Tuğrul Tanyol: Aragon ve Sufi arasında laik bir Türk / Giuseppe Conte

Tuğrul Tanyol: Aragon ve Sufi arasında laik bir Türk / Giuseppe Conte

17 Nisan 2018 - 1257 kez okundu.

Tuğrul Tanyol’un Gelecek Günlerin Şarabı adlı şiir kitabı 2017 yılında İtalya’da yayınlandı.  Kitap İtalya edebiyat çevrelerinde tartışma yarattı ve bir yıl içinde biri İtalyan Kültür Bakanlığı şiir çevirisi ödülü, diğeri "Şairin Kariyeri" ödülü olmak üzere iki ödül aldı. İl Giorniale’nin kültür sayfasında kitapla ilgili bir yazıyı çevirdik:

 

Türkiye, dünyadaki satranç tahtası üzerinde büyük bir sinir merkezi, İtalya’da Türk kültürü hakkında çok az şey biliniyor. Ve özellikle Türk şiiri çok az tanınıyor.

İşte bu şartlarda Tuğrul Tanyol'un Gelecek Günlerin Şarabı (Giuliano Ladolfi yayınevi, 276 sayfa, 20 Euro) kitabı yayınlandı. Kitap bizde pekiyi bilinmeyen bir şaire şahitlik ediyor. Ve bize yaşayan en büyük Türk şairlerinden birinin dünyasına girme fırsatı sunuyor.

Batı eğitimine sahip olan Tanyol, 1953 yılında cumhuriyetçi aydın bir ailenin üyesi olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Saint-Joseph Fransız Lisesi'nde öğrenim gördü. Dolaysıyla Racine, Hugo, Aragon ve Apollinaire okudu. Tanyol, kozmopolit, laik, iyi içkiden ve yemekten zevk alan birisi. Uluslararası şiir etkinliklerinde sıkça karşılaşıyoruz. Tuğrul Tanyol’la karşılaştığımda hemen bizi bağlayan kardeşçe yakınlığı hissettim. Dünya çapında bir arkadaş edindim.

Onun favori romancıları arasında Stevenson, Dickens, Zola ve Hamsun var. Tutkularından biri de barok müzik. Onun şiirinde çağdaş Türk şiirinin hatta Nazım Hikmet'in bile  etkilerini pek göremiyoruz. Bununla birlikte bizim Dante'den söz ederken duyduğumuz saygıya benzer bir saygıyla söz ediyor Türk şiirinin mistik Sufi kurucusu Yunus Emre'den. Belli bir noktada laikliği resmi İslam'a değil, Sufi bilgisine doğru, heretik, panteistik bir mistisizme yöneliyor.

Tanyol'un şiirlerini okumak, Batı geleneği ile Osmanlı ve Doğu geleneği arasında bir sınır deneyimi yaratıyor.

Şiirlerini okumak, Batı geleneği ile Osmanlı ve Doğu geleneği arasında bir sınır deneyimi yaşamaktır.

Canlı, mecazi, vizyoner bir lirizm var: “Ölü Güvercin Yüklü Gemiler” ya da “Günlerin Kırlangıcı” gibi şiirleri okuyun:

“Kırlangıç günlerim! nane ve kekik kokusu kim erişebilir size?”.

Tutkulu aşk şiirleri de var Tanyol’un: İşte öyle seviyorum seni, bir taş/ Nasıl sonsuzca düşerse / Sonsuzluktan bir sonraki uçurumlara

Arkadaşlık şiirleri, yitmiş bir arkadaşa adanmış “Güzel Bir Yolculuk” gibi: "şu kırk yıllık dostluğumuz / onca yemek, müzik, şiir ve içki"  gibi tecrübelerin manevi ve maddi alanlarının örtüştüğü yer.

Ve İstanbul üzerine olan şiirler. Tanyol'un şiir başkentinin ruhunun şairi nasıl sarıp sarmalamış olduğunu görebiliyoruz.

Mükemmel çevirisine borçlu olduğumuz Nicola Verderame'nin kitabın önsözünde belirttiği gibi Tanyol'un şiirindeki lirik ve siyasal öğelerin birbirinden ayrılmadığı görülüyor: Çoğunlukla temalar ve ses tonları kesişir, böylece her ikisini de zenginleştirir. Savaşın, zulmün, dehşetin insana etkilerinin önemi vurgulanıyor “Basra” şiirinde. Körfez Savaşı'nın arka planında, tahribatın önündeki şair şöyle soruyor:

“Tanrım, nerede vaat edilmiş anahtarı cennetin?”

Gezi Parkı ve Taksim Meydanı'ndan bahseden diğer şiirlerde, bir ağacın dallarının ışığa doğru uzatılmasını, “karanlık adam”ın yeşili sevmemesi ve “gençliğin sonsuz bir direnişi” olduğunun farkındadır. Ortadoğu'ya benzer bir biçimde "kalın", "kırık", "kıvrımlı", "ejderha duruşlu" vazoların bulunduğu muazzam bir şiirde, Li Po ve Pound'a kadar hayalin sınırlarını genişletiyor.

Kendimi İtalyan şairlerinden daha yakın hissediyorum Tanyol'un şiirine. Son söz olarak, İtalyan okuyucuları Türk şiirinin bu büyük temsilcisini tanımaya davet ediyorum.

Çeviren: Nicola Verderame

Giuseppe Conte

 

 

GERCEKEDEBİYAT.COM