Hayali çevirmen hakiki çevirmenin Dante çevirisine 'çök'müş!

Eleştiri

Yayıncılık dünyamızda ilginç şeyler oluyor. Son yirmi yılda öne çıkarıp 'star'laştırdığı yazarların kimisinin kaçak kimisinin ülkeye hırsız gibi girmesi, kimisinin yine bu yayıncılarca cinsel tacizle suçlanması yayıncılığımızın nasıl kötü ellerde yönetildiğinin kanıtı. Şimdi de iki 'güzide' yayınevimizden çıkan Dante İlahi Komedya çevirmenlerinin biri gerçekten hayali; gerçek olan hayali olanı suçluyor!

Hayali çevirmen hakiki çevirmenin Dante çevirisine 'çök'müş!

Meşhur sözdür “Traduttore traditore! “

Türkçesi: “Çevirmen haindir”

Sözün önemi büyüktür bizim edebiyatta. Aslında çoğu edebiyatta büyüktür. Söz savaşları kestiği gibi başları da kestirebilir. Bütün bunlar elçilerin, çevirmenlerin, tüccarların ve avukatların marifetidir. Çevirmen ve tercüman bu yüzden hain olabilir, elbette melek olabileceği kadar. Çünkü söz melektir, bu yüzden uçar.

Böylesine riskli bir işi neden meslekten saymıyoruz acaba?

Ya da meslekten saydık diyelim ki, neden çevirmenlerin hak ettikleri emeklerinin karşılığını vermiyoruz. Dahası neden hırsızlamaya getiriliyor çevirmenler?

En son Ayçin Kantoğlu’nun kamuoyuna açıklamasıyla ortaya çıkan Sevinç Elpida Kara skandalı hırsızlamanın tam bir örneği.

Dante’nin İlahi Komedyasını yüce gönüllü bir editör gönül bağlarından demet demet ihya koparıp bizlere ilahiler eşliğinde armağan ediyor. İtalyanca aslından çeviren ise hiç duymadığımız, var olduğu şüpheli bir hayalet çevirmen

“Sevinç Elpida Kara”!

Hayalet demişken, çeviren Hayalet Oğuz’u unutmayalım. Hayalet olunacaksa onun gibi olunacak, hiçbir şeyin peşinden gidilerek her şeyin içinde olunacak.

Biz Sevinç Elpida Kara’nın ilginç hikâyesine geri dönelim:

Nanon adlı bir kullanıcı sosyal medyadan Sevinç Elpida Kara’nın peşine düşmüş. Güzel bir iz sürücülüğün sonunda şunları bulmuş:

“Ben sanırım (olmayan?) Sevinç Elpida Kara'nın kökenini buldum. T. S. Eliot'ın Dante ve İlahi Komedya göndermeleriyle dolu "East Coker" şiirinin şu bölümünden oluşturulmuş bir mahlas: 

Cehennem - Dark - Kara

Araf - Hope - Elpida (Yunanca)

Cennet - Ecstasy – Sevinç”

Gerçekten organize bir kötülük bu! Yüce gönüllü editörümüz, anlaşılan simgeleri de pek seviyor. Antik Yunan zamanındaki gibi hırsızlamanın parlak zekânın bir göstergesi olduğuna inanıyor. Dahası yayınevi yetkilisinden gerçekten utanılacak bir açıklama yapılıyor ve zeytinyağı gibi üste çıkılıyor.

Yazarlara, çevirmenlere telif ödenmemesi ya da -çok düşük teliflerin ödenmesi- artık kanıksandı ne yazık ki. Herkes karşılıksız çeviri yaptırmaya, metin düzenletmeye çalışıyor. “Modern” dünyada iş olarak görülmüyor artık edebiyat ve ekonomiden dışlanıyor. Bahanesi de hazır: “Piyasa şartları efendim”

“Madem piyasa şartları elverişsiz neden yayıncılık yapıyorsun?” demezler mi adama.

Şartları kötü olan piyasa 10 Tl’ye metin yazdırmak isteyen, rica minnet çeviri yaptırmaya çalışan bir anlayış/sızlık hatta yüzsüzlük işgaliyle karşı karşıya.

“Acı ve açık bir yara gibi utandırıcı...”

Fakat hırsızlama olayı bambaşka bir evre ve eğer bu durum kanıksanır, yayınevlerinin bu çökme eylemleri alışkanlığa dönüşürse vay halimize.

O yüzden Ayçin Kantoğlu’nun yayın dünyasında açtığı bayrak, yazarlar, editörler ve çevirmenler için bu edebiyat mafyalığını engellemek için önemli bir fırsat.

Gözen Esmer
Gerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.