Sola ve Solda Olmaya İlişkin / Erhan Karaesmen

Sola ve Solda Olmaya İlişkin / Erhan Karaesmen

10 Eylül 2012 - 4437 kez okundu.

Ülkemizde yakın tarihin son altmış yılına sağ iktidarlar damgasını vurdu.
 
Ekonomik sağ, dinsel sağla birlikte, bazen kafatasçı sağı da yanına alarak toplumun sosyo-politik davranışlarını sürekli yönlendirdi.
 
“Sol” kavramı ise iteleme kakalama, kötü gösterme, küçük düşürme tavırlarının hedefi oldu. Dinsizlik, imansızlık, bölücülük, vatan hainliği, toplum düşmanlığı gibi ne kadar olumsuz yakıştırma varsa, hepsi paketler halinde solun bedenine giydirildi.
 
Ancak, var oluşunun doruğunu yaşıyor gibi gözükse de sağ iktidar son dönemlerde öylesine yetersizlikler, basiretsizlikler sergiler oldu ki, kurmuş olduğu hükümranlığın bacakları sallanmaya başladı. Böylece, unutulmuş ve unutturulmuş olan sola da alabildiğine sakıncalı bu gidişe “dur” deme yolunda yeni görevler düşer oldu.
 
Olaylar hızlı ve dramatik bir akış yoğunluğu taşıdığı için, geçen ay yapılan CHP kurultayında kendini gösteren sol düşünceli politik davranışların yeniden prim kazanabileceği olgusu gürültüye gitti. Orta sol oluşumların barış, demokrasi ve hukuk arayışlarına sistemli bir süreklilik kazandırma arzusu, bu kurultayda bir kez daha gözlenmiş oldu. Ana muhalefet partisinin bu düşünsel tavırları eylem programları haline süratle dönüştürmesi umulur ve beklenir.
 
 
Neyin nesidir bu sol?
 
Tarih denen oluşum, ezen ile ezilen ve zalim ile mazlum arasındaki ezeli savaşın bir özetidir. İşin başında gücü yeten birinin daha güçsüzü sindirmesi vardı. Sonra toplumlar içindeki çeşitli katmanların diğerlerini kendi çizgilerinde yönetmelerine kadar uzanan bir dengesizlikler silsilesi yaşandığı biliniyor. Ancak, insan denen mahluk yaratılışından sahip olduğu “özgürlük” arayışçılığı dürtüsüyle bu ezip ezilme olayında insancıl dengelerin ve hakkaniyetin yerleştirilmesi yolunda çaba gösterdi. Eski Akdeniz uygarlıklarında iktidar güçlerinin zulme varabilecek egemenliğini dengelemek üzere “demokrasi” ve “hukuk” düzenlerinin kurulmasına bu yolla olanak bulunmuştu. Adı henüz sol olmamakla birlikte insancıl, vicdani ve akılcı denge temellerine sahip davranışlar bireyleri de bazı toplum gruplarını da mağdurdan ve mazlumdan yana sahip çıkmaya doğru yönlendirmişti.
 
Çok sonraları Fransız Burjuva Devrimi’nin halk temsilcisi meclislerinde akılcı, insancıl bir özgürlükçülük anlayışının sahibi olan kişiler biraz disiplinsiz ve karman çorman da olsa meclis salonunun tesadüfen sol tarafında bir yerlerde oturmuşlardı. Yakınlardaki coşkulu devrimin izlerine karşın statükonun yanında olanlar ile duruma göre tavır değiştirebilen ve ibreyi hemen kuvvetliden yana çeviren ortacılar ise salonun sağa yakın köşelerinde yer alıyorlardı.
 
Burada sol, tesadüfi bir konumun yönlenmesini değil, akıllı, rasyonelliği, vicdanı, toplum gruplarının çıkarını gözeten, özgürlükçü ve hakkaniyetçi davranışların sorumluluğunu temsil ediyordu. Sosyalist, komünist, orta sol, demokratik sol çeşitlemeleri içinde günümüze kadar ulaşan sol düşüncenin en belirleyici kavramının “özgürlükçülük” olduğu hatırlanmalıdır. Solun, sağ kesimleri en fazla ürküten belirgin özelliği de, zaten budur.
 
Emeği ve dolayısıyla varlığı güçlüler tarafından emir ve kontrol altında tutulan bireyler ile toplum grupları ulusal düzeyde ilk harcananlar olagelmiştir. Kimin çıkarına olduğunu bilmedikleri savaşlarda cepheye ilk önce onlar gönderilmiştir. Ucuz milliyetçilik ve dindar muhafazakârlık desteği ile ön saflara onlar sürülmüştür.
 
Devletin ve toplumun ilişkilerine damgasını vuran uluslararası emperyalizm oluşumları sol düşüncenin özgürlükçü, ulusal bağımsızlık arzusunu kontrolünde tutmayı kural haline getirmişti. Mazlum bireylerin yanı sıra mağdur ve ezilmiş toplumlar ve ülkeler vardı. Bağımsızlık uğruna verilen savaşların arkasında ulusal ve evrensel sol düşünce birlikte haksızlıklara karşı çıkışın sözcülüğünü üstleniyordu.
 
Günümüzde küreselleşme kılıfıyla birlikte ortalıkta pupa yelken dolaşan çağdaş emperyalizm sol tavırlar içinde yer alan bu ulusal bağımsızlık arayışçılığından da elbette çok rahatsızdır. Bağımsızlık ateşini kontrol edebilmek için mazlum toplumlar içinde yandaşlar bulma gayreti içindedir. Yani, Büyük Adam “Dahili ve harici bedhahlar olacaktır” ikazını boşuna yapmamıştır.
 
 
Sol muhalefet yapmak
 
Mevcut sağ iktidar, düşünce yapısı olarak altmış küsur yıllık bağlantıların bir uzantısıdır. Ancak oturduğu yeri çok muhkem dolduran bir yeni sağ ürünle karşı karşıyayız. Tutkulu bir “tek adam”lık dürtüsünün de besleyiciliğiyle toplumun çeşitli kesimlerini ve öğelerini çok rahatsız edici davranışlar içine girilmiştir. Ahlak sınırlarını zorlayabilen, alabildiğine sevimsiz parasal çıkar ve rant ilişkileriyle hükümet etme yolu tutulmuştur. Mutlak kontrol altındaki bir medya, sözde yenilikçiliğinin, dönüşümcülüğün ve pırıltılı bir tüketimciliğin borazancılığını zevkle yürütmektedir.
 
Ana muhalefet partisinin dış politikası, “terör-Güneydoğu” ikili ilişkilerindeki, “Alevilik” bağlamındaki yaklaşımları baştan aşağı fiyaskodur.
 
Çok övündükleri ekonomik düzenleme başarıları rantçı yandaşların işine yaramakta; büyük halk kitlelerinin yaşam koşullarında sadece gerileme gözlenmektedir. Yandaş medyada çok alkış toplayan meşhur sağlık reformu geri tepmiştir. Kendilerine yakın çevrelerin sağlık yatırımları destek görmekte ve bu alanda tam bir tekelleşmeye gidilmektedir. Kültür ve eğitim yaşamı evlere şenliktir. Okuryazarlıktan korku duymanın dik eğimli yamaçlarına tırmanılmıştır.
 
Toplumun çeşitli kesimlerindeki iyi yetişmiş uzmanlar garip isimli davalarla, inandırıcılığını yitirmiş bir yargı-hukuk düzeninin yutturmacılığıyla zindanlarda çürümektedir. Bilgisi, uzmanlığı uluslararası takdir toplamış, Kemal Gürüz gibi bir aydın yurttaş sadece ve sadece bir fikirsel yandaş olmadığı için ağır suçlamalar altında bırakılabilmektedir. Genel eğitim sistemi ve bu arada YÖK sistemi zıvanadan çıkmıştır...
 
Yani CHP’nin muhalefet işi, aslında kolaydır. Nereye elini atsa yakalayacağı bir açık mevcuttur. Ancak, bu el atışların bir sol düşüncesi ve terbiyesi içinde gerçekleşmesi mecburiyeti vardır. Ortacılara şirin gözükmek yoluyla bir ciddi muhalefet partisinin kazanabileceği hiçbir şey yoktur. Buna karşılık milyonlarca vicdanlı yurtsever ve olup bitenlerin büyük keyifsizliğe sürüklediği insan için yeni umutlar yaratmanın tek yolu, solda durmak ve soldan oynamaktır.
 
Böylece biline...
 
 
Erhan Karaesmen
(Cumhuriyet 10.09.2012)