Masal Çınlatısı / Ümran Ersin

Masal Çınlatısı / Ümran Ersin

25 Aralık 2018 - 1509 kez okundu.


kanadı titrek kuşsa Sultanahmet avlusu
içlerinden birinin adı Anka
Eminönü poyrazlanmalı Tophane'ye doğru
gel
bu gece olsun mutlu ölelim
sende ikimiz
bilirsin
taş masumdur çocuk avucunda
 
bir tabak yem’e kendini tutsak eden
avlu kuşundan yok ayırdı
insan'oğlu doğmuşken insanın
yalnızlığında tek bir gecenin
mutlu ölebiliriz bir dene
 
tenha vapur serinliği
düşen söze kaysın akşam
elini denize daldır
parmaklarından akan ışıklarıdır Galata' nın
incesazdan şarkıymış derler
yosun kokusu sinik o eski Karaköy fotoğrafı
 
belki o gün geceyi beklemeden ölmüştüm
bilinmiyor
tarihe düşen bir kayıt yok şimdilik 
 
ninni bakışlı akşam kucağı
adam bankta bir kadını bekler
dalgalar geçer dalgalar biter
beklenen kadın başka bir zaman boyutunda
yollarını balıklar keser
 
hiç ölünmeyecek günleri
düşleyerek geçendi zaman
görmedim
o sonsuzluğa açılan yol
ama ben gitsem
rüzgar gelir miydi arkamdan
 
yağmura inceden bir fular
boyundan çözülüp usulca iner
kirli sokak lambası
eğilip sen bakmıştın hani
anımsa
Ilıktı bir tutam Kasım serpintisi
Üsküdar’dı yağmur
anı defterinde kımıldayan
yitik gölgeler vakti
 
yaz gecesi çocuk dolu taş avlu
ne çok anı ağırladı ne çok insan
çiy damlamış hayat
hiç bırakılmadı ki kurusun diye kenara
değişmez uzamında uykulu yıldız eğilip
merakla bekliyor masal sonunu
çöl rüzgarının bu yüzden sabrı
 
küçük çocuk postacı olmak isterdi
ancak o zaman bilirdi merak edileceğini
şimdi gelen her e-posta
kulağına düşen bir masal çınlatı
 
Ümran Ersin
GERCEKEDEBİYAT.COM