Yalçın Küçük: Livaneli soldan yetişmiş büyük tüccarlardan birisidir!

Eleştiri

Zülfü Livaneli'nin, 'bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü?' türünden sözler söylemesi uzun süredir tartışılıyor.

Livaneli, duygularıyla hareket etme özelliğiyle bilinen -ve bu yüzden başı beladan kurtulmayan- dünyanın en saf solcusu Türk solcusunun uzun yıllar yürek tınısıydı.

Zülfü Livaneli'nin besteleriyle, sırf şarkılarının etkisiyle nice devrimci ölüme gitmişti.

Livaneli'nin, İrfan Aktan gibi 'Bianet' yetiştirmesi bir gazeteciye Davutoğlu'na yakın bir gazetede 'sol' üzerine 'öğreti'leri, (Murat Belge'yi bir köşe yazısıyla balıklama daldırdı!) ama yüzlerce isimsiz devrimciyi de mezarında ters çevirdi!

Kültür Bakanlığı'ndan (Fikri Sağlar'dan!) yüklü miktarda yardımla çektiği 'Şahmaran' gibi başarısız bir filmden sonra sinemadan vazgeçip (Yaşar Kemal'in de ölümünü fırsat bilerek!) Türk edebiyatına bela olan Livaneli, liberal yayıncılık dünyasının kucak açması ve Doğan Yayıncılık'ın Alman ortağının uluslararası ilişkileriyle buluşarak birden romancı oluverdi.

Yalçın Küçük'ün 'Romanlarını başkaları yazıyor' dediği Livaneli'nin romancılığı değil şimdi konumuz, -o başka konu-; solculuk üzerine konuşmaları ne kadar sığ, ülkesinden ne kadar uzağa savrulmuş, daha da kötüsü rahatlıkla yalan söyleyebilen, utanma duygusunu da yitirmiş bir Livaneli'yle karşı karşıyayız.

İster kabul edelim ister etmeyelim Türk solu denen şeyin koltuğunda oturanlar şu anda CHP-HDP-ÖDP filan... cenahtır. Halk, dünya onları öyle görüyor; boşluğu onlar dolduruyor.

İşte Livaneli, onların temsilcisi olarak aslında nasıl bir kafa karışıklığı, nasıl bir kısırlık içinde olduğunu, bir anlamda günümüz solunun sefaletini  dünya aleme 'kral çıplak' dedirtecek biçimde sergiledi.

Dün gece CNNTürk ekranına canlı olarak bağlanıp tüm söylediklerini inkar eden Livaneli sağcı bir akademisyenin, "Bu tanımınıza göre siz aslında AB liberal solcususunuz; liberalizmse solun baş düşmanı emperyalizmin sevdiği bir ideolojidir. Ecevit de sizi solcu kabul etmezdi!" sözleri karşısında eriyip kayboldu.

Livaneli'nin Ernest Hemingway’e bol bol selam gönderdiği adı bile ondan çalıntı Balıkçı ve Oğlu adlı son kitabında, Ortadoğu ve Afrika'dan canları pahasına kopup gelen yoksulların trajedisini, bu göçün temel nedeni emperyalizmin bu ülkelerde işlediği haltlara hiç dokunmadan çevre sorunları vs. gibi 'Alman Yeşiller'i ağzıyla vermesi, zaten her şeyi açıklıyor.

Türk edebiyatı açısından Zülfü Livaneli'nin romancı kesilmesi bühtandır, rezilliktir; söylediği sözler ve kek tarifine indirgediği 'sol' tarifiyse epey ağır bir tarihe sahip Türk solu için utançtır! 

YALÇIN KÜÇÜK'ÜN LİVANELİ İÇİN SÖYLEDİKLERİ

Livaneli'nin son günlerde düştüğü bu çukuru görünce yıllar önce Yalçın Küçük'ün onun hakkındaki değerlendirmelerini anımsadık.

Dağınık kitaplığımızda küçük bir araştırmada şunları bulduk:

"Modern Türkiye'ye gelmiş en önemli gırtlaklardan Nilüfer, Cem Karaca, Ruhi Su'nun Ermeni olmalarının hiç düşündürücü bir yanı yok mu? Seçimi benim dışımadır, ancak müzik değeri çok yüksek bir gırtlağa sahip olduğundan kuşku duymadığım bir İbrahim Tatlıses'in Kürt-Arap kırması olduğu söylenebilecek durumdadır. Peki bütün bunlara karşı çıkarılabilecek müzik değeri yüksek 'Türk' gırtlağı kimdir? Zülfü Livaneli ve Ajda Pekkan mı?

"Böyle bir soruya benim bir değil iki cevabım var: Birincisi eğer Türkiye'de Nilüfer, Cem, Ruhi ve Tatlıses Türk kökenli değil de Livaneli ve Pekkan Türk ise ben 'Türklerin müzik değeri yüksek gırtlağı yoktur' hipotezini açıklıkla ortaya koyuyorum. İkincisi Livaneli ve Pekkan'ın şarkıcı sayıldığı bir ülkenin insanlarının müzik kulağı olduğunu kesinlikle reddediyorum. Kulak borusu yerine musluk konmuş olmasını büyük bir ihtimal olarak düşünebiliyorum.

"Livaneli'yi ben hiç bir zaman bir sanatçı olarak düşünemedim. Bana hep bir tüccar olarak göründü; soldan yetişmiş büyük tüccarlardan birisidir. Sanatta değil ticarette ustasının Yaşar Kemal olduğunu biliyorum." ("Ve çeliğe su...", Yeni İnsan, Şubat 1994)

*

Yalçın Küçük'ün "Türklerin iyi gırtlağı yoktur" hipotezi dışında (Doğru olsa, karga sesli Türkler, binlerce yıldır kopuz/saz çalıp, Türkü denen bir mükemmel müzik türünü nasıl yaratıp yaşatabilirdi?) Livaneli'nin gerçekten de bir sunucu (spiker) sesi ve bunu satan tüccar yeteneği dışında özelliğinin olmadığına katılmamak elde değil.

Edebudsman

Foto Galeri

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.