Kıbrıs’tan Aykırı Notlar / Sultan Su Esen

Kıbrıs’tan Aykırı Notlar / Sultan Su Esen

05 Aralık 2016 - 3835 kez okundu.


Kıbrıs’ta var olma sorunu yaşanıyor. Bugün KKTC nüfusunun yaklaşık iki misli İngiltere’de bir o kadarı da Türkiye’de yaşıyor. Belli ki kendilerini çeşitli nedenlerle daha güvenli mekânlara atmışlar. Kıbrıs’ta kime sorsan; eşi Türkiye’den… Ben de eşimden dolayı Kıbrıs vatandaşıyım ya…

Son günlerde Kıbrıs halkı kaygılı…

Barış görüşmeleri, su alan gemi misali denizin ortasında SOS veriyor.  Yolda, lokantada, hamamda, Saunada konu hep aynı…

Ne olacak Türkiye’nin hali? Yani, Türkiye’deki belirsizlik, sistemin değiştirilmek istenmesi ile fazlasıyla ve yakından ilgileniyorlar. Her iki taraftaki belirsizlik sokaktaki sade vatandaşı tedirgin ediyor. Kendini nasıl güvenceye alacağını bilemediğinden Akdeniz’in ortasında yüzen transatlantik görünümündeki bir kara parçasının yazgısına bırakmış kendini. Mülk’e akın var…

Kimi Türkler, Kıbrıs’ta kimi Kıbrıslı Türkler de Türkiye’de mülk alıyor. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu kimse bilmiyor. Yunan tarafı, -burada edinilen mülklerin tapusunun geçersiz olacağı- propagandasını yayıyor. Bu söylemler ister istemez insanı düşündürüyor.

Türk tarafında sağlam politika izlenmediğini, deneyimsiz kişilerin görüşmeleri yürüttüğünü belirtiyorlar. Bu görüşü, bizimle aynı otelde konaklayan ünlü diplomatımız Onur Öymen’in konuşmaları da doğruluyor. Öymen’in yorumlarına Golden Tulip Oteli’nde kulak misafiri olduk. Halkın endişelerini doğrularcasına; KKTC’yi önceden uyardıkları, bilgilendirdikleri halde görüşmelere deneyimsiz, bilgisiz, yanlı olabilecek kişilerin katıldıklarını anlatıyordu.

Türkiye’de kendi sorunlarımızdan başımızı kaldıramazken, Aladağ cinayetinin şokunu atlatamamışken, üzerine yokuşa sürülen Kıbrıs görüşmelerindeki olumsuzlukları da ekledik.

Güne özgü hava gibi içimiz de karardı. Kim bilir, belki de hava durumundan ötürü hep olumsuz şeyleri işitiyorduk. Hoş, gözlerimi aralayarak olumlu şeyler de görmeye çalıştım, ama o gün lise öğrencilerinin protestosu vardı Lefkoşa sokaklarında…

Okul otobüsü devrilmiş üç öğrenci yaşamını yitirmişti. Öğrenciler kazaya, yaz saatine geçilmediğinin, karanlıkta yola çıkıldığının yol açtığını savunuyorlardı…

Ama Ada üzerindeki görüşmeler, Kıbrıs’ın diğer sosyal, toplumsal sorunlarını gölgede bırakıyordu. Uçak kazasında hayatlarını kaybeden tüm Brezilya milli takımı futbolcuları bile…

Otel’de, sokaklarda her yerde sözde ‘Barış Görüşmeleri’ konuşuluyordu. Ada’da Türkiyeli Türklerin ve küçük İsrail gruplarının dışında turist görülmüyordu…

Bizim de gözlemlediğimiz gelişmeleri Saygı Öztürk de gazetedeki köşesinde, “Cumhurbaşkanının eşinin derneğine AB kıyağı” başlığı altında yazmıştı:

“Rumlar’ dan maaş  alan görüşmeci olur mu?”

“Güvenlik Ortadan Kalkıyor…”

“AB Fonları Açıldı…”

“Halk Tapu Yalanlarıyla Kandırılıyor…”

“Uluslararası hukukçulardan görüş alınmadan her istekleri söylenenleri kabul eden KKTC müzakere heyeti görüşmelere başladı…”

Vah ki vah…

Öztürk’ün yazısında belirttiği içerikteydi duyduklarımız gördüklerimiz.

Kısa süren bir uçak yolculuğundan sonra, aylarca yağmayan yağmur biz Ada’ya ayak bastığımızda bardaktan boşanırcasına başladı. Gök gürültüsü gece boyunca sürdü. Kaldığımız süreçte hava hep kapalıydı. “Bereket getirdiniz!” diye takılıyordu tanıdıklar ve tanıştıklarımız. Kıbrıslılar, Ada’nın kanalizasyon sistemi yoksunluğundan, yağmura yaşa alışkın olmadıklarından şaşkınlık içerisindeydiler. Düşünün, alt yapı yok, otobüs tren gibi toplu taşıma aracı yok; buna karşın, aşırı sayıda özel araç yollarda cirit atıyor. Bunca araç hangi parayla alınıyor, depoları hangi parayla dolduruluyor?

Öyle ki, bir evde kaç kişi varsa o kadar araç olmak zorunda yoksa hiçbir yere ulaşamazsınız. Belediye toplu ulaşıma el atmamış, konuyu düşünmüyor bile…

Üniversite öğrencileri çaresiz… Turist ya taksi’ye binecek ya da kaldığı tesisin özel aracına... Ada’lı bu gerçeği kabullenmiş. Belli saatlerde özel dolmuşlarla Girne’ye falan giderseniz, dönüş için, en geç saat altıda son dolmuşa yetişmek zorundasınız. Öte yandan bir elleri yağ’da, bir elleri bal’da: Su Türkiye’den, elektrik Yunan’dan geliyor…



Memur maaşı başta, gıda da Türkiye’den… Çok sayıda Cassino olmasına karşın ada güvenli, insanlar sakin ve saygılı… Ev satın alıp öğrenciye ve gazinoculara kiraya vermek gelir kaynağı… Alkol, Türkiye ile kıyaslayınca ucuz…

Kıbrıs’ta tarihi bir süreç yaşanıyor. Ada’da bulunan garantör ülkelerden İngiltere karıştırıp duruyor. Dilim varmıyor demeye ama bir düşünelim, Kıbrıs Cumhurbaşkanı’nın sözlerinden ne anlaşılıyor?…

Türkiye’den Kıbrıs!a göçüp yerleşenlerin çocuklarına bile vatandaşlık almakta sorun çıkabiliyormuş. Diğer yandan sekiz yıl sürekli adada yaşayanlara bile bazı nedenlerle vatandaşlık verilemiyor. Biz “Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır” diyoruz da yanlış diplomasi yüzünden dünya tarafından sıkıştırılmış Türkiye’ye ne diyelim!

Çoook geç olmadan toparlanıp kendine gel Türkiye’m…

Sultan Su Esen
GERCEKEDEBİYAT.COM