Yatar Bursa Kalesinde* / Ünsal Çankaya

Yatar Bursa Kalesinde* / Ünsal Çankaya

09 Haziran 2019 - 1077 kez okundu.


Ömrü ömre yakıştıran sevdalar
Mahpusluğa mahkûm olur kalır a!
Balaban mı olur kalende Bursa,
Rengi renge akıştıran ölür mü?

Ölümü yaşamı bir oksimoron,
Balaban diyorduk o ince ruha.
Gürbüzlüğü resimlerde boyalı,
Çocukluğu gözlerinde parlıyor.

Yadigâr kalandı Nazım ardına,
İşte çekip gitmiş onun yanına.
Yadigâr bırakmış anılarını
Ressamdı Balaban, İbrahim adı.

Balaban, ah, Balaban!



(*Nazım Hikmet’in kitaba adı verili şiiri.)
( Balaban: Gürbüz çocuk!)

Ünsal Çankaya
GERCEKEDEBİYAT.COM


İBRAHİM BALABAN KİMDİR?

1921'de Bursa-Seçköy, Osmangazi'de dünyaya geldi. Doğduğu köyün 3 yıllık okulunda eğitim gördü. 1937 yılının son günlerinde, henüz 16 yaşındayken hint keneviri yetiştirmek suçundan cezaevine girdi. Cezaevinde kendini avutmak için resim çizmeye başladı. Resimlerini zeytinyağına batırdığı renkli kalemlerle yapıyordu. Altı ay hapis ve 16 bin lira da para cezasına çarptırılmıştı; ancak para cezasını ödeyemeyince, para cezası üç yıl mahkûmiyete çevrildi. Cezasının bitmesine çok az bir zaman kala dört mahkûmun saldırısına uğrayan Balaban, cezaevinden çıktıktan sonra evlendiği gün düğün evini basan hasmını öldürdü ve yeniden cezaevine girdi. 1942 ile 1944 ve 1947 ile 1950 yılları arasını Bursa Cezaevi'nde geçirdi.

RESİM YETENEĞİNİ NAZIM'LA ORTAYA ÇIKTI

Cezaevindeyken önce babası Hasan Çavuş'un cinayete kurban gittiğini, daha sonra da doğumda karısının öldüğünü ve çok kısa bir süre sonra da çocuğunun ölüm haberlerini aldı.

Balaban, Bursa Cezaevi'nde kendisinden 20 yaş büyük olan Nâzım Hikmet ile tanıştı. Onun desteği ve ilgisi sayesinde resim yeteneği ortaya çıktı ve gelişti.

Nâzım Hikmet, Orhan Kemal'i hikâyeci, Balaban'ı ise ressam olarak yetiştirmek istiyordu.

İbrahim Balaban cezaevinde resmin yanı sıra felsefe, sosyoloji, ekonomi-politik konularında pratik bilgiler edindi.

Ressam, yedi yıl süren Nâzım Hikmet'li günlerini ileriki yıllarda yazdığı Şair Baba ve Damdakiler kitabında anlatmıştır.

Hapiste birlikte yattığı Nâzım Hikmet de, onun "Bahar" adlı tablosundan etkilenerek "İbrahim Balaban'ın Bahar Tablosu Üstüne" adlı şiiri yazdı.



Ayrıca Nâzım Hikmet, İbrahim Balaban'ın "Mapushane Kapısı" ve "Harman" tabloları için de birer şiir yazmıştır.

İkinci evliliğinden iki erkek, bir kız çocuğu ve beş torunu vardır. 1955 doğumlu oğlu Hasan Nazım Balaban da kendisi gibi ressamdır.

İLK SERGİSİ 1953'TE 

İlk sergisini 1953'te İstanbul'da, Fransız Kültür Merkezi'nde açtı. Sonraki yıllarda hem Türkiye'de, hem de yurt dışında pek çok sergi açtı. 1961'de Yeni Dal Grubu sergisindeki bir tablosundan dolayı yargılandı, ancak aklandı. Yine 1968'de Gazi Dergisi'nde basılan bir tablosundan dolayı yargılandı; ondan da aklandı. 1969'da Adana'da sergilediği resimleri saldırıya uğradı.

2000'DEN FAZLA TABLO

Bugüne kadar 2 binden fazla tablo ve bunun birkaç katı desen üretti; kendisi aynı zamanda yazar olup, yayınlanmış 11 adet kitabı bulunmaktadır. Ressam, son olarak desen çalışmalarını 2005'te İstanbul'da sergilemiştir.