Hodlular'ın Yolculuk Destanı / Hasan Aydın

Hodlular'ın Yolculuk Destanı / Hasan Aydın

25 Ocak 2018 - 1861 kez okundu.


halayda birey
konulmuş kurallarla özgürlük
kabullenilmiş serbestiler
 
kaça kaç uzlaşmadan
efsunkar özgürlükten
kaça kaç özgürlükten
efsunkar uzlaşmadan
 
efelik sıkışılan köşede
efelik sıkıştırana
sıkışmaktan efelik
sıkılana dek itaat
kaytarmak diretilenden
itaat ve kaytarmak
reaya işi yiğitlenme
evvel avariz vergileri
ve celali celallenmesi
“zelamenin zülmünden
terk- i diyar ve cila- i vatan” eyleyen reaya
akçede gümüş harcandıkça
yenik pehlivan
sırt verir çimlere
devir aynı zaman geçer
mübaşir mültezim olur
mültezimler işgal kuvveti
intikam hırsıyla
kaçır ne gönderirsen dağa
ne güne durursun gebe ovada
cilveli dağlar
yari de malı da canı da gizler
hoş geldin adem-i merkeziyet
hoş geldin uzak olan
kırkbin pare köy ile
yeni uzak uzlaşma
 
kuram kuram kurulan
ne olanı ne hayali anlatır
sofraya konulan
ne destan ne soğan
dil hayalin aynası
hayal dilin halin bilmez
dil kıvranır
yalan yanlış
umut dilin yolunda
kurulan yalan
konulan yanlış
umudu yardan attıran bir tatlı laf
hele zihin dile gem vuranda
yalana tuzak kuranda
düşte gör yalanı
düşte kur genel olanı
düşte yola
kurtar gerçek olanı
 
herkes köyünde özgür
jandarma gelene değin
herkes kendi ağası
hükümran çıkına değin
 
köy köye muhtaç
köylü köylüye
yamacı çok
ekimi az bir köyde
kıyamettir kopar
taylar yüklenir
çarıklar bağlanır
ırak engebeli
dağ- o- yüzde insanlar
mala bakar peynir yapar
meyve yolu gözler
yolculuk öyküsü
anlatılır başlar biter
herkeste kaç el
kaç anlatımlık hikaye
mukayeseli üstünlükler
sende meyve
onda peynir
bunda patiska diril
dağ o yüzde ticaret takas
çarıklar cizlavatlar trabzonlar
yırtıldı yarıldı delindi
rüzğar bıçak ağzı
kar bitimsiz
beyaz heyula
Göle yolları bela
 
Yola baharla çıkarsa
Dağlar çiçek
Yar gözlü menekşe
Pancar
Yar dudaklı mineler
Gönlümce açan
Ekini saran
Gelincik tarlaları
Türkü söyler çağlayan su
Toprak döşek
Gönlüm açmış
gönlüm ateş böceği
Gönlüm selde
Gölette su
Okşayan hava
Ve fırtına
Bezirgan yazgı
Açılan dağlara
İçilen günlere
Ve huysuz gönüle
Bir düz bir kıyamet
 
Hizmet Allah
Nimet boğaz için
Hasret günler
Tabakada sarı
Gazete kağıdı kavi
Dumanı sarı
Öksürüğü içten gelir
Kaçak tütünün
 
Günler kahve
Elaya çalar
Yaşmak arasından
Kara kuyu gözler
Rüyada aşk
Dere soğuk
 
Mumlanmış kendir ipi
Çift iğneyle diker muhkem
Araba lastığı yemeni
Adımlar kaygan çukur
Dökülen yağmur
Yakar gönülde hasreti
Dolanda gel
Kol dola da hasret bite
 
Menşuke der idik yara
Gurbette olmak bir yara
Özlem gönlüm yara yara
Geçer günler
Takvimsiz saatsiz
Yol konak uyku yol konak
Saat çıktı yol uzadı
 
Yaşanılan güzel günler
Ne tarih ister
Ne tarihçi
Anmak özgür
Özgürlük eşit
Hayal kuranda
 
Yola çıkan bekar ise
Hele sözler kesilmişse
Gelen hazırlıktır
Has kumaşlar
Ala vala alınmıştır
 
Telaş kıyamet
Dereler ters akar
Başladı davul vurmaya
Zurna boşuna yırtınır
Yankılanan davul sesi
Sıkılan bini aştı
Ayağına batıyor kovanlar
Halay çekenlerin
 
Düğün bu davul zurna
Ve silah sesiyle
Meşruiyet
Ayan ile beyan olan
Gümbürtüyle ilan olur
 
Gençler gizliden içer
Alanen sarhoş olur
 
Değirmene gider gibi
Su sırası bekler gibi
Gözden yaşlar düşer gibi
Düğünler yapılır
Destanlar düzülür
Ailede hazırdır
Varılacak erkek alınacak kız
 
Sevdiğim gel yola yola
O bayaz kolların boynuma dola
 
Ah hele yol bitip kış gelende
Kara gözlü bal ağızlı yar ile
Kalın döşek evreninde
Ne ateşler yakılır
 
Öpüşmesiz sarılmasız
Uzaktan yanar yürek
Yürek üveyik
Narin
Yürek mazı
Elvereni bağlar
Bağlanan sel
Gemlenen fırtına
Koşan kaya
Genç olmak
 
Yüze kadar sayar gibi
Masal anlatır gibi
yaşamak

HASAN AYDIN
GERCEKEDEBİYAT.COM