok ediyor. Avrasya ülkeleri neo liberalizmin oyun düzeni ve sisteminin dışına çıktığı oranda güçleniyor. Batılı devletler de Avrasya'yı ve Doğu'yu dışlamadığı, ona düşman olmadığı oranda rahat olabiliyor.  Kalıcı barış ve yerkürenin kurtuluşu belki de bu.

Cem Güneş
Gerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.