Ergin Günçe için bir anma töreni

news-details
Şiir


"Hayatı ancak şaşırırım ben bu toylukla 
İşte büyüklerim de öldüler, hızla eskiyor yüzüm 
Zaman bana durmadan şarkılar öğretiyor..." 

Ergin Günçe gideli 38 yıl olmuş.
Zamanın her şeyi eskittiğinden yakınmış öğrendikleri yanında.
Toyluk diyor yaşamdaki sakarlıklara. Şaşırdığı da düşürdüğü de yok aslında hayatı.
Bilimle, bilinçle vardığı anlamın yoğunluğunu sığdırmıştı yazdığı notlarına.
Kimsenin mutlu olduğu bir çağ değil yaşanan, sorumluluk çağı.
Nedense ıskalanan da bu sorumluluklardaki olumlu, olumsuz paylar. 

Usta diyor ki: 
"Yargıca gittim bir dilekçe uzattım 
Yontma taş devrini geçelim istiyorum..." 

Hangimiz (yontma taş devrine) geçelim istemiyoruz şimdi?
Geriye dönüp başlama isteği hangimizde daha az?

Ergin Günçe'yi şiiriyle tanıyalı 38 yıl olmuş. 
Ondan bize kalan onca şiir ve içinde ince bir keder. 

"Hünnap kuşumuzdur Keder 
Neremde uyanır bilirim..." dememiş olsa da sezinlenecek her yanımızda.

Biz kederliyiz, çok hem de çok. 
Bizimkisi aslında Hünnap Kuşuna benzemiyor ve yine de tanıyoruz kederi! 
Yüreğimizde uyandığından yeri hep belli. Gönlümüze yerleşmişliği sanki ezelden beri… 

'Yargı Yöntemi Dersleri’ tek şiirle insana yargı konusunda başlı başına okul. 
Okuyan ders alır, yanıtlar sınavda çıkan soruyu.
Geçerli not almak ne ki mezun bile olur değer verdiği insansa eğer. 

Çünkü değer insana verilmeli, cana verilmeli, insanın canı oyuncak değil. 
Oynamak için seçenlere verilmiş bir ayrıcalık hiç değil. 

Hak ve hukuk insan içindir. İnsanlar o yüzden eşit kabul edilir. 
Yargılama işi ciddi iş, ciddiyet ister, insana ve canına ilişkin oluşu yüzünden çok önemlidir. 

Bu yüzden yargı içinde görev alan da yargıya yasalarla görev veren de bilmelidir ki özenilecek en yüze işlerden biridir yargı.
Bu yüzden yargıçlık yapanlar da umutla karar bekleyenler için yasalar yapanlar da kıymetli bir hazineyi koruma görevindedir. Saygıyla gerek hakkın özüne gerek yansımasına dokunurken herkesin eşitliğine ve hakkın yerine gelmesi için içinde hakkaniyet taşımasına ve sonucun adaletli olmasına özenmelidir. 

Hukuk ve hak gerekçelidir, gerekçe o özü, özdeki haklı neden nedir onu açıklar. Olmazsa olmazıdır hukukun. Olmazsa asla olmaz. Olmadığında hukuk var sayılmaz. Hak var sayılmaz. Karar verilemez gerekçesi olmadan, hüküm kurulamaz. 

Ben yaptım oldu deyip keyfilikle geçenlerin dünyasındaki pervasızlıkla geçilmez hak dünyasına, haksızlıktır bu keyfilik, haksızlıktır her şeyden önce hakkın özüne. 

"Arkadaşlar, gerekçeli yaşamalıyız 
Zira satranç filan değil oynadığımız..." 

Ki satranç bile gerekçesiz oynanmaz demektedir aslında, yani şahlar, piyonlar, vezirler oyun sonunda satranç torbasına toplansa bile insan canı ile oynuyorsanız eğer gerekçeli olmak zorundadır atılan tüm adımlar. Çünkü aynı tahtada buluşsa bile aynı torbaya toplanamaz insanlar. 
Hele de canından oluyorsa sonunda. 

Hem yaşam ve yaşamın her alanındaki her tür yargı bir sınavdır hepimize... 
Ne iş yaparsak yapalım… Değişmeyen bir sınavdır yaşamak... 
Değişmeyen tek sınavdır insanlık.

Asıl olan sınavın sonunda karıncaya, çimene bile zarar vermeden çıkmaktır o hayattan. 
Mezuniyet karnemizde kırık olmasın yeter. Zaten ardımızdan ortalama bir insandı yazılsa yeter.
İnsan olana takdirname gerekmez. 

Bu yüzden kulak verelim ustanın şiirdeki o güzel sözlerine: 
"Sınavda hepinize başarılar dilerim / Soruları okumadan cevaplamayın /Can'la oynuyorsunuz şunun şurasında!" 

Çünkü kulak vermediğimizde çocuklar ölüyor, kadınlar ölüyor, erkekler ölüyor günün soğuk ya da sıcak savaşlarında. Ekonomik ve siyasal savaşın tam ortasında. 
Ölümden kurtuluş için elden bir şey gelmiyor çoğunlukla.
İşte o zaman:
"O kadar çocuktu ki ölürken/ Okuldaki bir şarkıya başladı..." diyor usta…

Dersimizi iyi alalım, ödevimizi iyi yapalım. 
Bu sınavda kırık not alanlardan olmayalım… 
Ki çocuklar ölmesin, çiçek olsunlar. 

Ünsal Çankaya
Gerçek Edebiyat

Sosyal Medyada Paylaş

author

Ünsal Çankaya

gercekedebiyat.com yazarı,

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..