Kübalı bir karikatürist tanıdım

news-details
Deneme

 

İsmini hiç duymamıştım fakat ne gam… Küba’dan gelen bir karikatürist olması tanışmak için can atmama yetmişti.

Ferdinaz Gonzales, İstanbul’da gezgin olduğu günlerde, Karikatürcüler Derneği’nin o zamanlar Sultanahmet’teki merkezinin sergi salonunda hafta sonu açılacak bir sergiye konuk olarak gelecekmiş.

Telefonla yapılan davette böyle söylendi…

Sosyal medyanın bugünkü gibi yaygın olmadığı zamanlardı. Karikatürcüler Derneği’nin sergi salonunda yapılan bütün etkinlikler, açılan sergiler basın yoluyla duyurulur, dernek yönetimi ayrıca üyelerini tek tek telefonla arayarak katılımın artmasına çabalardı.

Hafta sonu tatilime bazen kıyamadığım için kimi etkinliklerden kaytardığım olurdu fakat Kübalı bir karikatüristin konuk olacağı bu sergi açılışına katılmak benim için “farz”dı.

Ferdinaz Gonzales’le tanışmak, ona “dokunmak” düşüncesi, serginin çok önüne geçti. Zira sosyalist bir ülkeden; Küba’dan bir sanatçı ile ilk kez bu kadar yakından görüşecektim.

Ona, kendi dilinde “Merhaba” demeyi kurdum, sergi açılışına sevinçle koştum.

Ferdinaz benden önce gelmiş, sergilenen karikatürleri inceliyordu.

Uygun bir anda yanına gidip, bildiğim tek İspanyolca sözcükle; “Hola” dedim ve sonrasında karikatürist arkadaşım Akın Önder’in yardımıyla İngilizce biraz sohbet ettik.

Küba’ya ait her şeyin ilgimi çektiğini fark etsin istiyordum, örneğin; “Çilek ve Çikolata” adındaki Küba filminin geçen haftalarda İstanbul’da gösterildiğini ve filmi izlediğimi söyledim.

 “Evet, o filmi biliyorum” dedi, “homoseksüaliteye ilişkin yasaklar Küba’nın da önemli sorunlarından” gibisinden bir yanıt verdi.

Fidel Castro ve arkadaşlarına çok güvendiğimi, her sorunu insandan yana, insanlıktan yana olacak şekilde mutlaka çözeceklerini düşündüğümü, halkın ona desteğinin sürmesinin çok önemli olduğunu aktarmaya çalışırken, toplu fotoğraf çekilmek için yapılan gürültülü çağrı ile konuşmamız bölündü.

Kübalı karikatürist Ferdinaz Gonzales’in tam “solunda” yer alarak o tarihi ânı, fotoğrafta sonsuzluğa sabitledim.

O kalabalıkta kendisiyle yeniden konuşma şansı bulamadım, vedalaşırken, heybetli görüntüsünde Comandante Che’yi, Başkan Fidel’i bulduğum, gözlerinin renginde “motorların sürüldüğü mavilikleri” gördüğüm dostumuzun elini candan sıktım.

Aradan 25 yılı aşkın bir zaman geçti, arkasında sadece “Ferdinaz Gonzales” yazılı arşivimdeki bu fotoğrafı yeniden elime aldım.

Dostumuz Ferdinaz bugün ne yapıyordu acaba?..

İnternette uzun uzun aradım fakat bu isimde hiçbir iz bulamadım.

Aklıma, facebook’ta arkadaşı olduğum Kübalı karikatürcülere sormak geldi.

Hani, “Allah’ın hakkı  üçtür” derler ya, sorduğum üçüncü arkadaşım Michel Moro Gomez bana bir link yolladı. Linke heyecanla tıkladım…

Evet, Ferdinaz Gonzales yaşıyormuş!

“Garrincha”...

Bu sözcük İspanyolcada; “başından aşağı kaynar su dökülmek” olsa gerek!

Garrincha’ imzasıyla, yeni vatanı USA’da karikatürler çiziyormuş.

Che’nin, Castro’nun, Chaves’in, Maduro’nun karşıtı bir politik karikatürist olarak…

Sizinle paylaştığım bu karikatürü de saldırı dozu en yumuşak olanı…

Küba’ya, ülkesine duyduğum ilginin hiç umurunda olmadığını fark etmem, coşkulu samimiyetime mesafeli oluşunun nedenini anlamam için bugünleri görmem gerekiyormuş!

Tamam, ben biraz “romantik” olabilirim ve bu yüzden komik duruma düşebilirim de, “hırsızın hiç mi suçu yok!”

İnternet sitesindeki özgeçmişinin bir yerinde şöyle demiş: “Küba’dan sonsuza kadar dönmemek üzere ayrıldı”

Demek Karikatürcüler Derneği’ndeki o sergiye, ‘Garrincha’ gelecek diye, topuklarım g.tüme vura vura koşmasam, hatta o gün kaytarsam da olurmuş.

İlla kaçacaksa, celladının kucağına kaçan bir adamla tanışmaktan kaytarmak, misafirperverlik bile sayılır çünkü.

Mustafa Bilgin
Gerçek Edebiyat

Sosyal Medyada Paylaş

author

Mustafa Bilgin

gercekedebiyat.com yazarı, mbilginm@gmail.com

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..