Tatilde okun(may)acak kitaplar / A. Mümtaz İdil

Tatilde okun(may)acak kitaplar / A. Mümtaz İdil

19 Temmuz 2012 - 3764 kez okundu.

Çoğu insan tatilde kolay okuyabileceği kitapları seçer. Bunun nedeni de anlaşılabilir. Tatil için gidilen yerde ciddi bir çalışma içine girmek neredeyse imkansızdır. Doğal olarak da insanların tercihi "best seller" diye tabir edilen çok satan kitaplar üzerinde yoğunlaşır.

Sıcakların böylesine bastırdığı günlerde işin doğrusu Hegel veya Kant felsefesine dalmak ya da ne bileyim Kuvantum fiziği ile haşır neşir olmak pek akla uygun gelmiyor. Eğer yerleşik düzeninizi bozmadıysanız bu kitaplara da gömülebilirsiniz elbette, ama tatil nedense insanın aklına genelde gerilim, aşk, macera gibi konuları getiriyor.

*

Kitap okuma fırtınasına, Pegasus Yayınları'ndan çıkan Stieg Larsson'un Millennium üçlemesiyle başladım: Ejderha Dövmeli Kız, Ateşle Oynayan Kız ve Arı Kovanına Çomak Sokan Kız...

Seri elbette çok ilginç ve sürükleyici. Ancak aralara serpiştirilen bazı konuların normal yaşamda olması neredeyse olanaksız. Hele gösterişsiz ama hırçın bir kız olan romanın kahramanı Lisabeth'in görsel hafızası ve bilgisayar üzerindeki hakimiyeti olağanüstü. Böyle bir hafızaya ve yeteneğe sahip birinin kendi kabuğuna çekilmiş olması romanın gerçeklikle bağlantısına ciddi zarar veriyor. Zaten böyle bir hafızasın olması da pek mümkün görünmüyor. Zira böyle bir hafızaya sahip olan kişinin tek konularda yoğunlaştığı da bilinen bir gerçek. Bir çeşit otistik oluyor bu insanlar. Normal yaşamlarını sürdürmeleri de oldukça güç oluyor.

Ama konu açısından, anlatım açısından ve özellikle de çeviri açısından güzel bir çalışma ve elinize aldığınızda kalın kalın kitapların bir nehir gibi gözlerinizin önünden aktığını görüyorsunuz.

 

Bir başka üçleme de Suzanne Collins'in Açlık Oyunları, Ateşi Yakalamak ve Alaycı Kuş romanları.

 

Bu romanlar ise bir anlamda bilim kurgu tarzında. Gerçi bildiğimiz bilim kurgunun çoğu etmenleri de var denemez. Asıl ilginç olan, ilk iki romanda (Alaycı Kuş olan üçüncü kitabı henüz bitirmedim) aslında neredeyse Spartacus çağının Roma'sına birebir benzerlik göstermesi. Yazar Spartacus'ü kadın yapmış sanki. Ölümüne bir "arena" savaşı burada da var, yine başta "başkan" veya "imparator" var ve ne ilginçtir ki, Roma diyebileceğimiz (adı da çağrıştırıyor zaten) Capitol adı verilen kentte yaşayanların
isimlerinin çoğu eski Roma isimleri.

 

Her iki üçlemede de vahşet yok.

 

Bu çok önemli bir ayrıntı. Anlatım her iki üçlemede de çok iyi. Bunu elbette her iki üçlemenin de çevirmenlerine borçluyuz. Suzanne Collins'in üçlemesi Pegasıs Yayınları'ndan çıkmış. İşin kötü tarafı, galiba korsanı da var. Tıbbi gerilim romanlarının en  büyüklerinden sayılan Robin Cook ile aşık atabilecek bir yazar var. Martı yayınlarından çıkan Michael Palmer'in "Beşinci Tüp" adlı gerilim romanı da çok iyi kurgulanmış bir roman. Gerçi romanın sonuna doğru gerilim dozu azalıp, açıklama bölümü daha artmış gibi, ama yine de sürükleyici bir roman ve tatilde mutlaka elinizin altında bulunmalı derim.

 

Yine Martı yayınlarından çıkan ve türünün iyi örneklerinden sayılan Tess Gerritsen'in Kan Gölü romanı tatilde okunacak kitaplar arasında. Tess Gerritsen'in üslubu ve konulara yaklaşımı Stephen King'e çok benziyor. Diğer kitaplardan daha fazla vahşet içeriyor ve zaman zaman insanı gerdiği kadar içini de bayıyor. Son yıllarda bir çıkış yapan ve psikopat gibi gerilim dozu yüksek romanlara imza atan Taomi Hoga'ın Şahitler Kulübü kitabı hiç bekleneni vermiyor.

Doğan Kitap'tan çıkan ve son yılların en çok göz dolduran yazarlarından Christoper Grangee'nin Sisle Gelen Yolcu romanı ise benim için en zayıf kitabı oldu. Bütün bu tür gerilim romanı yazanlarının son kitapları bir öncekinden çok daha iyi yerlere tırmanırken, Grangee'nin bu kitabı diğerlerinden çok farklı bir aşama göstermemiş gibi.

 

Elbette gerilim romanı yazarları çok büyük bir baskının altında gerçekleştiriyorlar yazdıklarını. Bunu Stephen King, Kemik Torbası romanının ilk elli sayfasında ayrıntılarıyla anlatır. Peşin alınmış avanslarla başlanan bu romanlarda kimi zaman doğaüstü olayların devreye girmesi de kaçınılmaz oluyor. Ancak romanın tek ama tek koşulu vardır ki, o da kurgusunun asla aksamaması. Kurguda yapılan bir hata, kitabın tümden silinip gitmesine neden olabilir çoğunlukla.

 

Ama tatilde okunacak en güzel kitapların da onlar olduğunu düşünüyorum!..


A. Mümtaz İdil

 

Gerçekedebiyat.com