Batı'nın Rus yazar ve sanatçılarına saldırma acizliği

Eleştiri

Ukrayna'ya, komşusu ve bin yıllık kardeşi Rusya'nın 24 Şubat 2022 sabahı başlattığı askeri işgal, bütün savaşlar gibi insanlığın yüz karası bir eylem olarak devam ediyor. Batı'nın tepkiyse işgali aratacak aptallıkta...

Batı, Rus yazar, Ukrayna

Doğu Batı savaşlarının bir devamı olarak Doğu tarafındaki Rusya’nın, -ne kadar haklı saiklere sahip olursa olsun- bu savaşı yine bir Doğu ülkesi üzerinden ve kaba anlamıyla savaş olarak sürdürmesi, bizce tarihsel bir hatadır. Sorun başka türlü çözülebilebilirdi.

20. Yüzyılın tüm pislikleriyle tasfiye edildiği bu yüzyılın başlarında, eski yüzyılın kanlı temsilcisi Batı’nın yöntemlerini kullanarak maalesef ona karşı gelmiş olamayız. 

Doğu’nun bir umut olarak görüldüğü günümüzde, NATO’sunun dağılmaya yüz tuttuğu, emperyalist proje AB’sinin boyalarının döküldüğü, ABD’sinin yorgun çaylak durumuna düştüğü bir Batı’nın entrikalarına karşı gelmeyi, bin yıllık kardeş halk Ukrayna üzerinden ona bombalarla, füzelerle, zırhlılarla saldırarak yapmaya çalışmak akıl işi değildir.

Çaykovski
Pyotr İlyiç Çaykovski (7 Mayıs 1840; Votkinsk - 6 Kasım 1893 Petersburg)

Batı’nın en iyi yaptığı iştir Doğu ülkelerini kendi adına, birbiriyle savaştırmak. (Yüzlerce yıl kışkırttıkları Rus-Türk savaşları ders alınması gereken iyi örnektir.)

DOĞU’NUN SAFLIĞI BATI’NIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

Doğu’nun, Ukrayna kentlerini yıkan palet şakırtıları arasında Batı’ya yeniden kuzu postu giyme fırsatı doğmuşken, bu son fırsattan bile ne kadar uzak olduğu ortaya çıkmıştır.

Trenlerden sarışın olmayanların atılması, anlı şanlı haber tv’leri sunucularının sarı saçlı mavi gözlü tanımlarıyla ırkçı yüzlerinin genlerine işlediğini göstermesi, biz sanatçılara al birini vur ötekine dedirtmektedir.

21. yüzyılda insanlık böyle mi olmalıydı?

Batı merkezlerinin sanata ve edebiyata bile ırkçılığı karıştırmaları pes dedirtecek türdendir.  Avrupa ülkeleri, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını gerekçe göstererek Rus sporculara getirdikleri kısıtlamaları sanata da yansıtmıştır.

Netflix adlı film ve dizi yayınlayan kuruluş, Tolstoy'un eseri Anna Karenina uyarlamasının çekimlerini durdurduğunu açıklamıştır.

Anlı şanlı Batı denen bütün, cezayı zavallı Anna Karenina’ya kesecek kadar takatsiz olduğunu göstermiştir. 

Putin'i kınamayı reddeden Rus orkestra şefi Valeri Gergiev‘in Münih Filarmoni Orkestrası'ndan kovulması, Zagreb filarmoni orkestrasının ünlü Rus besteci Çaykovski’nin iki bestesini Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısını gerekçe göstererek konser programından çıkarması, insanlığın ilerlemesini 3 yüz yıldır sırtladığı düşünülen Batı’nın, bu değerli yükü maalesef sırtından çoktan attığını göstermektedir.

DOSTOYEVSKİ’NİN HEYKELİNİ YIKMAK!

Sanatın merkezi İtalya’daysa, Milano - Bicocca Üniversitesi'nde Dostoyevski’yle ilgili bir kurs vermeyi planlayan öğretim üyesi yazar Paolo Nori, bu dersi kaldırdığını söylemiştir.

Dostoyevski’yle ilgili bu yasak kararına üniversite ‘gülünç’ diyerek karşı çıkmış bunun üzerine İtalyan toplumu neredeyse bölünmüştür.

Yazarın bu açıklaması sonrası akademi ve siyaset dünyasının yanı sıra sosyal medyada da üniversite yönetimine tepki ve Nori'ye destek yağması şayanı hayret bir durumdur.

Dostoyevski'nin 200. doğum yıldönümü şerefine, Rusya'nın İtalya Büyükelçiliği'nin finansmanıyla geçen Aralık ayında Floransa'da Dostoyevski heykelinin açılışı yapılmıştı.

Sosyal medyada tartışmaya katılan Floransa Belediye Başkanı Dario Nardella, Dostoyevski heykelinin yıkılması talebi geldiğini açıklamıştır.

İtalya, Floransa, Dostoyevski, heykel
Floransa'da yapılmış yıkılması istenen Dostoyevski heykeli

Bereket İtalyan Solu Partisi lideri Nicola Fratoianni, "Savaş ve şiddete karşı en güçlü panzehir kültürdür. Kültürü durdurmak aptalca ve şiddet içeren bir tercihtir" demiştir.

Hele hele savaşa karşıyım diyerek Rus kültürüne, edebiyatçılarına, bestecilerine yasak getirmeye çalışmak ve Rus halkına karşı nefret söylemi üretmek son derece yanlıştır.

Üstelik, ‘Batılı değerler’ denen şeyin merkezi Floransa'da, savaşa karşı çıkmakla kültür düşmanlığını birbirine karıştırmak akılsızca bir iş olsa gerekir. 

Tam da savaşın ortasında insanlığın barış köprüsü kültür ve sanatı yüceltmek gerekir. Siyasi mücadeleyi sanata düşmanlık üzerinden sürdürmek en katı diktatörlüklerin biricik yöntemi olduğunu biz 12 Eylüllerden filan iyi biliriz!

DOĞU'DAN DA IŞIK SÖNDÜ

Tam da uygarlık taşıyıcılığını bin yıldır sürdürmeye çalışan ve ilerlemenin mekanizmalarına sahip Batı’dan, bunu alıp Doğu olarak yüklenelim diyecekken, bu savaş ortaya çıktı.

Buna karşı Batı’nın yukarıda belirttiğimiz kendi değerlerine bile saldıracak kadar düşkün ibretlik hali, insanlığın, cıscıvlak ortada kaldığını, hazin bir durumda olduğunu göstermektedir.

Umut ışığı maalesef Doğu'dan da Batı'dan da solmuş görünmektedir.

Savaşların tanrısı, insanlık düşmanı küresel vatansız sermaye, ellerini ovuşturmaktadır!

Edebudsman

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.