Banker faciaları ve 'Coin'ciler / Cem Güneş

Deneme

Banker faciaları ve 'Coin'ciler / Cem Güneş

Sabaha karşı yollarda çalışan çöpçülere, yol işçilerine ayak üstü konuk olun lütfen.

Yanınıza bir termos sıcak çay alıp onlarla paylaşın ve konuşun.

İşçileri taşıyan bir servis otobüsüne hiç bindiniz mi? Üretim bandında bir vardiya nasıl geçiyor, bilir misiniz? Oradaki emekçilerin nasıl bir yaşamı var? Gidip bir görün.

Overlog atölyesinde bir gün nasıl geçiyor tanık oldunuz mu?

16 saat insanlara yemek servisi yapmış bir servis elemanının evine gelip bir koltuğa yığıldığı anda onunla dertleşmenizi öneriyorum.

Siz güvende olun diye dağlarda bu ülkenin toprağını bekleyen Mehmet’in ya da gece nöbet tutan polisinin annesine veya eşine-nişanlısına konuk olun.

Siz taze meyve ve sebze yiyin diye tarlalarda-bahçelerde ter döken tarım işçileriyle tanışın.

Çocuğunu üç ayda bir gören tır şoförüyle beraber tarhana içip onu bir dinleyin; Tavsiye ederim.

Onların hepsi alın teriyle ekmek parası kazanıyor ve siz bir sandalyede oturup onlardan daha iyi bir yaşamın düşünü kuruyorsunuz.

İşte bu düşünüzün ne olduğunu yeni nesil banker uyanıklar çok iyi biliyor ve size göre dijital hazırlıklar yapıyor.

Kamunun ve tesçilli özel sektörün bankalarına alternatif olarak türeyen bankerlik kuruluşlarını anımsar mıyız?

1960'lı yıllardan itibaren tefecilerin bir üst versiyonu gibi türeyen bankerler halktan ciddi oranlarda para toplamaya başladılar. Gazetelerde çarşaf çarşaf reklamları çıkardı. 'En iyi faizi biz veriyoruz' Banker Müjde, Banker Onur, Banker Güven, Akçe Ticaret, Banker Kastelli... Ankara Kızıcahamam yolunda cam fabrikası kuruyormuş, paşa torunuymuş deve yüküyle altını varmış, hiç batmaz büyük adammış... Nice bankerler insanlığın zayıf bir tepisi olan 'oturduğu yerde, alın teri dökmeden' para kazanmak düşünden faydalanıyorlardı. Yürüyerek, belediye otobüsüyle ya da Murat 124'le birikimlerini getiren zavallılar bankerin ceviz döşeli bürosuna, modern giyimli şuh sekreterine ve Merci otomobiline gıptayla bakıyordu. Banker Baba 'Bakın sizin de olacak, neler neleriniz olacak Allah'ın izniyle' diyordu. 'Yeter ki doğruluktan ayrılmayalım cümleten.’

Bankaları düzenleyen yasalar bulunurken piyasadan mevduat toplama konusunda bir yasal düzenleme bulunmamasından faydalanan uyanıklar yüksek faizler verme sözüyle halktan ciddi miktarda para topladılar. Bankaların faizleri yasalarla kontrol edilirken bankerler daha yüksek faiz sözü verebiliyordu. Bu durum 24. Şubat kararlarınla daha derin bir krize dönüştü. Aynı yıl eylül ayında gelen askeri darbeden sonraki dönemde 22. Eylül 1981 günü  Maliye Bakanı Kaya Erdem'in 'mevduat sahiplerinin  yalnızca bono karşılığıyla bankerlere para yatırımalarıdan devlet sorumlu olamaz' açıklaması geldi. Derin bir banker krizi ateşlendi. Bankerlerden istediği faizi alamayan ve endişeye kapılan halk bankerlerin kapısına yüklendi. Kayıplar korkunçtu. Yaklaşık 200.000 hesap sahibinin kaybı 75 milyar Türk Lirasıydı. Bankerlerin bir bölümü yurt dışına kaçtı, kimileri de yakalandı. İntihar edenler.. Psikolojisi bozulanlar.. Yuvası yıkılanlar...

Türkiye'de bankerlik macerası ve oturduğu yerde para kazanma hevesi aslında hiç bitmedi.

Yeni dönemde daha bir çok uyanık değişik sıfatlarla ve tatlı düşlerle halktan para topladı ve battı. Jetler, Çiftlikçiler, Yimler, Fenerler ve daha niceleri mevcut bankalardan daha heyecanlı ve daha pembe düşlerle halkın karşısına gülümseyerek çıkıp işlem yaptı ve alın teri topladı.

Serbest piyasa ekonomisi sistemi dahilinde bir çok yasa boşluğundan faydalanan uyanıklar safların parasıyla lüks içinde kral yaşamı sürdü. Yargılananlar da oldu ama maduriyet hep büyüktü. Mağdurlar hep düş gören saf halktı.

Laisse faire, laisse passer; ‘Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler’ düzeni bu dünyanın kaynaklarını kendi öz malı ve üstündeki insanları da kölesi olarak görüyor. Bunun adı emperyalizmdir insanlığın ve doğanın sonunu getirebilir. Serbest piyasa ekonomisi aslında ekonomik suçlar işlenmeden yoluna devam edemez. Bir ihale açılmadan önce mutlaka çakalların kulağına gider. İmara açılacak yerler önceden satın alınır. Maç oynanmadan galibi bellidir çoğunlukla.

Dünya şimdi yeni bir dönüşüm içinde. Corona'nın yolaçtığı senaryolar, gittikçe kanunsuzlaşan ve büyüyen küresel devlet oluşumu ve yeni para toplama şirketleri; Coinciler.

Tehtid altındaki üniter devletler aslında kendi ulusal paralarını dijitalleştirmenin eşiğindeler. Bu şekilde vergisiz kazanç ve kara para aklamak da zorlaşacak. Ekonomik suçların yolunu açan serbest piyasa ekonomisi de buna önlem olarak kripto para sektörünü üretti. İsviçre'ye kaçan ahlaksız paralar dönemi aslında bitmek üzere. Çünkü para saklamak ve kaçırmanın yeni kanalları oluştu.

Serbest piyasa ekonomisinde parayı ve fırsatı iyi kullanabilme özelliğine sahip uyanıklar: Safların eti, kemiği ve sefaletiyle refah içinde yaşıyorlar.

Thodex, Vebitcoin, Bitrota, Smart Trade Coin, Sistemcoin... Aynı iddialarla zan altında. İnsanlar panik halinde paralarını çekmeye uğraşıyorlar ve avukatları aracılığıyla yasal süreç başlattılar. Coincilerden birinin adresi Marshall Adaları'nda hayali bir posta kutusu çıktı. Sorumlular ortada yok. Yaklaşık iki milyar dolar saflardan uyanıkların cebine girmiş gibi görünüyor.

Ağlamaklı mağdurlar bildiğimiz ’Çıplak vatandaşlar.’ Evlerini satan, yastık altındaki altınlarını satan, arabasını satan ve hatta bankalardan kredi çekip Coin'e yatıranlar. Canım vatandaşlarım.

1960'lı yıllardan itibaren sayısız vurgun, dolandırıcılık ve kahreden senaryolarla dolu sonu gelmeyen mağdurlar tarihi var ve bu biteceğe de benzemiyor.

Şu anda birikimlerini, evini, arabasını, yaşamını ve hatta alacağı kredi borcunu uyanıklara vermeye hazırlanan saf vatandaşlarıma önerimdir:

Her biriniz kendi Coin'inize yatırım yapın. Paranız varsa evinizi güzelleştirin. Gerçek bankalarda hesap açın. Profesyonel sanat eseri satın alın. Kitap satın alın. Ailenizle kaplıca otelde güzel bir tatil yapın. Paranız varsa bir bahçe alıp orada sebze meyve üretin. Bir yoksulun veya yetimin yüzünü güldürün. Yeni bir yazlığa ya da arsaya sahip olun. Üretim yapan bir fabrikadan hisse alın, Mehmetçik Vakfı’na bağış yapın. Tuttuğunuz takımın formasını satın alın ama birikimlerinizi tehlikeye atmayın. Uyanıkların haksız lüksüne katkı yapmayın.

Cem Güneş
Gerçekedebiyat.com

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.