Sinemacı Nazım Hikmet

Sinemacı Nazım Hikmet

03 Haziran 2018 - 983 kez okundu.

Önce belirtelim onun yapıtlarında başkalarında olmayan ve bir özgücü/dinamik var: O nedir? Bakış ve görme üstünlüğü, yeteneği…

Buradan başlayalım: Nâzım Hikmet, “görüntü”nün gücünü, bakış açısını, siyasal görüş ve ideolojisinin çizildiği Sovyetler Birliği’nde on dokuz yaşında edindi. Nâzım Hikmet’in, “Açlık…Açlık…Açlık…” adlı belgesel bir film görerek yazdığı “Açların Gözbebekleri” adını taşıyan şiir, anlatımın dışında, sadece basamak biçiminde sıralanan dize yapısıyla değil, “sözcük”lerinin kullanılışıyla da görsel ve sinematografik benzeşimler içerir ve bu şiirler sürer gider… Nâzım yirmili yaşlarda daha önce rastlanmamış ölçüde sınırsız ve yaratıcı, cesur, korkusuz bir görme/bakış ufku nun içinde yer alır ve bunu ölünceye dek sürdürür.



Bakış/görmenin ögeleriyle zenginleşmiş onun ilk belirgin büyük şiiri “Benerci Kendini Niçin Öldürdü? Nâzım, sinemanın anlatım olanaklarını destan şiiri "Memleketimden İnsan Manzaraları” ve  son şiirlerinden “Saman Sarısı “nda daha gelişkin kullanır. Yakın dostu yazar Ekber Babayev bu şiirlerinde Nâzım’ın sinemanın anlatım ve kurgu yönteminden geniş ölçüde yararlandığını söylemektedir.” filme çekilmese de neredeyse aynı yıllarda Luis Bunuel ve Salvador Dali ile birlikte başlayan gerçeküstücü sinemaya yazılmış bir metin gibidir.

SİNEMA SERÜVENİ

Bir yanda Türkiye Komünist Partisi ile yaşadığı sorunlar, diğer yanda babasının ölümüne üzüldüğü 1932’li günlerde, Nâzım’ı Türk tiyatrosunun en öndeki adamı Muhsin Ertuğrul ziyaret eder ve yazarlık yeteneğini çok iyi tanıdığı Nazım’a birkaç piyes sipariş eder. Nâzım ona Kafatası ve Bir Ölü Evi piyesini yazar. Ardından da yine onun isteğiyle Türk ulusal kurtuluş savaşının öyküsü Bir Millet Uyanıyor filminin çekiminde reji asistanlığı yapar.

Nâzım artık bir yanda senaryo yazacak, öte yanda İpek Filmin seslendirme stüdyosunda (8 temmuz 1933) cezaevine girdiği 1938 yılına kadar çalışacaktır.  Bu evrede Mümtaz Osman takma adıyla tümü Muhsin Ertuğrul tarafından çekilen “Karım Beni Aldatırsa” “Söz Bir Allah Bir” (1933) ve “Cici Berber” (1933) operet filmlerinin senaryolarını yazar.



Yunanlılarla ilk ortak Türk yapımı “kaza ve kader konusunu tartışan” “Fena Yol“u (1933)  tanınmış yunanlı yazar Grigorios Ksenopoulos’un romanından uyarlar. 1933 yılında Max Neufeld’in çevirdiği  “Sehnsucht 202” adlı Alman müzikli komedisinden uyarlanan “Milyon Avcıları“nı senaryolaştırır. “Aysel, Bataklı Damın Kızı” nın başarısında Nâzım’ın senaryosunun önemli rolü vardır. Kendi yönettiği  “Güneşe Doğru” sinemayı tiyatronun baskısından  kurtarma yolundaki  ilk önemli adım olacaktır.

Mümtaz Osman takma ismiyle yazdığı diğer senaryolar şunlardır: “Tosun Paşa (1939) , Şehvet Kurbanı (1940) , Kıskanç (199-42) , Kahveci Güzeli (1941), „Kızılırmak Karakoyun” (1947).

Nâzım özgürlüğüne kavuştuğu 1951 yılında, “Üçüncü Selim’in Gözdesi”ni, “Barbaros Hayrettin Paşa”yı ve ardından “Lale Devri”filmlerinin senaryosunu yazacaktır. Son yazdığı “Balıkçı Güzeli- 1002’inci Gece ” senaryosu,  öldürülmemek için Rusya’ya kaçtıktan iki yıl sonra tamamlanır


Nâzım özgürlüğüne kavuştuğu 1951 yılında, “Üçüncü Selim’in Gözdesi”ni, “Barbaros Hayrettin Paşa”yı ve ardından “Lale Devri” filmlerinin senaryosunu yazacaktır. Son yazdığı “Balıkçı Güzeli- 1002’inci Gece” senaryosu,  öldürülmemek için Rusya’ya kaçtıktan iki yıl sonra tamamlanır.

Geride kalan senaryolarını yazdığı filmlere bakarak Nâzım şunları söyler: “Üzüntüm, benden tek kelimeyle gerekirse altına imzamı koyacağım ciddi ve gerçeklikte senaryo istememeleridir.”

Yurt dışındaki sürgün yıllarında Macar sineması için “En Büyük Kötülük“ü yazacaktır. Polonya’da filme çekilmesi için “Yusuf ile Zeliha“yı yeniden yazar… Çekoslovak ve Bulgar sinemacılarınca “Bir Aşk Masalı” senaryosu filme alınır. Ancak Nâzım, eski Alman filmlerindekilere benzer devasa dekorlarından ötürü bu iki filminden de hoşnut olmaz…


1953 yılında yazdığı "Fransa-Vietnam” adlı  senaryosunda, sömürgeci Fransız ordusuyla Vietnam’a giden genç Piyer’in  gördüğü gerçekler karşısında geçirdiği değişimi anlatır, ancak bu senaryo filme çekilmez.

ÖLÜMÜNDEN SONRA

Doğu’nun Romeo ve Jülyet’i Ferhad ile Şirin’i anlatan  “Bir Aşk Masalı” ve  “Yaşamak Güzel Şey be Kardeşim” Rusya’da, ancak ölümünden sonra çekilir.  Azerbaycan’da ise “Enayi” senaryosu filme alınmıştır…

Nâzım’ın yaşamı üzerine bir film 1990’lara girerken adı hala yasaklar listesinde bulunan Türkiye’de mümkün değildir. Ali Özgentürk’ün “sayıklama” olarak nitelendirdiği “Su Da Yanar“dan sonra, Başar Sabuncu’nun “Yolcu” ve son kez de Biket İlhan’ın çektiği « Mavi Gözlü Dev (2006)» filmi izleyicinin karşısına çıkar.

Prof.Dr. OĞUZ MAKAL'ın yazısının tamamını okumak için...

Nazım Hikmet'in Senaryoları (Mümtaz Osman adıyla)

Karım Beni Aldatırsa

Fena Yol

Söz Bir Allah Bir

Cici Berber

Milyon Avcıları

Aysel Bataklı Damın Kızı

Leblebici Horhor Ağa

Kıskanç

 

Ercüment Er adıyla:

Kızılırmak Karakoyun

 

Yönetmen:

Düğün Gecesi-Kanlı Nigar (kısa film)

İstanbul Senfonisi (kısa film)

Bursa Senfonisi (kısa film)

Cici Berber (Muhsin Ertuğrul ile)

Güneşe Doğru (1937)

gercekedebiyat.com