Hayvanları Koruma Kanunu: Dağ fare doğurdu! Veteriner Hekim Gülay Kabasakal Ertürk'e sorduk

Deneme

TBMM'de kabul edilerek yasalaşan Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete'de 14.7.2021 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yasa pratikte nasıl uygulanacak? Kağıt üstündeki yasayla uygulamadaki yasa ne gibi sorunlarla karşılaşılacak? Veteriner Hekim Gülay Kabasakal Ertürk yanıtladı.

Yasaya göre, kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2022'ye kadar dijital kimliklendirme yöntemiyle kayıt altına aldıracak. Bu şekilde hayvanlarını kayıt altına almayanlara, hayvan başına 1200 lira ceza kesilecek. 'Dijital kimliklendirme'yi nasıl yapacağız? Kulaklarına çip filan mı takılacak? Resmi hayvan hastanelerinde mi yapılabilecek yalnızca; sizin gibi özel kliniklerde de takılabilecek mi?

Yeni haliyle kanunda Madde 2 ‘de şöyle diyor.

 “Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmakla yükümlüdürler.”

“Dijital kimliklendirme yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenir.”

2018 yılında çıkarılmış böyle bir yönetmelik var. (Kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınmasına dair yönetmelik) Bu yönetmeliğe göre de mikroçiplerin uygulanması konusunda Madde 10 ‘da, ‘’Bakanlıkça belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ilgili il/ilçe müdürlüğü, serbest veteriner hekim, kurum ya da kuruluşlar tarafından kendi görev, yetki ve sorumluluk sahasındaki ev hayvanlarına uygulanır.’’ diye belirtilmişti.

Bu bağlamda, meslek odaları  ve Tarım bakanlığı arasındaki bir protokol sonucunda, o bölgedeki veteriner klinikleri/ hastaneleri, mikroçip takabilecek. Türk Veteriner Hekimleri Birliğinden, bölge meslek odalarımızca biz serbest çalışan Veteriner Hekimlere tahsis edilen mikroçipler, ücret karşılığında hayvanlara uygulanacak. Bu işlem sonrasında da Tarım ve Orman Bakanlığının, Hayvancılık Bilgi Sistemine girilerek, petvet sisteminde hayvanın  kaydı dijital olarak gerçekleştirilmiş olacak. Biz veteriner hekimler, sadece çip takmakla kalmayacak, aynı zamanda sisteme kaydını girip, kimliklendirme işlemini kayıt altına alacağız. Mikroçip  uygulamasının nereden yapılacağı, yine yönetmelikte belirtilmiş. İki scapula yani omuz arasına veya boynun kulağa yakın kısmına deri altına uygulanır diye.

 Mikroçip, 15 karakterli kod numarası bulunan ve deri altına özel bir cihazla uygulanan, elektronik tanımlamaya olanak veren pirinç tanesi büyüklüğünde bir kapsül. Her çipin kendine özel bir numarası var. Bu numara ile, kayıtlı olunan sistemden, hayvanın adı ve sahip bilgilerine ulaşılması mümkün oluyor. Özel bir Okuyucu ile uygulandığı hayvana ait mikroçipteki numara görüntülenir.

gülay ertürk
Veteriner hekim Gülay Kabasakal Ertürk

Yasaya göre hayvan sahiplerinin sorumlulukları genişletilerek her türlü "terk fiili" yasaklandı. Bu nasıl saptanabilecek? Uygulamada ne gibi sorunlar yaşanabilir? Evcil hayvan edinmeyi de zorlaştırabilir mi?

Aslına bakarsanız, 2004 yılında çıkan Hayvanları Koruma Kanununda da zaten bu konu mevcuttu. Yani, terk edilemeyeceği. O eski haliyle yasada yeniden sahiplendirme, hayvan bakımevine bırakma, ya da doğal yaşam ortamına uyum sağlayabildiği ortama bırakma gibi esneklikler vardı, ancak yasanın yeni haliyle  bunlar  engellendi. Sokağa terk edilen hayvanın eğer mikroçipi varsa ve bu numara sisteme kayıt edildiyse, sahip bilgilerine ulaşmak mümkün. Ancak, mikroçip vasıtasıyla  hayvanını terk edenler saptansa bile, idari para cezası ne kadar caydırıcı olur bilemiyorum. Kısacası, terk etmek zaten  yasaktı ama, 2004 den bu yana bir dolu hayvan evden atıldı. Hiçbir cezai işlem uygulanmadı. Denetim mekanizması devreye girmedi. Yasak olan işlemler için, yaptırım uygulanmadı.

Şimdi bu denetim işi yine net değil. İdari para cezası iyi güzel de, Tarım Bakanlığının hangi birimi denetimi yapacak? Hiçbir netlik yok. Evcil hayvan edinmeyi zorlaştıracağını pek sanmıyorum. Yani insanların  terk ederim diye hayvan sahiplendiklerini düşünmüyorum ancak çok bilinçli olarak sahiplenmedikleri de ortada. Zora gelince de eğer terk edecekse yine terk eder. Bu bir bilinç işi. Eğer, bilinçli bir şekilde sahiplenmediyse, cezasını önemsemez, yine başından atmanın yollarını arar.

Yerel yönetimlere sokak hayvanları için hayvan hastanesi açmaları öneriliyor. Sokak hayvanlarının kısırlaştırma merkezleri çok kısıtlı; bir iki ay sonrasına randevu veriyorlar. Belediyelerin bolca veteriner istihdam edip her mahalleye seyyar klinikler açması nasıl olur? Ya da özel kliniklere ameliyat başı  (belediyelerin yeme ayırdığı ve yağmalanan milyonlarca liralık bütçenin yarısı bile yeter!) Ücret ödeyerek sahipsiz sokak hayvanlarının kısırlaştırılması kampanyası başlatması gerekmez mi? Siz belediyeye bir öneride bulunmayı düşünüyor musunuz?

Sokak hayvanları ciddi bir sorun. Sokak hayvanları çözümü için aşılanmaları, kısırlaştırılmaları ve yaşadıkları mahalleye yeniden bırakılmaları ve mahalle gönüllülerince takiplerinin yapılmasının sağlanması, bana göre  iyi bir çözüm. Sadece Ankara’da 100 bin civarında sokak köpeğinden bahsediliyor. Hayvan barınaklarında sağlık, gıda, temizlik, personel vs. Giderleri çok ciddi meblağlar tutuyor. O yüzden, belediyelerin barınaklarda  bakım gören hayvan populasyonunu sınırsız tutmak gibi bir lüksü yok.

Sokak hayvanları sorununu toplumsallaştırmak lazım. Yani, her mahallenin köpeklerini,  kendi kapasitesine göre, mahalle gönüllülerine zimmetleyip, sağlık ve bakım kontrollerinin belediye tarafından yapılıp, insan hayvan hep beraber bir yaşam modeli yaratmak lazım.  Sadece sokakta yaşamını idame ettiremeyecek  kadar güçsüz olanların hayvan bakım yerlerinde bakımını sağlamak lazım. Tabi bu söylediğimi gerçekleştirmek de, öyle çok kolay değil. Yani köpekler sokaklarda saldırganlaşabiliyor.

Genel tablo şu:  insanlar şikayet ediyor, belediye gelip topluyor. Sonra, belediye köpekleri alıp götürdü diye bu kez hayvan gönüllüleri şikayet ediyor. Oysa çözüm basit. Köpek neden saldırganlaşır? Bunun sistematiğini çözersek, sorunu ortadan kaldırmada en doğru yöntemi bulabiliriz.

gülay ertürk

Köpek yavrusunu korumak için saldırganlaşır. Çözümü basit: Kısırlaştır, bırak.

Beslenme bölgesinde yiyeceğini koruyordur. Çözümü basit. Beslenme  noktalarını insanlardan uzak, tenha  yerlere taşı.

Kendine kötü davranan kişilere karşı  kendini koruyordur. Çözümü basit: Toplumda hayvan sevgisi aşıla, hayvana kötü davranmasınlar.

Hastalık veya davranışsal sebeplerden saldırganlaşır.  Çözümü basit: Tedavi et.

İnsanların davranışlarını tehdit olarak görüyordur. Çözümü basit: İnsanlara, hayvanlara nasıl davranılması gerektiğini öğret.

Kısacası, belediyeler rehabilitasyon deyince, aşılama ve kısırlaştırmadan başka bir şey düşünmüyor. Kısırlaştırıp, aşılayınca iş bitti sanıyor.  Oysa, rehabilitasyon, hayvanı topluma kazandırmaktır. Bunu da işin ehli olan Veteriner Hekimler ile işbirliği yaparak sağlamak mümkündür.

Sokak hayvanlarının kısırlaştırılması için, öncelikle her belediyenin yeniden Veteriner İşleri Müdürlüklerini kurması  gerekli. Hayvan hastanesi açmak,  tek başına çözüm değil. Sadece kısırlaştırıp bırakmak çözüm değil. Özel kliniklerle işbirliği içinde çalışılabilirler. Ankara’da geçmiş dönemlerde Ankara Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası ile, bir ilçe belediyesi arasında böyle bir çalışma için proje yapılmıştı. Ancak, belediyelerin ameliyat giderleri için hayvan başına özel veteriner kliniklerine ayıracağı asgari ücret bile, o dönemde rakamsal olarak geri çevrildi. Bu konuda yeterli bütçe ayrılmadığı kanaatindeyim. O yüzden de projeler askıda kalıyor. 

Yasada, "Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 75 bini aşan belediyeler 31 Aralık 2022, diğer belediyeler ise 31 Aralık 2024'e kadar hayvan bakımevlerini kuracak." deniyor. Süre koyduğuna göre zorunluluk var. Sizce büyük hayvan hastaneleri mi yoksa mahalleye açılacak klinikler mi sorunu çözmeye daha yatkın...

Sokak hayvanlarına çözüm sağlamak belediyelerin  zaten asli   göreviyken ve  bu başarılamamış iken ,  aslında bu yeni yasa, neredeyse bu konuda bir rahatlık getirmiş. Yeni yasa, nüfusu 25 binin altında olan belediyeleri, hayvan bakımevi kurma konusunda muaf tutmuş. Nüfusu 75 bini aşan belediyeler için bu zorunluluk var. Şu durumda küçük belediyelerdeki sahipsiz hayvan sorunu  devam edecek .  Zaten, Türkiye’de hayvan bakımevi olan belediyelerin oranı %20 bile değildi. Bir çift köpekten, 6 yıl gibi bir sürede 60 bin civarında yavru doğduğunu düşünürsek, sorunun çözümü için üremelerinin kontrol altına alınması şart. Belediyelerin  hayvan hastanesi kurma konusuna gelince, bu da çok çözüm sağlayacak gibi görünmüyor. Çünkü, 2004 yılında 1580 sayılı kanun yürürlükten kaldırılınca, ilçe belediyelerinde Veteriner Hekim çalıştırılması, isteğe bağlı bırakıldı. Çoğu ilçede, Veteriner İşleri Müdürlükleri kapatıldı. Hayvan sağlığı Veteriner Hekimsiz olmaz. Siz, bu işlerin çözüm merciini kapatıp, sonra hayvan hastanesi kurmaya kalkarsanız ne kadar efektif olur bilemiyorum. Bir de şu var, o hayvan hastanelerinde, sahipli hayvanlara müdahale edilmesini  kim engelleyecek?  Bunlar hep soru işaretleri. Bence, her belediye öncelikle bir veteriner işleri müdürlüğü oluşturmalı. Bunun akabinde de, sokak hayvanı sorununu, kuracağı rehabilitasyon merkezi ile çözmeli. Bu bağlamda, tüm topluma  köpeklerin beden dili öğretilip, saldırabilecek köpekleri tanıyabilme becerisi kazandırılmalı. Bunun için hayvan davranış uzmanlarının desteğiyle, ücretsiz, toplumu bilinçlendirme eğitimleri düzenlemeli. Sadece kısırlaştırma ile sorunların çözümünün sağlanamayacağını düşünüyorum. Rehabilite etmeden ve topluma kazandırmadan sokak hayvanı sorunu çözülmez.

Yasanın yeni halinde, belediyelerin gönüllü kuruluşlarla işbirliği halinde eğitim çalışması yapması ibaresi bu söylediklerim açısından umut verici diye düşünüyorum. Belediyelerin rehabilitasyondan anladığı, küpesiz hayvanı , alıp kısırlaştırıp küpeleyip aldığı yere bırakmaktı. Şimdi, hayvan davranışları, bakımı, beslenmesi gibi konularda topluma temel düzeyde bilgi içeren eğitimler vermeli. Sahipli hayvanlara da temel itaat eğitimleri verilmesini sağlayarak, hayvanlara karşı davranışları ve hayvan yönetimini öğretmeli.

Mezbahalarda ve kurban kesiminde 'uyulması gereken hususlar' tanımı var. Nedir bu kurallar: Bayıltma, hayvana acı vermeyi önleyen bir yaptırım var mı yasada? Korkunç kurban kesme manzaraları yaşayacak mıyız?

gülay ertürk

Mezbaha ve kurban kesim yerlerinde hayvanların korunup gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması, bunun yanında temizlik sağlık ve güvenliklerine özen gösterilmesi  gibi konular, yirmi yıldır Diyanet İşleri Başkanlığınca yürütülen yönetmeliklerde açık ve net belirtilmişti. Hayvanlara kötü davranmak, dövmek aç ve susuz bırakmak  aşırı soğuk veya sıcakta tutmak, bakımlarını ihmal etmek yasaktır. Burada, hayvanı korkutmadan ürkütmeden en az acı verecek şekilde hijyenik ve usulüne uygun olarak kesim işleminin kısa sürede gerçekleştirilmesinden bahsedilmektedir. Bayıltmadan bahsedilmemektedir. Hayvanları koruma kanununun, hayvanların kurban edilmesini engelleyici bir yönü yoktur. Korkunç kurban kesme manzaralarını yaşamasak  da hayvanlar kurban olarak kesilmeye devam edecek. Yeni hali ile yasa bu konuda bir farklılık getirmemiş.

Ev hayvanını terk edene idari para cezası ne kadar?

Ev hayvanını terk edene 2000 lira para cezası var. Pitbullterrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasilerio gibi yasak ırkları terk edene ise 30.000 lira.

'Hayvan deneyi yapan'lar tanımı var; pek anlaşılmıyor; hayvanlar üzerinde deney yapanlar mı demek istiyor? O halde deney fareleri ve tavşanlar üzerinde deneyler nasıl olacak?

Deneysel ve bilimsel amaçlar için kullanılan hayvanların da korunmaya ihtiyacı var. Bu konuda düzenlenmiş ve yürürlükte olan yönetmelikler var. Hayvanlar bilimsel olmayan deneylerde kullanılamazlar. Hayvan deneylerinin yapılmasına,bilimsel çalışma yapan kurum ve kuruluşların  etik kurullar izin verir. Üniversitelerin ya da hastanelerin etik kurullarının temel  ilkeleri vardır. Başka seçenek olmaması halinde hayvanların bilimsel çalışmalarda  denek olarak kullanılması, eğer  kullanılacaksa az sayıda hayvan kullanarak çalışmanın  yapılması  ve kullanılacak hayvanların refahının  da göz önünde bulundurulması gerekir. Bu belirtilen hususlara uymayanlar ya da bilimsel çalışma yapmaya yetkisi olmayanlara  idari para  cezası uygulanacak.   

Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişiye hapis cezası ne kadar?

6 aydan 4 yıla kadar diye belirlenmiş.

Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasilerio türlerini veya bunların melezlerini üreten, sahiplenen, sahiplendiren, barındıran, besleyen, takas eden, sergileyen, hediye eden ve bunların Türkiye'ye girişini, satışını ve reklamını yapana hayvan başına 11 bin lira idari para cezası verilecek. Sokaklarda, parklarda rahat gezebilecek miyiz?

Yeni yasada bu yasaklı ırklar 6 ay içinde sahipleri tarafından kısırlaştırılıp, kayıt altına alınmalı diyor. Bu uygulama zaten yürürlüğe girmişti. Şimdi farklılık nedir ?Çünkü  aslına bakarsanız para cezaları bu ırkları, yasak olmasına rağmen edinen kişiler için çok da çözüm olmaz. 

Veteriner doktor ve bir hayvansever olarak yasayı genel olarak nasıl buluyorsunuz? Uygulamada size göre çıkabilecek sorunlar nelerdir?

Hayvanları Koruma Kanunundaki denetim eksikliği giderilmiş değil. Örneğin, hayvan sahibi, mikroçip taktırmazsa, onu denetleyip yasal işlemi kim başlatacak? Petshoplarda hayvan bulundurulması yasaklanıp, bakanlığın izin verdiği üretim yerlerinden gidip, kedi köpek almaktan bahsedilirken, kayıt dışı olarak evinde kedi köpek üretip satanlarla ilgili konulara değinilmemiş. Kedi köpek dışındaki hayvanlara değinilmemiş. Cezalar caydırıcı nitelikte tutulmamış. Belediye sınırları dışında kalan hayvanlar ile ilgili bir düzenleme getirilmemiş. Belediyeler, görevlerini yerine getirmediğinde ne olacağı aydınlatılmamış. Bunun gibi çözüm bekleyen konular var.

Görünüşe göre eski tas eski hamam... Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Ahmet Yıldız
Gerçekedebiyat.com

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.