Herkesin okuması gerekmeyen 150 roman! / Dr. Ali Ulvi Özdemir

Herkesin okuması gerekmeyen 150 roman! / Dr. Ali Ulvi Özdemir

28 Ağustos 2016 - 8242 kez okundu.

252- Bugüne Kadar Okuduğum En İyi Romanlar

Zaman zaman herkes gibi listeler yapıyorum. Bazen de öğrencilerin soruyorlar.

Ben de 2008 de yaptığım bir listeyi yeniden düzenledim.

Kuşkusuz çok öznel, eksikleri olan, her türlü eleştiriye açık bir liste. Ancak bu tür listelemelerin kaçınılmaz sonucu budur.

Ayrıca sadece benim okuyabildiğim kitapları içermesi bakımından burada olmayı hak edecek bir çok kitap listeye yazılamadı.

Örneğin Don Kişot. Henüz okuyamadığım için kendime hep kızdığım bir kitaptır. Bunun yanında hemen aklıma gelen örneğin Louis – Ferdinand Celine’nin “Gecenin Sonuna Yolculuk” ya da Robert Musil’in “Niteliksiz Adam” romanları  büyük olasılıkla okunduklarında listemin baş köşesinde yerlerini alacaklar.

Ama bu yaşa kadar okuyamadığım bir “Sefiller”i bundan sonra okur muyum, bilemiyorum. Ya da Marcel Proust, bir okuma maratonu için kampa girilip ilerde bir zaman okunabilir mi?

Neyse, şimdi bugüne kadar okuduğum en iyi romanlar listem şöyle:


1- Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı- Romain Gray
2-Ay Sarayı-Paul Aster
3,4-Ekmek Arası ve Factotum - Charles Bukowski (Devam romanlar sayılabilirler. Ama birini seçmem gerekirse Ekmek Arası’nı seçerdim.)
5-Boyalı Kuş-Jerzy Kosinski
6-Fuck-Up-Arthur Nersesian
7-Açlık-Knut Hamsun
8-Clichy’de Sakin Günler-Henry Miller
9-Yabancı-Albert Camus
10-Afrikanın Yeşil Tepeleri- Ernest Hemingway
11- Bahara Kadar Bekle Bandini-John Fante
12-Bitmeyen Kavga-John Steinbeck
13-Günlerin Köpüğü-Boris Vian
14- Dava-F.Kafka
15-Neden, Mahzen, Soluk, Soğukluk ve Bir Çocuk - Thomas Bernhard (5 kitabı tek bir kitap olarak alıyorum)
16-Gönülçelen-J.David Salinger
17- Lady Chatterly’in Sevgilisi-David Herbert Lawrence
18- Vahşetin Çağrısı-Jack London
19-Satranç-Stefan Zweig
20-Marcovaldo- Italio Calvino
21-Venedikte Ölüm-Thomas Mann
22-Yalnız Adam-Eugene Ionesco
23-New York Köleleri- Tama Janowitz
24-Kodin-Panait Istrati
25-Koku-Patrick Süskind
26-Paris ve Londra’da Beş Parasız- George Orwell
27-Şeyler-Georges Perec
28-İkinci Caddenin Çılgın Yeşili-Erje Ayden
29-Kelebek-Henri Charriere
30- Boyalı Ev- John Grisham
31-Kırmızı Pazartesi – Gabriel Garcia Marquez
32-Büyük Ada- Christian Signol
33- Ben Roque Waterfall, Hiçbir İş Yapmıyorum-Jorge Parrondo
34- Öç Günlüğü, Kader Dönemeci-Forrest Carter İki kitabı birlikte düşünmemek için bir neden yok.)
35- Ayrılmak-Dan Franck
36-Tatar Çölü-Dino Buzzati
37-Sineklerin Tanrısı-William Golding
38- Karanlıkta Yolculuk-Jean Rhys
39-Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım, Deli Fişek - Jose Mauro de Vasconcelos (Bir üçlü oluşturdukları için. )
40- Yeşil Yol-Stephen King
41-Dikbaşlılar-Enrico Brizzi
42-Mavi Gözler Siyah Saçlar-Marguerite Duras
43-Köpekler-Gordon Williams
54- Budala-Dostoyevski
55-Karamazof Kardeşler-Dostoyevski
56-Yeraltından Notlar-Dostoyevski
57-İnsancıklar-Dostoyevski
58-Beyaz Geceler-Dostoyevski
59- Kumarbaz-Dostoyevski
60- Ölü Canlar-Gogol
61-Anna Karanina-Tolstoy
62-Babalar ve Oğullar-Turgenyev
63-Çağımızın Bir Kahramanı-Lermontov
64-Kaderci Jacques ile Efendisi- Diderot
65-Robinson Crusoe-Daniel Defoe
66-Çılgın Kalabalıktan Uzak-Thomas Hardy
67-Dönüşüm-Franz Kafka
68-Yukarı Mahalle- John Steinbeck
69-Sardalye Sokağı- John Steinbeck
70-Tatlı Perşembe- John Steinbeck
71-Fareler ve İnsanlar- John Steinbeck
72-İnci- John Steinbeck
73-İhtiyar Balıkçı-Ernest Hemingway
74-Çanlar Kimin İçin Çalıyor- Ernest Hemingway
75-Silahlara Veda- Ernest Hemingway
76-Güneş Gene Doğar- Ernest Hemingway
77-Paris Bir Şenliktir- Ernest Hemingway
78-Cennet Bahçesi- Ernest Hemingway
79- Durgun Akardı Don-Mihail Şolohov
80- Beyaz Diş-Jack London
81-Azizler ve Alimler-Terry Eagleton
82-Uyumak İsteyen Çocuk-Michel Brule
83-Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek- Boris Vian
84-Körleşme-Elias Canetti
85-Adımlar-Jerzy Kosinski
86-Bir Yerde-Jerzy Kosinski
87-Kadınlar-Charles Bukowski
88-Hollywood-Charles Bukowski
89-Postane-Charles Bukowski
90-Yükseklik Korkusu-Paul Aster
91-Cebi Delik-Paul Aster
92-Şans Müziği-Paul Aster
93-Yanılsamalar Kitabı-Paul Aster
94-Kehanet Gecesi-Paul Aster
95-New York Üçlemesi-Paul Aster
96-Bunker Tepesi Düşleri-John Fante
97-Roma’nın Batısı- John Fante
98-Los Angeles Yolu- John Fante
99-Üzümün Kardeşliği-John Fante
100-Hayat Dolu- John Fante
101-1933 Kötü Bir Yıldı- John Fante
“Bugüne kadar okuduğum en iyi romanlar” listesini 2008 yılında, önce “En iyi romanlar” listesi olarak yapmaya başlamıştım Ama savaş romanları, Türk yazarların romanları ve polisiye romanlar gibi ayrı kategoride ele alınması daha doğru olan romanlar bu 101 kitaplık listede yer almamıştı. Şimdi bu konudaki eksikliklerimizi tamamlamaya çalışalım. Tabii yaptığım listelerdeki bütün kitapların benim okuduğum kitaplar arasından yapılmış bir seçmeye dayandığını hatırlatmak istiyorum. Belki belirtmeye gerek yok ama,  elbette bu değerlendirmelerim bu tür listelemelerin hepsinde olduğu gibi bütünüyle kişiseldir. Herkes kendi listesini ve sıralamasını kendi ölçütleriyle yapacaktır.

Önce en iyi savaş romanlarından başlayalım. Tabii bu listenin başlığını “En beğendiğim Savaş Romanları” olarak koymakta fayda var. Listeyi yaparken 1.. diye başlamıştım. Şimdi 102’den devam ediyorum:

1...

Bu listenin birinci sırasını oluşturmak ilk listeden daha zor, inanın. Kişisel bir bilgi: Askerlik yaptığım dönemden sonra Türkçe’de yayımlanmış bütün savaş romanlarını bulup okumak gibi bir ilgim ortaya çıkmıştı. Bu listeyi tamamladım mı emin değilim. Sahafları her defasında bir de bu gözle incelemeyi sürdürüyorum. Yeni çıkan savaş romanlarını maddi durumum elverdikçe kaçırmamaya çalışıyorum.

Listenin ilk sırasına aday çok kitap var. Ama her yönden bir roman benim için ağır basıyor. Yine de listenin ilk beş sırasının benim için birbirine çok yakın derecede değerli olduğunu söylemem gerek.

102-Moskova Önlerinde (Volokolamsk Şosesi Savaşları)-Aleksandr Aleksandroviç Bek
103-Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok-Erich Maria Remarque
104-Günler ve Geceler-Konstantin Simonov
105-Çıplak ve Ölü-Norman Mailer
106-Köprü-Manfred Gregor
107-Üçüncü Fişek-Vassil Bikov
108-İnsan Asker Doğmaz- Konstantin Simonov
109-Moskova/ Stalingrat/ Berlin- Theodor Plievier (Üçlüyü tek bir kitap gibi kabul ediyorum).
110-Kanlı Madalya-Stephen Crane
111-Irmağı Geçmek-Ernest Hemingway
112-Stalingarad Siperlerinde- Viktor Nekrasov
113-Yıldız-Emmanuil Kazakeviç
114-Savaş Günleri- Konstantin Simonov
115-Tankların Hücumu-john Toland
116-Bir Askerin Anıları- Heinz Guderian

Türk romanları… Ayrı bir liste olarak 117’den itibaren yazacağım. Bazı yazarlarım var, Orhan Kemal gibi, birkaç eseri hariç hepsini listeme alırdım.

Ama buraya seçtiğim 8 romanını alıyorum. Orhan Kemal, benim için aşılmaz bir doruktur Türk romanında. Bunun yanı sıra beni 40 yıllık okuma serüvenimde etkileyen çok fazla Türk romanı olmadı ne yazık ki… Bu sadece benim eksikliğimden kaynaklamıyor.

Ancak benim Fethi Naci’nin “Türkiye’de roman var mı?” sorusundan yola çıkan ve Türkiye’nin sosyolojik/tarihsel tahliline dayanan yanıtlarım yok değil. Şu kadarını söyleyeyim: Eğer roman, bir edebi tür olarak burjuvazinin tarih sahnesine çıkardığı bir tür ise bence Türk romanı yeni yazılıyor, çünkü maddi temelleri yeni oluşuyor.

Tarihsel olarak Fethi Naci’nin sorduğu soru başka türlü de sorulabilir: Biz burjuva devrimimizi ne zaman yaptık? 1908’de mi? İstanbul’da Padişah’ın Meşrutiyet’e tekrar dönüleceğini duyurduğu anda örneğin Van’ın bir köyünde de Burjuvazi’nin değerleri baskın hale mi geliyor? Tabi ki hayır. Böyle bir maddi temel olsaydı romandan önce demokratik kültür oluşurdu (Kendini daha önce vurgulardı.). Böyle bir maddi temel oluşmadığı için, “Türk Romanı”, burjuvazinin tip olarak en belirgin, en olgun halinin şekilleneceği İstanbul’a orantısız biçimde sıkışmıştır. Orada bile köylülük güçlü bir damar olarak kendini belli eder.

Zaten bizim bu günkü kuşakların çok ilgilenmeyeceği ve okumayacağı bir “Köy Romanı” dönemimiz var. Türkiye’nin % 60-70’inin köyde yaşadığı bir dönemde ve durumda hangi birey? Tekil örnekler dışında aradığımızı ne kadar bulabiliriz, tartışma konusu. Yalçın Küçük Hoca’nın “Türkiye’nin Romanesk bir Ülke” demesi aslında boşuna değil. Darağacına tekme atan adamın romanı yazılır, ama o romanda kadın – erkek ilişkisini, dolayısıyla insanı yakalamak yine de zor olurdu. (Aslında bu dönemi bir savaş romanı formatında anlatacak romanlar, roman türüne en uygun açılımı sağlayabilirdi belki.) Ama 40 yıldır PKK ile yürütülen bir savaş var ve nedense hiç savaş romanımız yok.

Bu boşluğu da anı türünde yazılmış bazı denemeler ve Osman Pamukoğlu’nun Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok adlı kitabı doldurdu.

Edebiyatta da boşluk olmuyor. Bana göre 1908 ne kadar simgeyse, 2013’teki Gezi olayları da o kadar simgedir. Bence 2013, gerçek Burjuva Devrimi için çok daha iyi bir başlangıç tarihidir. Hem coğrafi olarak temsil yüzeyi çok daha geniştir, hem de nüfus ölçeğinde katılım yüzdesi çok daha büyüktür. (Aslında Gezi olaylarının yaslandığı coğrafya, toprak öncelikli kurulan ancak bu toprağın tamamını örtecek bir ideolojiyi kuruluşundan beri bulamayan/üretemeyen bir ülkede, gerçek burjuva devriminin ve demokratik ideolojinin örteceği maksimum, bugünküne göre kuşkusuz daha küçük ama daha homojen bir Türkiye’dir. Bu yüzden coğrafi temsili de yüzde yüzdür bence.) Ancak en önemlisi, dile getirdiği (korumaya çalıştığı) değerlerin yaşanmışlığı dolayısıyla romana dönüşme (romanı üretme) potansiyeli açısından çok daha güçlü bir tarihsel zemin sunmuştur.

Benim değerlendirmeme göre bu yüzden Türk romanı gerçek anlamda 2013 yılında başlar! Aradaki yaklaşık 100 yıl, Türkiyede demokratik/burjuva değerlerin yukardan aşağıya doğru serpildiği bir tarihsel dönemi temsil eder. Türk romanı da yukardan aşağıya yazılmıştır çok büyük ölçüde. (Orhan Kemal gibi birkaç usta hariç.) Hatta devlet memuru yazarları, romancıları olmuştur. (Sabah 8 akşam 5 mesaisi ile nasıl romancı olunur? Kafka geliyor aklımıza bu noktada.

Ama her yüzyıla bir tane Kafka ancak düşebilir!) 2013, Türkiye’de tarihsel olarak ilk kez aşağıdan yukarıya doğru gerçekleşmiş yumuşak bir demokratik/burjuva devrimidir. Aşağıdan yukarıya olduğu için de siyasal ayağı eksik kalmıştır. 2013 üzerinde daha çok konuşulabilir mutlaka, ama bana göre Türk romanının güdüklüğü, tarihsel ve sosyolojik nedenlerden dolayıdır. Bu yüzden de bunca yıldır zoraki ve kişisel uğraşlar dışında yabancı dillere doğru dürüst ve yaygın ölçekte çevrilmemiştir, evrensel olamamıştır. Listem bu yüzden kısadır ancak eleştirilere açıktır.


117-Murtaza-Orhan Kemal
118-Bereketli Topraklar Üzerinde- Orhan Kemal
119-Evlerden Biri- Orhan Kemal
120-Arkadaş Islıkları- Orhan Kemal
121-Baba Evi- Orhan Kemal
122-Avare Yıllar- Orhan Kemal
123-Eskici ve Oğulları- Orhan Kemal
124-Bir Filiz Vardı- Orhan Kemal
125-Binboğalar Efsanesi-Yaşar Kemal
126-Orphee-Nazlı Eray
127-Geceyi Tanıdım- Nazlı Eray
128-Ah Bayım Ah- Nazlı Eray
129-Kara Kitap-Orhan Pamuk
130-İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı-Nihat Genç
131-Kitap Evi -Enis Batur

Türk romanları bu kadar. Şimdi beni etkileyen birkaç romanla listemi tamamlayayım:

132-Dişi Şeytan-Amelie Nothomb
133-Kara Sohbet- Amelie Nothomb
134-Kıran Kırana- Amelie Nothomb
135-Kaneraya Gülümse- Amelie Nothomb
136-22/11/63-Stephen King
137-Büyücü-John Fowles
138-Kağıt Ev-Carlos Maria Dominguez
139- Sıfır Sayı Umberto Eco-
140-Diriliş- Michael Punke
141-Palmiyelerin Altında Stevenson-Alberto Manguel
142-Huzursuzluğun Kitabı-Fernando Pessoa
143- Albaya Mektup Yok,Gabriel Garcia Marquez
144- Dul - Jean –Louis Fournier
145- Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam -Jean –Louis Fournier
146- Nereye Gidiyoruz Baba -Jean –Louis Fournier
147- Son Siyah Saçım -Jean –Louis Fournier
150’ye ulaşamadım. Ama beni etkileyen 3 kitap daha yazıp listeyi 150’ye tamamlamak istiyorum:
148-Şans Müziği-Paul Aster
149-Açlığın Biyografisi-Amelie Nothomb
150-Faucault Sarkacı-Umberto Eco

Benim listem bu. Eksik ve eleştirilecek yönü çok. 

Dr. Ali Ulvi Özdemir
gercekedebiyat.com