Max Ernst, "Yağmurdan Sonra Avrupa” tablosunu niçin yaptı?

Max Ernst,

22 Aralık 2012 - 14606 kez okundu.

SÜRREALİZMİN VE DADANIN İFLAH OLMAZ ÇOCUĞU: MAX ERNST


İşsiz güçsüz, dindar bir ressamın altı çocuğundan biriydi. Altı yaşında ablalarından birinin ölmesi onu son derece olumsuz etkilemiş, oldukça hırçın ama yaratıcı bir çocukluk dönemi geçirmişti.

 

Savaş yıllarına kadar Bonn Üniversitesi’nde felsefe öğrenimi görmüş, Köln’de karşılaştığı Parisli ressamlara ait bir sergiyi izleyince ressam olmaya karar vermişti. Önceleri Van Gogh etkisinde resimler yapmış,1913’te Paris’e yaptığı bir yolculuk sonrasında Picasso’ ya yakınlık duymuş, bu arada ekspresyonist bir üslupla resimler ortaya çıkarmıştı.

 

1. Dünya savaşından bir hayli etkilenen Ernst , 1914 tarihini ölüm tarihi olarak ilan etmiştir. Bir süre sonra ise Dadacıların liderliğini yapmış, 1920’ de Paris’te açtığı bir serginin ardından 1922’de bu kente taşınmıştır.

 

Orada sürrealist otomatizm kuramını geliştirmekte olan Andre Breton’la tanışmış ve sürrealist dergilerde yazmaya başlamıştı. Frotajı ve diğer otomatik teknikleri geliştiren Max Ernst,  2.Dünya Savaşının patlak vermesiyle Fransız hükümeti tarafından “düşman “olduğu gerekçesiyle tutuklanmıştı. Paul Eluard’ın da içinde bulunduğu bu durumdan kısa bir süre sonra kurtulmuşlardı. Ancak bu kez de Nazilerin Fransa’yı işgal etmelerinden dolayı tutuklanmış,1941 yılında arkadaşlarının yardımıyla hapishaneden kaçırılarak New York ‘a yerleşmiş ve yaşamının geri kalan kısmını burada ve Fransa ‘da geçirmişti.

 

SANATÇI MAX ERNST


Wille Spies, Max Ernst’in sanatını incelerken onun çalışmalarında içerik sorusunun yanıtını bulmanın zor olduğunu söylüyor. Bazı resimlerin kolay anlaşılır olmasına karşın çoğu zaman izleyicinin karşılaştığı çözümleme güçlüğü, sanatçının teknik özelliğiyle değil, felsefesiyle doğrudan ilintilidir.

 

Max Ernst için sanatçının ortaya koyduğu yapıt, izleyicinin onu yorumlaması konusunda adeta bir meydan okuma gibidir. Ernst anlatımına her zaman gerçek dünya unsurlarından biriyle başlar, sonra ona tepki gösterir ve onu dönüştürürdü. İşte –en yalın tanımıyla-izleyiciye düşen, bu süreçle resmi çözümleyebilmekti.

 

Bu süreci Max Ernst: şöyle anlatmaktadır:  "…iki uzak gerçekliğin yabancı bir düzlemde şans eseri buluşmasının kullanımı ya da kısaca gerçeğin sistemli biçimde değiştirilmesinin kültürü benim resmimin temelidir.”

 

Sonuç olarak kendine çok geniş bir hareket alanı bulan Max Ernst, sürekli değişim içinde pek çok şeyi seçerek ya da reddederek sonsuz yorum olanağına kavuşur. Onun sanat yapıtlarını çözümleyebilmek için Sürrealizmi iyi anlayabilmek ve sanatçının felsefeci kişiliğini iyi özümsemiş olmak gereklidir.


“Yağmurdan Sonra Avrupa”,Max Ernst,1940-1942


Sanatçı 1942 yılında yaptığı  “Europe After the Rain” adlı tablosunda tahrip edilmiş bir doğayı en ürkütücü biçimiyle resmetmiştir.Tuhaf bir canlı mahvolmuş dünyada aç gözlerle dolaşmaktadır. Bu resim uygarlığın gelişimine kuşkuyla yaklaşan dönem sanatçılarının fantastik kaygılarını dile getiren trajik öğelerle dolu bir çalışmadır.


“Ermiş Antonius’un Eğilimi”, Max Ernst,


1945’te yaptığı mistik öğeler taşıyan bu tablosunda ise insanoğlunun bütünüyle yıkıma uğrattığı bir dünyada dönüşüme uğramış hayvanlar da bu yıkımdan paylarını almışlardır. Lewi Strauss’un, “Dünya insansız başladı, insansız bitecek” tezini Max Ernst’in benimsediği yazılır.

 

İnsan bilincinin mutluluğu ve esenliği getiremediğini düşünen sanatçılar, Breton önderliğinde Freud’un bilinçdışı kuramına yönelmiş, Dadacılığın temelsizliğinden Sürrealizme sığınarak kurtulmaya çalışmışlardır.

 

Dali ve Max Ernst’le en yetkin örneklerini sergileyen bu harekette de düşlerinde yarattıkları-ve aslında hiçbir zaman ait olamadıkları-dış gerçekle kuramadıkları sağlıklı nesnel dünya hayali şaşırtıcı denecek kadar fazla yer almıştır.

 

Tülay Elgün

Gerçekedebiyat.com