Türkiye Yazıları Dergisi şiir antolojisi üzerine birkaç söz /  Selim Esen

Dergi

Gazeteci ve öykü yazarı Selim Esen Türk edebiyatında iz bırakmış bir zamanların önemli edebiyat dergisi Türkiye Yazıları'ndaki şiirleri bir araya getirdi. Yayınlanmamış haldeki kitaptan şiirleri harf sırasına göre her gün yayınlamaya çalışacağız. Bu izni için Selim Esen'e teşekkür ederiz.

Türkiye Yazıları, Selim Esen

1977-1983 yılları arasında 74 sayı yayımlanan aylık edebiyat dergisi Türkiye Yazıları’nda yer verilen inceleme-araştırma, eleştiri, tartışma, deneme, kalem kavgaları geniş ilgi uyandırmış; özel sayıları, özyaşam öyküleri, kitap tanıtımı ve kültür-sanat haberleriyle beğeni kazanmıştı. Dergide yer alan öykü ve şiirler ise okurun soluksuz beklentisiydi.

Her sayıda edebiyatseverlere yaklaşık üç-dört şair tanıtılır, şiirlerine yer verilirdi. Her biri büyük yetenek olan şair ve yazarlara sayfa sınırı konmamıştı. Beş yıl süresince Türkiye Yazıları’nda 193 şairin 693 ürününe yer verildi.

Dergide, hemen her sayıda çeviri şiirler de yayımlandı. Başta Bertholt Brecht, Vladimir Mayakovsky, Yanis Ritsos, Alain Bosquet, İvan Malinovski olmak üzere pek çok ünlü yabancı şairin ürünlerine yer verildi. Türkiye Yazıları şairlerinin ürünleri ‘Şiir Dizisi’ adı altında kitaplaştırıldı. Ali Cengizkan, Arif Damar, Ahmet Özer, Ahmet Telli,Azer Yaran, Gülten Akın, Gültekin Emre, Metin Altıok, Metin Güven, Murtaza Varol, Ruşen Hakkı, Tahsin Saraç, Timuçin Özyürekli, Veysel Çolak, Veysel Öngören’in kitapları okura ulaştırıldı.

Şairlerimiz bir yandan ürünlerini sergilerken bir yandan da şaire ve şiire ilişkin görüş ve değerlendirmelerini dile getirdiler:

“(…) Ozanlar ve yazarlar, özgürlüklere yapıtlarında da sahip çıkmakla, toplumdaki belli bir bilinçlenmenin tohumlarını da ekmektedirler. Bu demek, anarşizmle savaşım kisvesi altında, özgürlüklerin kısıtlanmasına toplumun da toptan karşı çıkması yönünde bir işlevi yerine getirmektedirler.” (Yüksel Pazarkaya, Şiir’den Korkmak-Şiir Yakmak, Türkiye Yazıları, sayı:12, Mart 1978, s.41)

Kimi zaman ilişkilerine değindiler:

“İki ozan arasındaki kişisel ilişki,şiirin kıvılcımını sönmeyen bir ateşe çevirmek için yeterli değildir.İlişkilerin ötesindeki ortak inanç, şairlerin seslerini geniş halk kitlelerine ulaştıracak olan en etkin unsurdur. Ve ancak geniş halk kitlelerinin sorunlarına değinen şiirler ve ilişkiler zaman kavramı ve tarih deviniminin bilincine erişebilir.” (Abdul Vahap El-Beyati, Şiirin Sönmeyen Ateşi, çev: Nusret Merdan, Türkiye Yazıları, sayı: 11, Şubat 1978, s.5)

Kimi zaman özeleştiride bulundular:

“Şairlerin kıskanç oldukları söylenir. Doğrudur bu. Şairler, özellikle kendi yazdıkları şiirlere karşı bu şaşırtıcı duygunun tutsağıdırlar ve genelde, kendi şiirleri dışında başkalarının yazdıklarıyla da pek ilgilenmezler. İlgilenseler bile, bunu bencilliklerinden yaparlar. Kimin ya da kimlerin kendi şiirinin önüne geçtiğini ya da nasıl gerilerinde kaldığını görmek, bunu saptamak için yaparlar.” (Tarık Dursun K, Şiir ve Şiir Çevirisi Üzerine Yukardan Bakışlar, Türkiye Yazıları, sayı: 31, Ekim 1979, s:9)

“Şiirin yaşama biçimi olduğu bilinen bir durum. Şair nasıl yaşıyorsa, toplumsal konumu hayatı algılamaya ne yönde elveriyorsa, o yönde ve öyle şiirler üretir. Öyle şairler var ki, ideolojik konumlarının gereği olarak üretici güçlerden yana tavır almaları olanaksızdır. Öyle şairler var ki, sınıfsal konumlarını tepeleyip geçmişlerdir. Bu soy şairler, hayatı yeniden üretirken -nesnel karşılamayla- toplumsal kuşatım içindeki insanı sarsıp etkiler.” (Ahmet Ada, Şiir de El Değiştirir, Türkiye Yazıları, sayı: 61-62, Nisan Mayıs 1982, s.22)

“Uygulama yapar ozan, en azından düşünür. Bilgece. Yine hemen belirtmeli, ozanlığın kanıtlanması niceliksel olmayıp, nitelikseldir. Kişioğlu ozan olamadıktan sonra, ister yüzlerce betik yazsın, ister yaşamının sonuna değin pırlanta yıllarını harcasın, boşunadır. Bunu söylemek ne acı. Ve, üretken, kocamış usta ozanlara ne mutlu.” (Osman Numan Baranus, Ozanlar/Özünler, Türkiye Yazıları, sayı: 61-62, Nisan Mayıs 1982, s.11)

Şairler, şiirimizin sorunlarına değinirken, edebiyatımızın içindeki yerini de belirlediler:

“Diyeceğim o ki, şiirimizin sorunları, en az XIII. yy’dan beri günceldir… Yine şiirimizin -Anadolu Türklerinin- en az yedi yüz yıllık bir geçmişi, geleneği, kaynaşması, gelişmesi vardır. Hangi toplumda olursa olsun, şiirin geleneğinin akışı içinde, gelişmesi yolunda, diyelim çizilen haritasında, zaman zaman nirengi noktası katına erişen adlar ortaya çıkar. Bu büyük dehalar, yetenekler, gelenekleri, gelişmeyi, şiirin akışını etkiler; yeni bir atılım olarak toplumların kültüründe çivi görevi yapar.” (Samim Kocağöz, Şiirimizin Güncel Sorunları, Türkiye Yazıları, sayı: 61-62, s:7)

Şairler bu arada, şiir’de dilin ne denli olduğunu vurguladılar:

“Umutsuzluğun gereği yok. ‘Kırk kişi bir araya gelmişse orada bir veli (evliya) vardır’. Halkın şiire eğilimi varsa bir kişi kırk kişiye ilgi duyulan şiiri okuyabilir. Ve şiirin şaşmaz vuruculuğu, okuyanla şiir arasındaki duyarlılık alış verişidir. Bunun da yolu dilden geçer.” (Veysel Öngören, Murtaza Vural’ın Veysel Öngören’le Şiir Üzerine Bir Söyleşisi, Türkiye Yazıları, Sayı: sayı:37, Nisan 1980, s.22-24)

Şiirimizin hangi kültürlerin etkisi altında kaldığını, şiir akımlarının şairlerimizi nasıl etkilediğini de açık yüreklilikle seslendirdiler:

“Açıkça söylemeliyiz ki, bir iki ad dışında toplumcu şiirimiz batının temellendirmesinden kendini alamadı. Entelektüel düzey yükseldikçe, bu eğilim arttı.(Bu yanlış entelektüalizm anlayışta bir beladır ya neyse…) ‘İkinci yeni’ filan diye adlandırılan dönemde, batı kökenli, kökensiz şiir, altın çağını yaşadı. Bu temellenme de ister istemez biçimde, biçemde kaldı. Batının tarihinden toplumsal ve ekonomik yaşamından yeşeren kendi şiiri, bireyci de olsa, toplumcu da olsa, özü biçimine uygun, kendi kuralları içinde tıkır tıkır işlerken, bizimkinde, iğreti imge süsleriyle, ancak bir yapay biçem (üslup) olabildi. Yaşam biçimindeki farklılık, konuların özleşmesine olanak tanımadı. Biçim, azgın atlar gibi aldı başını gitti taa anlamsızlığa kadar. Anlamı, en kabadayısından, evde kalmış kız gibi bunalan, varoluşçu düşünceye dayatılmıştı.” (Gülten Akın, Yoz Şiirden Diri Şiire, Türkiye Yazıları, sayı: 61-62, Nisan Mayıs 1982, s.5)

“Bizde şiirin sorunları üzerine düşünen yok gibidir. Şiirimizin köklü bir tarihi olmasına karşın, bu tarihin yazıldığını söyleyemeyiz. Malzeme kendiliğinden, ekonomik, demokratik ve politik nedenler yüzünden toplumun bağrında var olagelmiştir. Böylesine ham kaldığı bir gerçektir. Bu yüzden değil midir, bir şairin kendinden önceki şiir birikimine ne kattığının belirsiz hale gelişi? Bu aymazlık, şiirimizin gelişmesi önünde aşılması gerekli bir engeldir. Her şair, şiirin serüvenini bilmek zorundadır ama sözünü ettiğim tarihi yazarak değil. Mayakovski‘şiirin kuralları yoktur’ diyor, doğru. Şiirin okulu da yoktur. Şiir, her gün yeniden öğrenilir. Her şiir başlı başına bir okul, her şiirin kendine özgü kuralları vardır. Böyledir diye her şiir geçmiş birikimden bağımsız düşünemeyiz, doğal organik bağı koparıp atamayız.” (Veysel Çolak, Şiirde Sonuç Yoktur, Türkiye Yazıları, sayı: 43, Ekim 1980, s.16)

Şiirimizin bugününü işaret ettiler:

“Bugün şiirimizi çok yetenekli şairler dokumaktadır. Büyük şairler ordumuz var, savaş sürmektedir. Sadece şiirde değil, bütün sanat kollarında güncel sorunlar olmasa; sanat, şiir eylemi yürümez…” (Samim Kocagöz, Şiirimizin Güncel Sorunları, Türkiye Yazıları, sayı: 61-62, Nisan Mayıs 1982, s.8)

Ve dergilerin kültür devrimi içinde çok önemli, çok özel bir yeri olduğunu vurguladılar:

“Dergiler ekonomik açıdan ve teknik açıdan büyük isterleri gerektirmediği için, genel planda, sermayenin sözcüsü değildirler.” (Gültekin Emre, Cumhuriyet Döneminde Ulusal Demokratik Kültürümüze Dergilerin Katkısı, Türkiye Yazıları, sayı: 13, Nisan 1978, s.68)

“Şiirin soluk alıp verdiği dergilerde, bir ay içinde yayımlananlara bakarsak, insanı sarsan, onda derin izler bırakan, nice çağrışımlar, titreşimler oluşturan ürünlere zor rastlanmaktadır. Şiir sayfaları boş kalmasın diye çalakalem birçok ‘şiir’ üretilmektedir. Bunları yazanın da bildiği bir gerçek şu ki, pek çoğunun yarına kalma diye bir sorunu yoktur. O halde şiir, giderek bir işçilik sorunu olmaktan çıkarılmakta, insanın yoğun sorunsalını göz ardı eden, bir titreşim oluşturmayan, çağına yabancılaşmış, daha doğrusu yazanının yozluğunu ele veren bir edilgenliği beraberinde getirmektedir. Bununla gözetilmek istenilen vardır. Bu çabalar bir rastlantının ürünü değildir.”  (Ahmet Özer, Sanatın Sorunsalı ve Şiirimiz, Türkiye Yazıları, sayı: 61-62, Nisan Mayıs 1982, s.14)

36 yıl önce şiiri konu alanların yanı sıra, Türkiye Yazıları’ndaki diğer yazıların da gelecekte çok değerli bir “belgesel” özellik taşıyacağı pek düşünülmemişti. Övünç duyduğumuz şair ve yazarlarımızın çoğunun, izleyen 20-30 yıl içinde yaşamdan ayrılabileceği de akla gelmemişti.

1977 yılının Nisan ayında başlayan,1983 yılının Mayıs ayında noktalanan Türkiye Yazıları serüveni, geçen süreçte, yalnızca edebiyat bilimi ve edebiyat tarihimiz yönünden değil, yakın tarihimiz açısından da eşsiz bir belgesel nitelik taşıdığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu anlamda ilk adımda, Türkiye Yazıları’nda “Kendileri” bölümünde yer alan yaşam öyküleri, anıları, söyleşileri yayına hazırlandı. Bu çalışma aynı adla Evrensel Basım Yayın tarafından 2007 yılında yayımlandı.Eser, edebiyatımızın önemli isimlerini tanımak hem de dönemin zorluklarını, edebiyat tartışmalarını ve tarihini öğrenmek için önemli bir adımdı.

SELİM ESEN KİMDİR?

Selim Esen

1943’te Ankara’da doğdu, kitle iletişimi üzerine lisansüstü eğitim yaptı. Gazeteciliğe Antalya’da İleri Gazetesinde muhabir olarak başladı. 1966’da TRT’ye girdi. Sırasıyla muhabir, müdür yardımcısı ve müdürlük görevlerini yürüttü. Gazeteci olarak “Kıbrıs Barış Harekâtı”nı izledi. Gazi unvanı kazanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Milli Mücadele Madalyası ile onurlandırıldı. Hazırladığı ve yayınladığı haber ve haber programların başarısı dolayısıyla takdirnameler aldı. Radyo Televizyon Yüksek Kurulu’nda haber denetçiliği yaparken 1992’de kendi isteği ile emekli oldu. Aynı yıl Anadolu Ajansı Görüntülü Haber Merkezi’ni kurdu ve daire başkanlığı görevini yürüttü. 2004-2008 yılları arasında, “Kuşadası Öykü ve Şiir Günleri” ni düzenledi; bu etkinliği, her yıl kitaplaştırdı. Birçok ödülün yanı sıra TGC 2016 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülünün de sahibi olan Esen, Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Muharip Gaziler Derneği ve PEN Yazarlar Derneği üyesi. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlanıyor.

 Kitapları:

Avrupa Yayın Birliği (EBU), TRT Haber Merkezi Yayınları, 1974.

Avrupa’da TV Haberleri, TRT TV Haberleri Müdürlüğü, 1974.

25. Yılda EBU ve Haber Yayınlarında Gelişmeler, TRT TV Haberleri 1975.

Kitle İletişim Araçları ve Kırsal Kooperatifçilik, AİTİA, 1978.

Televizyon Haberciliği ve TV Yapım Tekniği, TRT TV Haberleri, 1984.

Yayıncılık Eğitim Rehberi, TRT Eğitim Dairesi Yayınları, 1986.

ABD’de TV Yayınları, Kuruluş-Sistem-Denetim, Radyo-TV Yüksek Kurulu,

1990.

Kuşadası’nda Öykü ve Şiir’e Yolculuk 1, (Der.) Kuşadası Bld. Yay. 2004.

Kuşadası’nda Öykü ve Şiir’e Yolculuk 2, (Der.) Kuşadası Bld. Yay. 2005.

Kuşadası’nda Öykü ve Şiir’e Yolculuk-3, (Der.) Kuşadası Bld. Yay. 2006.

Kuşadası’nda Öykü ve Şiir’e Yolculuk-4, (Der.) Kuşadası Bld. Yay. 2007.

Kuşadası’nda Öykü ve Şiir’e Yolculuk-5, (Der.) Kuşadası Bld. Yay. 2008.

Kendileri, Evrensel Basım Yayın, (Der.) 2007.

Açık Çekmece, Evrensel Basım Yayın, 2010.

Olayların İçinden, Bir TRT Tarihi Denemesi, Kanguru Yayınları, 2013.

Ajans Haberleri, Olaylar Sarmalında Yazıl(a)mayanlar, Ürün Yayınları, 2016

 

 1selimesen@gmail.com

www.selimesen.com.tr

Gerçekedebiyat.com

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.