Şerif Mardin ölmüş... Üzüldünüz mü? / Özdemir İnce

Şerif Mardin ölmüş... Üzüldünüz mü? / Özdemir İnce

06 Eylül 2017 - 31579 kez okundu.

Sait Nursi’yi legalize etmeye çalışan ve Nurculuğu bir sivil toplum kuruluşu olarak ilan eden ve AKP iktidarını her vesileyle destekleyen Prof. Dr. Şerif Mardin hakkında iyi konuşmamız mümkün mü?

Özdemir İnce'nin www.ozdemirince.com'da yayınladığı yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz:

 

ŞERİF MARDİN GERÇEĞİ GİZLİYOR

“Muhafazakar Türkiye”nin bütün katman ve kesimlerinde, İslamcı muhitlerinde unvanlar ve payeler bol kepçe dağıtılır. Bu kimselerin dokuza çıkan adı her ne olursa olsun bir daha inmez sekize. Böylece yazar, düşünür, bilim adamı olması gerekenler şeyhleşirler.

Bu çarpıklığı Prof. Dr. Şerif Mardin örneğinde de görüyoruz.

Şerif Mardin’in öğrencisi olmadım, tanışmadım, kendisine herhangi bir cemaat hayranlığım yok. Kitaplarını son birkaç yıl içinde okumaya çalıştığım için,  ne sosyal bilimciliğine ne de bir aydınlığına. 






 

Neden böyle olduğunu  anlatayım:

Ayşe Arman’ın Şerif Mardin ile yaptığı ve  16 Eylül tarihli Hürriyet’te yayınlanan söyleşide herkes gözünü sosyologun tek cümlesine çevirdi. Gazete yazıcıları da sadece, türban yasağının yüzde yüz antidemokratik olduğunu, kadınların geleceğini tehlikede gördüğünü ileri sürdüğü cümleyi ele aldılar. Mardin’in kadınların geleceğini tehlikede gördüğünden etkilenen gazete yazıcılarının bunca yıldır akılları neredeydi? 1970’lerin ortalarından itibaren meydana gelen olumsuz gelişmeleri kör gözleri göremeyenler şimdi alkış mı bekliyorlar?

Kadınlarla ilgili çok ciddi sorunların olduğunu söyleyen Şerif Mardin,  “Belki de bütün bu korkular  yersizdir” diye ekliyor. Bir toplumsal  olgu ya tehlikelidir ya da değildir. Bu olguyu bir sosyolog tehlikeli bulabilir, bir başkası bulmaz. Bu da doğal. Ama tehlikeyi saptayan bir bilim adamının “Belki de bu korkular yersizdir” dediğine ilk kez tanık oluyoruz.

Oysa tehlikenin ne olduğunu kendisi açıklıyor:

“19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda Anadolu’da çok teşkilatçı bir dini kurum yayılmıştı: Nakşibendilik. Nakşibendilik, yalnız dini inanç değil, aynı zamanda insanlara yön vermeye çalışan bir kuruluştu. Türkiye’de bilinmeyen bir şey, Nakşibendilerin 18. yüzyılın sonunda ve 19.yüzyılda teşkilatçı olmaya başladıkları. Mahalli teşkilatçı. Devletle rekabet halinde. Kemalistlerin göremedikleri şeylerden bir tanesi, Nakşibendilerin kurdukları teşkilatın ne kadar güçlü olduğu. Bunu anlayamadılar.”

Prof. Dr. Şerif Mardin fena halde yanılıyor. Cumhuriyet, Nakşibendiliğin nasıl bir bela olduğunu taa birinci Meclis’te görmüştü. Çıkartılan "Devrim Yasaları" bunun en önemli kanıtı.

Başta Şeyh Said isyanı olmak üzere Kürt isyanlarının Nakşibendiler tarafından çıkartıldığını bilmiyor mu Şerif Mardin? Devletle rekabet halinde olan Nakşibendiler, Nurculuk, Yeni Nurculuk (Fethullahçılık) ve öteki cemaatler neden teşkilatlandılar? Cumhuriyeti yıkmak için! Bunun böyle olduğunu çok iyi biliyor Said Nursi uzmanı ve hayranı Şerif Mardin ama bilimsel dürüstlüğü unutup söylemiyor gerçeği! Söyleyemiyor! Söylemeliydi!

17 Eylül tarihli Hürriyet gazetesinde Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Mustafa Bumin’in de uyardığı gibi, sorun sadece türban değil, modern kadınlarımızın dekolte kıyafeti ya da boğaz sefaları değil.

Her geçen gün büyüyen İslamcı faşizm. Bu faşizmi görenlere paranoyak muamelesi yapıldı.

“Roberto Carlos Cengiz Çandar takımı” tarafından "anti demokrat" ve "askerci" ilan edildi. Kimileri uyanıyor ama artık çok geç. Nakşibendi darbesi çoktan başladı. Çok yakında nur topu gibi bir Nakşi Anayasamız da olacak.

ÖZDEMİR İNCE

(Hürriyet, 26  Eylül 2007)

 

ŞERİF MARDİN KİMDİR?


Galatasaray Lisesi'nde başladığı orta öğrenimini Amerika Birleşik Devletleri'nde tamamlamıştır. Lisans öğrenimini 1948 yılında Stanford Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nde; Yüksek Lisansını 1950 yılında John Hopkins Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Bölümü'nde ve Doktorası nı 1958 yılında Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü Siyaset Bilimi Bölümü'nde tamamlayan Şerif Mardin, 1954-1956 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Araştırma Görevlisi olarak görev yapmıştır. 1957 yılında Hürriyet Partisi'nde genel sekreterlik görevini üstlendiği dönemde 1954-1966 yılları arasında yazılarının yayınlandığı ve dönemin en önemli dergilerinden biri olan Forum Dergisi'ndeki yazarlık faaliyetlerine başlamıştır (Kayalı 1983). 1958-1961 yılları arasında Princeton Üniversitesi fiark Çalışmaları Bölümü'nde Doktora Sonrası Araştırmacı; 1960-1961 yılları arasında ise Harvard Üniversitesi, Orta Doğu Enstitüsü'nde araştırma bursu kapsamında çalışmalar yapmıştır. 1961- 1972 yılları arasındaki dönemde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Doçent ve ardından Profesör unvanları ile akademik yaşamını sürdüren Şerif Mardin, Türkiye'de ve yurt dışında birçok üniversitede misafir profesör olarak akademik ve idari hizmetlerde bulunmuş, 1967-1970 yılları arasında Türkiye Sosyal Bilimler Derneği kurucu başkanlığı görevini yürütmüştür. 1973-1991 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi iktisadi idari Bilimler Fakültesi'nin kurucu dekanı ve Siyaset Bilimi Bölümü'nde Profesör olarak görevler alarak Türkiye'deki sosyal bilimsel düşün açısından çok önemli katkılarda bulunmuştur. Forum Dergisi yazarlığı ve Hürriyet Partisi Genel Sekreterliği gibi akademik bir perspektifi göz ardı etmeksizin giriştiği siyaset alanındaki çalışmalarının ardından 1994 yılında kurulan Yeni Demokrasi Hareketi'nin kurucu üyeleri arasında rol almıştır. Şerif Mardin'in 1962 yılında Princeton University Press'ten "The Genesis of The Young Ottoman Thought" (Yeni Osmanlıların Düşünsel Yapıtları) adıyla yayınlanan Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü'ndeki "The young Ottoman movement: a study in the evolution of Turkish political thought in the nineteenth century" başlı klı doktora çalışmasının genişletilmiş hali ve 1964 yılında yayınlanan "Jön Türklerin Siyasi Fikirleri: 1895-1908" başlıklı çalışmaları başta gelmek üzere Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'ndeki akademik iklim ve Forum Dergisi'ndeki yazarlık deneyimleri, daha sonraki çalışmalarının ana eksenini teşkil eden "Türk Modernleşme Problematiği" ve "Türk Siyasal Yaşamı" konusundaki çalışmaları açı- sından önemli kavşak noktalarını teşkil etmektedir.