Tartışmalı Yunus Nadi Ödülleri ve küçük İskender'i kirletmek

Tartışmalı Yunus Nadi Ödülleri ve küçük İskender'i kirletmek

08 Ağustos 2018 - 1279 kez okundu.

 

2018 Yunus Nadi Ödülleri’nde "Edebiyat Ana Dalı"nda “Öykü”, “Roman” ve “Şiir” ödülleri verildi. Ödül töreni 7 Ağustos’ta Şişli Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde yapıldı.

Türkiye'de edebiyat ödülü kurumunun içler acısı durumunu sürekli dile getiren eleştirmen yazar Taylan Kara, 2018 Yunus Nadi Edebiyat Ödülleri'nin kendisini şaşırtmadığını söyledi. Kara, "Yunus Nadi Öykü Ödülü Jürisi, Yunus Nadi Roman Jürisinde bulunan Yiğit Bener'e ödül veriyor." diyerek, herhangi bir teknik yarışma şartnamesinde bile değil seçici kurulda bulunanların, seçici kurul üyelerinin yakınlarının bile yarışmaya katılamayacağının belirtildiğini vurguluyor.

Görülüyor ki artık tümüyle Türkiye ve dünya gerçeklerinin dışına düşmüş, adeta bir "yanlış hayat" yaşayan yayıncılık ve ödül dünyamız kendi içinde gelin güvey olmaya devam ediyor.

 

YİĞİT BENER - ENİS BATUR

Yiğit Bener meşhur yazar kardeşlerden yüksek bürokrat Erhan Bener'in 1958'de Belçika'da doğmuş oğlu. Fransa ve Belçika'da 10 yıl yaşadı. Ernest Mandel'den çevirilerle tanındı. İlk çeviri kitabı baba yurdu Mülkiyeliler Birliği'nce yayınlandı. Daha doğrusu edebiyat ve kültür dünyamızda bir çevirmen olarak tanıdık Yiğit Bener'i. Zaten kendisi asıl kazancını şimdi de "profesyonel konferans tercümanı" olarak sağlıyor.

İlk kitabı Eksik Taşlar (Om yayınları, 2001) edebiyat metni olarak oldukça zayıf gelmişti bize. Gerçi Erhan Bener de bunca yapıtına karşın ortalamanın üzerinde bir yazıcı değil bizim için. Yiğit Bener de çevirmenliğinin ve baba ilişkilerinin rüzgârıyla vasatın abdurrahman çelebi sayıldığı postmodern iğrenç yıllarda yazdıkça yazdı.

Enis Batur ise yazma yayınlama iştahıyla saygıyı hak ediyor yalnızca. Roman da yazmaya başlamış zaar; bir o tür kaldıydı. Bunca edebiyat türünde kalem oynatmak bu hırs her türde başarısız olmayı getirmez mi? Edebiyat bunca türde yazmayı kaldırmaz. Kısacık ömür bir iki sanat dalında uzmanlaşmayı, yetkinliği ancak sağlar. Montaigne roman da yazsaydı hali/miz nicolurdu? Tolstoy'un şiir de yazdığını düşünün! Nazım Hikmet'in romanları niçin tutulmaz. Pablo Neruda ya öykü yazarı da olacağım diye tuttursaydı!  

Enis Batur'u biz şair ve denemeci olarak anımsayacağız ne kadar yalpalasa da. Yiğit Bener'le ikisi bir Frankofon aynı zamanda.  

 

KOMİK ÖDÜL GEREKÇE AÇIKLAMALARI

Ödül alan yapıtlar için yapılan gerekçe metni Doğan Hızlan'ın klasikleşmiş -kaba kaçacak ama affedin- oldukça zorlama değerlendirme yazıları gibi. Romanın konusunu da, kahramanının karakterini de, niçin yazdığını da, edebiyatımıza katkısını da anlayamıyorsunuz; çorba; yerseniz.

Örneğin Enis Batur'un romanı üstelik bir "anti-roman"mış. Galiba yahu bu roman değil diyeceklere bir savunma peşinen. İnsanın bu tür kitaplar için "anti roman ödülü" koyası geliyor.

Yani "roman" ödülü "anti roman" ödülüne verilmiş.  

“Enis Batur’un ‘Göl Yazı’ adlı eseri, dünyaya edebiyatın penceresinden bakma tutkusuna ve pencerenin de yazıya bakmasının kabulüne dayanan, eşit olmayan bu çapraz ilişkinin kafesinde yazıya/yazına Apolyont Gölü kıyılarında yeni bir sığınak, yeşilin fiziğiyle metafiziğini buluşturan bir yazar evi tasarlama girişiminin öyküsüdür. Bu anlamda, günümüzün birçok romanı gibi bir aşk, daha doğrusu bir tutku romanıdır: Edebiyat tutkusunun romanı. Ülkemizin en köklü roman ödüllerinden birinin neden “anti-roman” olarak tanımlanan bir esere verildiğinin gerekçesi, Enis Batur’un yazar evinin temellerini kurgulamak için Ahmet Haşim’den Gide ve Loti’ye salınan bir merakla gölün coğrafi ve tarihi katmanlarında Gregoire Bay’ın, Ahmet Vefik Paşa’nın ve nicelerinin izini süren bu tutkusunda gizlidir: Çığırtkan piyasanın sıradan gönül ilişkilerinin sığ kurgularına indirgeyerek irtifa kaybettirmeye çalıştığı roman, elbette Kharon’un kayığına binip ölüler adasına hapsedilmeye razı olmayacak, kendine yeni yollar açacak ve yeni sığınıklar yaratarak direnecektir."

"Katman"larınız batsın! Birileri bizimle fena halde dalga geçiyor. Yalnızca böyle bir tanıtım-gerekçe yüzünden bile reddedilir ödül! Mahşerin atlıları bakalım nereye kadar gidebilecekler!

 

ŞİİR ÖDÜLÜ: K. İSKENDER'İ KİRLETMEK!

En masumları seçici kurul şiir seçici kurulu görülüyordu ki onlar da bir çuval inciri berbat etmişler.

küçük İskender aydınlık bir bilince sahip; kentli, modern; Cumhuriyetçi. Bir şairde olması gerektiği gibi göğsü bağrı açık.

Yücel Kayıran ise oldukça metafizik karanlık ruhlu, içten pazarlıklı. Düzyazılarında bile yazar ve şairlerin adlarını edebiyatın doğrularına göre değil, belli bir çıkar/politik hesapla -karalamak ya da kafalamak amaçlı- sıralayan bir zavallı. İnsanların etnik kökeniyle ilgilenen (Kendisinin etnik kökenini Yaşar Güneş vasıtasıyla öğrendiğini yazmıştı Varlık'ta bir yazısında) gerilikte. Cumhuriyet'e düşmanlığını her fırsatta belirten bir güvenilmez tip. küçük İskender'i kirletmek için seçilmiş bir figür sanki! Belki de küçük İskender'in kanından besleyip semirtmek isteyen birileri var.

Şiirlerin niteliğine gelince Yücel Kayıran şiiriyle küçük İskender şiirini birlikte anmak bile abes.

Yazık!

(Ödül kitaplarını incelemeye de çalışacağız zaman bulursak; yanılmadığımızı göreceksiniz.)

EDEBUDSMAN