Sivas'tan Cumhuriyet'e... / Selim Esen

Sivas'tan Cumhuriyet'e... / Selim Esen

28 Ekim 2017 - 1165 kez okundu.




Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin 94. Yılını kutluyoruz.

Ama aslında 98 yıl önce kurulmuştu Cumhuriyet. Egemenliğin kayıtsız koşulsuz ulusun olduğu ilkesi 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nde belirlendi, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonra, 20 Ocak 1921’de de yasalaştı.

Adı ise ancak, Atatürk’ün engin öngörüsü ve zamanlaması sonucu 29 Ekim 1923’de konuldu!

Bu aşamalar 29 Ekim’de Cumhuriyet Mecliste kabul edilirken belirtilir. İstanbul milletvekili Abdurahman Şeref (1853-1925) konuşmasında, “egemenlik ulusundur denince, kime sorarsanız sorunuz, bu, cumhuriyettir” diyecektir (Nutuk, 1934, c.II. s.274).

Sivas Kongresi’nde öne sürülen ilkelerin çoğu 23 Temmuz 1919 günü toplanan Erzurum Kongresi’nde de kabul edilmişti.

Ama Sivas’ta önemli bir değişiklik yapıldı.

Erzurum Kongresi’nde halk hareketi ve direnişi ile kurulmuş olan derneğin adı “Şarki Anadolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti” iken Sivas Kongresi, “doğu ve batı illerinin ve Trakya’nın”, yani bütün yurdun birliğini sağlamak amacını güdüyordu. Atatürk Sivas Kongresi’nin temellerini çok daha önce atmıştı. 18 Haziran 1919’da Trakya’da duyurduğu yönergede değindiği... “Trakya ve Anadolu’daki ulusal örgütleri birleştirmeye ve ulusun sesini bütün gürlüğü ile dünyaya duyuracak güvenilir bir yer olan Sivas’ta birleşik ve güçlü bir kurul toplamaya karar verilmiştir” sözünün uygulama zamanı geldiğine inanarak, ünlü Amasya Genelgesi’ni 21/22 Haziran 1919 gecesi yaveri Cevat Abbas Bey’e (Gürer, 1887-1943) söyleyip yazdırmıştı.

O genelgede söz konusu olan yurdun bütünlüğü ve ulusal bağımsızlığının sağlanması idi. Bu da yer yer direnişlerle gerçekleştirilemezdi.

Atatürk, bu kararla yurdun her yanında başkaldıran güçleri birleştirip ulusal birliği sağlayarak ve ulusal bir ordu kurarak saldırganlarla savaştı ve 30 Ağustos 1922’deki kesin zaferiyle bu savaşı sonuçlandırdı. Bu zafer, Atatürk’ün her fırsatta söylediği, inandığı halkın zaferi idi... Atatürk tüm kararlarını Türk halkıyla birlikte aldı. Bütün devrimlerinin temelinde Meclis kararı aradı. Necip Ali (Küçüka, 1892-1941) anılarında Sivas Kongresi günlerinde Ahmet Rüstem’le (Alfred Bilinski,1862-1938) Mustafa Kemal arasında geçen bir konuşmayı şöyle anlatıyor:

“Paşa, siz şimdi her şeyi yapabilirsiniz. Unutmayınız ki, burada Cemiyetler Kanununa göre teşekkül etmiş bir heyet değiliz. Bizim bir ihtilal heyetinden başka bir hüviyetimiz yoktur. Mahiyetimizin bize verdiği cüretle her şeyi yapabiliriz; dedi. Mustafa Kemal, ‘hayır beyefendi, ben bunu yapamam’ diye cevap verdi.”

Günümüzde ulus devletin artık sona erdiğini öne süren ve böyle düşünmeyi ilericilik sanan kimi aymazlar, kimi aydınlar kötü niyetli değillerse, biraz daha geniş düşünseler de, dünyada olup bitenleri değerlendirebilseler, görecekler ki ulus devlet hiçbir yerde kalkmamıştır.

Avrupa Birliği bunun en çarpıcı örneğidir.

Avrupa ulusları birlik içinde kendi kimliklerini de koruyarak daha da belirginleşmişlerdir. Bakın, etnik grupların da izleyici koltuklarını doldurduğu futbol karşılaşmalarında nasıl da hep birlikte, coşkuyla benimsedikleri marşları söylüyorlar…

Öyleyse, ulusal bencilliklerin de kişisel bencillik gibi kötü görülecek bir şey olduğu gün insanlık kurtulacaktır. Bugün yaşananlar yalnızca ekonomik çıkarlara dayalı yeni bir sömürgecilik yöntemi olan globalizmdir.

Yapılması gereken ise, Atatürk’ün tee 1920’lerde söylediği “bütün ulusların içinde eşit haklarla yer aldığı yeni bir dünya düzenini” kurmaktır. Böyle bir Dünya Birliği’ni kurmanın bugün için ütopya olduğu düşünülebilir. Ama ütopyaların da bir gün gerçekleşebileceği unutulmamalıdır.

1918’lerde Türklerden ulusal bir devlet çıkabileceği, Türklerce de beklenmiyordu. Ama işte bu halk kendi içinden bir Mustafa Kemal çıkardı ve bu ütopya gerçekleşti.

Şimdi önemli olan onu koruyup geliştirebilmektir.

Cumhuriyetimiz kutlu olsun, mutlu olsun, ilelebet payidar olsun… 

 

SELİM ESEN

GERCEKEDEBİYAT.COM