Umutsuz yüreğin çırpınışları / Recep Yılmaz

Umutsuz yüreğin çırpınışları / Recep Yılmaz

04 Ağustos 2018 - 1271 kez okundu.

1.

umutsuzluk zavallılığa aralıyor perdeleri 

yakınılar umarsızlığa Resa

 

içimin dağlarına kar sepeliyor incecikten

yanıyor çatırtılarla kayınlarım gürgenlerim çamlarım

suskunluğu katliamları besleyen toplumun boğuntusunda

daralıyor kafeslere sıkıştırılan aydınlıklar

alkışlarla tempo tutuluyor yoksulluk övgülerine

 

yürümeli Resa! yürümeli yepyeni arayışlara

aç ve yorgun günlerde havalanacak Anka’yı düşlerken 

verimli topraklar kadar yaşama iyilik sunarken

düşünceye düşen tohum yeşerir elbette

 

geceleri ağı kılarlar, gündüzleri yarasa dinlencesi

bellidir, alçakçadır sekerek yürüyüşleri

koyun sürüsünün masumluğunda olsalar

diye mırıldanırken karanlık çöküvermiştir ovaya

nereye dönsem nereye varsam vampir dişleri

 

bir ova kadar yorgunum Resa,

kıraçtaki ahlat kadar ıssız ve yalnız

herkes kendi çorak toprağında eşeleniyor

desem karamsarlık aydınlığımızla bağdaşmıyor 

 

2.

hüznümün kalp ritmi düzensiz, müziğim sancılı  
acılara insanlar değil ama taşlar yas tutuyor Resa 

 

kuşlar yurdun çalılarından sürgünle göçüyor
nasıl dayanıyor armutların vişnelerin baharı
yeryüzünün yersiz ve adaletsiz soğuklarına

 

aynıyı yinelemek çiğ bezelye çiğnemek gibidir 

bir kirazın rüzgâra karışan ağıdını dinlemek gibi Resa

lahitlerin açılması yüzyıllardan cesetlerin dirilmesi

firavunlar saltanatında gerçeğin masala karışması

 

dörtnala ayak sesleri uzakta değil

beynimin patikasında sancılı bir at koşuyor

ah Resa! taşları ağlattığın söylencelerle büyürken çimen

daha nasıl sevebilirdim yüreğimi ezmekten başka

                                                                                 
Recep Yılmaz
GERCEKEDEBİYAT.COM